192. “Oysa putlar ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımları olur.” Üstelik bu tanrı bildikleriniz kendilerine bile yardımda bulunamazlar. Bana şirk koşmaya, ortak bilmeye çalıştığınız bu tanrı taslakları bırakın size bir kısım yardımda bulunmayı onlar kendilerine bile yardım edemezler. Allah’tan, Rablerinden kendilerine gelebilecek bir belâyı, bir azabı def etmeye bile gücü yetmeyen bu insanlar nerde kaldı size yardım edecekler? Kendilerine gelen açlık gibi, yorgunluk gibi, hastalık gibi, ölüm gibi bir sıkıntıyı bile defedemeyen bu varlıklar nerde kaldı sizin sıkıntılarınızı giderebilecekler? Bu adamlar nasıl sizin arzularınıza isteklerinize cevap verebilecekler ve sizi hem dünyada, hem de ukba’da nasıl mutlu edebilecekler? Ne yapabilecekler bunlar sizin için? Ölümü engelleyebilecekler mi? Ölüm döşeğine yattığınız zaman iki saatliğine olsun onu geciktirebilecekler mi? Zamânâ iki dakikalığına söz geçirebilecekler mi? Gökten iki damla yağmur indirebilecekler, yerden bir tek bitki bitirebilecekler mi? kendilerine bile sahip olmayan bu tâğutlar nerde kaldı arkalarından giden enayilere bir şey sağlayabilsinler? Evet o sizin Allah’a ortak koşup yasalarını Allah yasalarına tercih ettiğiniz, sizin hayatınızı düzenleme konusunda Allah’tan daha bilgili kabul ettiğiniz varlıklar onlar kesinlikle size hiç bir yardımda bulunamazlar, buna onların güçleri yermediği gibi güçleri yetse bile size yardımda bulunmayı asla istemezler onlar. “İstetaa” kelimesinde bu mânâ da vardır. Yâni onlar size herhangi bir yardım sağlamaya güç yetiremezler, güç yetirseler bile bunu asla istemezler demektir. Çünkü onlar başkalarına vermeye değil almaya alışmış varlıklardır.