182,183. “Âyetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri yönden, ağır ağır sonuçlarına yaklaştıracağız. Onlara mah-suzdan mühlet veririm, çünkü Benim düzenim çetindir.” Ey benim yeryüzünde az, ama şerefli kullarım! Sizler hiç üzülmeyin, sakın bu çoklar karşısında ümitsizliğe düşmeyin! Sizler üzerinize düşen neyse sadece onu yapın. Ben bu çoklara, bu hayvanlardan daha aşağı olanlara, bu kendilerine verdiğim insani melekelerini kullanmadıkları için âyetlerimizi yalan sayan, âyetlerimizi yok farz eden, âyetlerimizi boşa çıkaran ve işlemez hale getirenlere mühlet vermekteyim. Onların yollarını açmaktayım ve onları yavaş yavaş hiç bilmedikleri açılardan, hiç hesap edemedikleri noktalardan derecelendireceğiz. Onları ağır ağır derecelendireceğiz diyor Rabbimiz. Tabii anlayabildiğimiz kadarıyla bu derecelendirme işi onların küfürde, şirkte, nifakta ne olduklarının ne kadar ileri gittiklerinin bir derecelendirilmelerinin ifadesi anlamınadır. Çünkü onların her biri dünyada gerçekleştirilen bu derecelendirmenin karşılığı olarak hak ettikleri cezaya çaptırılacaklardır. Herkesin hesabı amellerine göre tutulacak ve belirlenecektir. Kur’an’ın başka yerlerinden de biliyoruz ki hem cennette hem de cehennemde dereceler vardır. Bakın onlardan birinde Rabbimiz şöyle buyurur: “İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz.” (Ahkâf 46) Ne iyilerin iyilikleri ne de kötülerin kötülükleri karşılıksız kalmayacaktır. Dünya hayatında yaptıklarından, işlediklerinden ötürü herkesin amellerine karşılık dereceleri vardır. Cennette cennetlikler için de cehennemde cehennemlikler için de dereceler vardır. Cennetin de cehennemin de dereceleri vardır. Cennetin ve cennetliklerin dereceleri kademe, kademe yukarı doğru yükselirken cehennemin ve cehennemliklerin dereceleri de aşağıya doğru derecelenmektedir. Dereceler ameller karşılığıdır. Cennetliklerinki mükafat ve nimetlerin artırılması türünde bir derecelendirilme iken kâfirlerinki de azabın artması türünde bir derecelendirilmedir. Evet kullarına dereceler verir Allah. Bakıyoruz bugün de birileri dereceler veriyor. Kendi kullarına, kendi kölelerine kimi insanların da dereceler verdiğini görüyoruz. Birinci derece, ikinci derece, üçüncü, beşinci derece gibi dereceler veriyorlar. İlk üç dereceye girenlere, yâni limon gibi suyunu sıkıp posasını çıkardıklarına, pillerini bitirdiklerine yeşil pasaport verenler. Sen dekansın, sen bakansın, sen prof sun, sen doçentsin gibi dereceler dağıtanlar. Veya seni mahiyetime aldım, sen mukarrabûn’dansın gibi lütuflarda bulunanlar filan görüyoruz. Her Rab kullarına elbette dereceler verir. Ama Allah dereceleri o kadar yüce olan ki, katında o kadar yüce dereceler olan ki onun verdiği dereceleri hiç kimse veremez. Ya da bunun bir başka mânâsı da onları hiç bilemedikleri hesap edemedikleri noktalardan derece, derece kademe, kademe bekledikleri kötü sona yaklaştıracağız, yaklaştırmaktayız demektir. Yâni onlar fakında değiller ama aslında kuruldukları andan itibaren yıkılışı yaşayan, yaratıldıkları andan itibaren helâklerini soluklayan insanlardır. Var edildikleri andan itibaren ebedî azaba doğru yürümektedirler. Ama bu zavallılar bunun farkında değiller. Hep yükseldiklerini hep iyi yaptıklarını zannediyorlar ve aldanıyorlar. Evet Allah diyor ki ey müslümanlar! Sakın sizler bu kâfirlerin hayatlarına bakarak üzülmeyin. Tabiri caizse ben onların iplerini elimde tutuyorum. Ve iplerini gevşek tuttuğum için de, yedikleri nanelerden ötürü hemen onları yakalamadığım içinde onlar aldanıyorlar. Zannediyorlar ki hürdürler, zannediyorlar ki yaptıklarından ötürü hesap ödeyecekleri bir makam yoktur. Zannediyorlar ki kendileri üzerinde kendilerini gözetleyen, onlara basir olan, onları kontrol eden bir güç bir otorite yoktur. Biz onlara mühlet verip imkân tanırız ama bilsinler ki bizim tuzağımız ve yakalamamız pek güçlüdür. Allah yaka-ladı mı asla göz açtırmaz. Allah’ın muahezesinden kimsenin kur-tulması mümkün değildir dedikten sonra Rabbimiz bu tür insanları düşünmeye sevk ederek şöyle buyuruyor: