204. “Kur’an okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.” Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin. Kur’an okunduğu zaman susup onu dinleyin ki Allah’ın rahmetine erişesiniz, merhamet olunasınız. Size Rabbiniz tarafından merhamet edile, rahmetle muamele edile. Allah bize yol gösteriyor. Bize merhameti gereği usul öğretiyor. Yeryüzünde koyduğu bir yasayı hatırlatıyor bize Rabbimiz. Hani daha önceki âyetinde Rabbimiz bir kısım cahillerin, Allah’la peygamberi karıştıran bir kısın insanların peygamberden mûcize beklediklerini, bu tür âyetler gelmiyorsa sen getir dediklerini anlatmıştı. Burada da bu tür insanlara Resûlünün böylece cevap vermesini istiyor. De ki onlara ey peygamberim, ben Rabbimin bana vahy ettiklerini izler, onlara tâbi olurum, onların peşi sıra giderim, çünkü işte bu Rabbimiz bana indirdiği Kur’an basîretlerdir. Ben bunlarla bakar, bunlarla görür, bunlarla hareket ederim, deyiver onlara ey peygamberim. Evet Kur’an insanların yaşadıkları bu dünya hayatında basîretlerle dolu olduğu gibi bu hayatın sonunda başımıza nelerin geleceği, bizi nelerin beklediği konusunda da basîrettir. Hayatın önünü de sonunu da gösteren bir görüntü, bir basîret, bir hidâyet ve rahmettir bu kitap. Ama tâbi iman edecek olanlar için, bununla yol bulacaklar için. Yollarını bu kitaba soracak, hayat programları konusunda bu kitaba müracaat edecekler için. İşte bu kitapla beraberlikte nasıl bir tavır takınacağımızı anlatıyor Rabbimiz. Bu kitap okurken susacağız, ukalalık etmeyecek, kendi düşüncelerimizi, başkalarının düşüncelerini onun önüne geçirmeyecek, gündemi bu kitaba belirlettirecek ve bu kitabın istediği bir hayatı sergileyeceğiz. Yâni Allah’ın Resûlü bu kitabı nasıl okuduysa, hangi gayeyle, hangi niyetle okuduysa o şekilde okuyacak, okumanın şeklini, biçimini, zamanını, miktarını, sayısını, oranını, hedefini onun tayin buyurduğu biçimde tayin edeceğiz. Biz biliyoruz ki Allah’ın Resûlü bu kitabı anlamadan sadece mücerret okumak için okumadı. Sadece bilgi olsun diye okumadı. Âyetler kalbine indi Rasulullah efendimizin, hayatında indi. İşte biz de onun gibi okuyacağız. Anlamak ve hayatımızı onunla düzenlemek üzere okuyacağız. Kalbimizde ve hayatımızda tesirler ve değişiklikler icra edecek biçimde okuyacağız. Dil, akıl, kalp uyumu içinde okuyacağız. İşte gerçek okuma budur. Gerçek bir okumada dil âyetleri telaffuz eder, akıl onları tercüme eder, kalp de onun istediği biçimde müteessir olup şekil alır, tavır alır. İşte gerçek bir okuma budur. Eğer okuma konusunda bir sayı vermemiz gerekirse sahabenin yaptığı gibi ya on âyet, on âyet okuyacağız, ilk on âyeti anlayıp uygulamadıkça öteki on âyete geçmeyeceğiz. Eğer bir okuma zamanı belirlememiz gerekirse tıpkı Rasulullah efendimizin yaptığı gibi gece yalnızken okuyacağız Müddessir ve Müzzemmil’de anlatıldığı gibi gündüz de okuduğumuz bu âyetlerin gündemini yaşayacak ve onu çevremize ilân edeceğiz. Eğer böyle yaparsanız, Kur’an okunurken susar, sadece onu dinler, onu Allah ve Resûlünün istediği biçimde anlar ve hayatınıza aktarma çabası içine girerseniz bilesiniz ki size Rabbinizin rahmet kapıları açılacak ve tüm nimetleri sizinle beraber olacaktır.