203. “Onlara bir âyet gelmediği zaman, "Sen bir tane yapsaydın ya" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahy olunana uyarım. Bu Kitab, inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir.” Onlara Allah’tan bir âyet, bir mûcize gelmeyince sana derler ki sen bulup buşurup getirseydin ya derler. Bu tür beklediğimiz bir âyeti, bir mûcizeyi sen getirseydin ya derler. Alçaklar Allah’la peygamberi karıştırıyorlar. Allah’tan istenmesi gerekeni peygamberden isteyerek cahilliklerini ortaya koyuyorlar. Peygamberim sen de ki; ben sadece Rabbimin bana vahy ettiklerini izlerim. Ben sadece Rabbimden gelenlere tâbi olurum. Onlarla duyar, onlarla bilir ve onlarla hareket ederim. İşte peygamberin misyonu budur. Peygamberin görevi budur. Peygamber yolunun yolcusu olan bizlerin de görevimiz budur. Bizim görevimiz insanlara yeni, farklı, değişik şeyler, harikulade şeyler getirerek insanları hidâyete ulaştıracak değiliz. Bizim görevimiz de tıpkı pişdarımız gibi Allah’tan gelenlere tâbi olmak, tüm hayatımızda Allah âyetlerini izlemek ve insanlara da bunu duyurmak ve ulaştırmaktır. İşte bunlar basiretlerdir iman edecek ve imanlarının gereğini yerine getirecek olanlar için. İman edip hayatlarını bu imanla düzenleyecek, imanlarını hayatlarında görüntüleyecek yâni sâlih amel işleyecek olanlar için bu kitabın âyetleri, basîretlerdir. Evet Rabbinizden size besâir, basîretler gelmiştir. İşte bütün bu anlatılanları anlayabilmeniz için Rabbinizden size kalp gözleri gel-miştir. Basar, basiret önümüzü gösteren, yolumuzu aydınlatan, nerede nasıl davranacağımızı, hayatımızın her bir birimini nasıl düzenleyeceğimizi gösteren, anlatan, yolumuzu açan aydınlatan Rabbiniz-den basiretler geldi size. Yâni Rabbinizden âyetler geldi size. Size kalplerinizi, gözlerinizi, kulaklarınızı açan âyetler geldi. Kur’an besairdir, Kur’an nûrdur, Kur’an hidâyettir, Kur’an Fur-kân’dır. Hani arabanızla bir yere giderken karanlıkta arabanın farlarını yakıverince önünüz nasıl aydınlanıyor değil mi? Köprüyü, virajı, tehlikeyi nasıl anlarsınız onunla değil mi? İşte Kur’an da böyle bir nûrdur Furkân’dır. Olaylara Kur’an’ın gözlüğüyle bakıverdiniz mi o her şeyi size fark ettiriverecektir. Ama Kur’an’dan habersizsek, olaylara Kur’an’la bakamazsak aile hayatımızı, toplum hayatımızı, hukukumuzu, eğitimimizi kazan-mamızı, harcamamızı, sosyal ve siyasal yapılanmalarımızı, ekono-mik düzenlemelerimizi Kur’an kaynaklı, Kur’an gözlüklü düzenle-mezsek, tüm bunları Kur’an’ın gözetiminde yapmazsak hiç bir zaman aydınlığa çıkmamız mümkün olmayacaktır. Hangi insan ki, hangi toplum ki, hangi aile ki Kur’an’la birlikte problemleri çözmeye çalışır, Kur’an kaynaklı, problemlere yaklaşmayı prensip edinirse, bir konuda Allah ne diyor? Kur’an ne diyor? Diyerek Allah’ın kitabına müracaat eder ve çözümü Allah’ın kitabında ararsa, Kur’an’la görmeye, Kur’an’la bakmaya çalışırsa o mutlaka aydınlığa ve hayra ulaşacaktır. Ve bu aydınlığa ulaşması sonunda kendi lehine olacaktır. Yâni dünyada aydın, mutlu bir hayat elde etmiş olacaktır. Öyleyse ey müslümanlar! Ekonomiyle ilgili bir derdiniz mi var? Ekonomik hayatınızı aydınlığa, düzlüğe çıkarmak mı istiyorsunuz? Hukukunuzu aydınlığa çıkarmak mı istiyorsunuz? eğitiminizi düzlüğe çıkarmak mı istiyorsunuz? Aile hayatınızı, toplum hayatınızı, gecenizi, gündüzünüzü, bugününüzü, yarınınızı, namazınızı, orucunuzu, zikrinizi, fikrinizi, dünyanızı, âhiretinizi aydınlığa çıkarmak mı istiyorsunuz? O halde problemlere basîretlerle bakmak zorundasınız. Tüm bu problemleri basîretlerle yâni Kur’an âyetleriyle çözümlemek zorundasınız. Ama Allah böyle basîretler gönderdiği halde kim de körlüğü tercih ederse, kör olmayı, kör kalmayı tercih ederse o da kör olmaya ve kör kalmaya mahkumdur. Allah’ın kitabına gözlerini kapayan, kitapla ilgilenmeyen, problemlere kitapla çözüm aramayan toplum kör kalmaya mahkumdur. Karanlıklar içinde, bunalımlar içinde, çözümsüzlükler ve çaresizlikler içinde bocalamaya mahkumdur. İşte şu anda Kur’an’dan kaçan ve basîretlerin dışında başka yerlerde çözüm arayan şu bizim toplumun ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette çırpındığını bocaladığını görüyoruz.