206. “Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler. O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler.” Doğrusu Rabbinin katında olan melekler Ona kulluk etmekten asla büyüklenmezler. Onun emirlerini yerine getirmekten asla kibirlenmezler, Onu tesbih ederler ve Ona secde ederler. Demek ki melekler de Allah’ın kuludurlar ve Allah’ın bu yüce kulları ne kadar da yüce olurlarsa olsunlar, ne kadar da günahsız olurlarsa olsunlar onların Allah karşısındaki konumları kulluktan başka bir şey değildir. Allah’ın yarattığı mahluklar ne kadar da cesim olurlarla olsunlar, ne kadar da yüce varlıklar olurlarsa olsunlar yine de kuldurlar. Kul ne kadar da yüce olursa olsun yine de yaratıcısına muhtaçtır. Abd her yerde her zaman ve mekânda yine abddır, Mâbud da Mâbud’dur. Yaratılmış olan herkesin ve her şeyin yaratıcı karşısında konumu kulluktur. Bakın işte Allah’ın en yüce varlıkları olan melekler zerre kadar bir gurur ve kibre kapılmadan Rablerine kulluk yapıyorlar ve Rablerini tesbih ediyorlar, Rablerini azametine uygun sıfatlarıyla tanıyorlar, noksan sıfatlardan tenzih ediyorlar, yerdeki ukalaların saygısızlıklarından ötürü de utançlarından yüzlerini yerlere koyup Rablerine, sıfatlarıyla tanıdıkları Rablerine özürler beyan ediyorlar. Ve Allah’a secde ediyorlar, boyun büküyorlar, her bir makamda O’nun emirlerini uygu-luyorlar. Her bir fermanı karşısında teslimiyetlerini izhâr ediyorlar. Bu sûre ile alâkalı da bu kadar söz yeter. Rabbim istediği gibi iman edip gereğiyle amel eden kullarından eylesin. Ve âhiru dâ’vana enilhamdü lillahi Rabbil’ âlemîn.