A'râf Suresine Dön

A'râfالأعراف

28. Ayet

28A'râf Suresi

وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

(Kâbe’yi çıplak tavaf etmek gibi) bir fuhşiyat işlediklerinde derler ki: “Babalarımızı bunun üzerine bulduk. Allah bize bunu emretti.” De ki: “Şüphesiz ki Allah, fuhşiyatı emretmez. Yoksa siz Allah’a karşı bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

27,28. “Onlar bir fenalık yaptıkları zaman, "Babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: " Allah fenalığı emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?” Bir fuhuş, bir fahşa işledikleri zaman, Allah’ın hududunu, Al-lah’ın belirlediği sınırları aşan bir fuhuş işledikleri zaman, meselâ şeytanın vesveselerine kulak vererek çırılçıplak gezmeye başladıkları zaman veya meselâ Allah’ın yasak kıldığı kumarı, içkiyi irtikap ettikleri zaman şeytanın kulları derler ki babalarımızı bu yolda bulduk. Her tür fahşa her tür aşırılık karşısında şeytan mantığını kullanarak derler ki babalarımızı da aynen böyle yaparken bulduk. Zaten Allah da bunu emretmektedir. Biz bu yaptıklarımızın tümünü ecdadımızdan devraldık ve kesinlikle biliyoruz ki Allah da bizim bu yaptıklarımızdan yanadır. Allah da bunu istemektedir diyerek tümüyle suçu Allah’a ve ecdatlarının üzerine atmaya ve şeytanca mantıklar ve kılıflar geliştirmeye çalışıyorlar. Tıpkı önce âyetlerde gördüğümüz gibi hocalarının yolunu takıp ederek suçu başkalarına atmaya çalışıyorlar. Suçu Allah’a ve ecdatlarının üzerine atmaya çalışıyorlar. Kabahati kendilerinde görmüyorlar ve de işlediklerinin suç olduğunu kamufle edebilmek için kendilerine ve yaptıklarına kılıflar bulmaya çalışıyor alçaklar tıpkı alçak hocaları gibi. Evet bu kâfirler bir kötülük bir fahşa işledikleri zaman biz aba ve ecdadımızdan böyle gördük. Aba ve ecdadımızı bunun üzerine bulduk. Aba ve ecdadımızı da bunları yapar bulduk. Eğer bu yaptığımız şeyler kötü bir şey olsaydı atalarımız yapmazlardı bunu derler. Atalarımız da bunları yaptığına göre bunlar günah değildir derler. Biz atalarımızı bir din bir yol üzerine bulduk biz de onların izleri üzerinde güdülüp gideceğiz. Onlar bizi nereye çekerlerse nereye sürüklerlerse oraya doğru gideceğiz diyorlar. Karşılarında kendilerine bu yaptıklarının fahşa olduğunu, Allah’ın istemediği, haram kıldığı amellerdir, vazgeçin bunlardan ve Rabbinize kulluğa yönelin diyen Allah elçilerine ve onların misyonlarını üstlenmiş mü’minlere diyorlar ki fark etmez ey peygamber! Sen ne dersen de, ne getirirsen getir bizim ona ihtiyacımız yoktur. Yâni adamlar müstekbirdirler eyvallahsız dırlar. Peygamberin mesajını anlamaya dinlemeye yanaşmıyorlar. Bir de derler ki Allah da bunu emretmektedir. Allah da böyle yapmamızı istemektedir. Bu düpedüz Allah’a iftiradır. Eğer Allah böyle bir şey isteseydi kitabında onu bizzat emrederdi. Buna Allah’ın ki-tabından delil gerekir. Çünkü vahiy kitapla bilinir. Allah arzularını emirlerini yasaklarını kitapla bildirmiştir. Allah’ın nelerden hoşlandığı nelerden razı olmadığı kitapla bilinir. Allah arzularını kitapla bildirmiştir. Allah’ın emir ve yasakları konusunda kitap temel kriterdir. Allah’ın kitabında bu tür fahşalar emredilmediğine göre bunların tamamı Allah’tan değil şeytandandır. Çünkü Allah asla fahşayı emretmez. Allah fuhşa götüren başta çıplaklık olmak üzere hiç bir şeyi emretmez. Kitabında Allah’ın emretmediği bir şeyi Allah da böyle ister diyerek Allah’a yol göstermeye çalışmak, Allah’ın emretmediklerini Allah emrediyormuş pozisyonunda yapmak veya insanlara tavsiye etmek iftiraların en büyüğüdür. Zira Allah asla fahşayı emretmez. Bakıyoruz bugün şeytanın uşakları şeytan vahiylerine kulak vererek kendi mantıklarına göre, kendi hevâ ve heveslerine göre bir din oluşturmaya çalışıyorlar. Ve bu dinin de Allah tarafından onaylandığını iddia etmeye çalışıyorlar. Hayatlarına karışmayan, kendilerinden hiç bir sorumluluk istemeyen, keyifleri nasıl isterse öylece yaşamalarına izin veren, onlar neyi beğenmişlerse ona ses çıkarmayan bir Allah, bir din ihdas etmeye çalışıyorlar. Dinsizliklerine dini alet etmeye, iftiralarına Allah’ı alet etmeye çalışıyorlar. Bakın Zuhruf sûresinde şöyle dedikleri anlatılır: "Eğer Rahmân dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmez-dik " derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar. (Zuhruf 20) Görüyor musunuz? Alçaklar yaptıkları işledikleri naneleri kadere bağlayıp işin içinden sıyrılmak istiyorlar. Hatalarının vebalini, günahlarının ve işledikleri nanelerin sorumluluğunu Allah’a yüklemeye çalışıyorlar. Yaptıkları pislikler konusunda Allah’ı suçluyorlar. Gaybı taşlıyorlar ve diyorlar ki eğer Allah müsaade etmeseydi bizler bu tür çıplak giyinme işini, bu kumarı, bu içkiyi, bu fâizi, bu zinayı yapa-mazdık. Eğer Allah izin veremeseydi bizler bu demokrasiyi bu putlara tapınma işini beceremezdik. Allah izin vermeseydi biz bunları nasıl yapabilirdik? Alçaklar hayatlarına program çiziyorlar, hayatlarına haramlar koyuyorlar, helâller belirliyorlar, yasalar koyuyorlar sonra da diyorlar ki Allah böyle istediği için biz böyle yapıyoruz. Allah izin verdiği için biz bu yaptıklarımızı yapıyoruz. Allah müsaade ettiği için biz bu taptıklarımıza tapabiliyoruz. Değilse bu yaptıklarımıza rızası olmasaydı o zaman Allah bize imkân vermez ve bizi helâk ederdi. Uzun zamandır hem atalarımız hem bizler bu işleri yürüttüğümüze göre, Allah bizi helâk etmediğine göre demek ki Allah böyle istiyor diyorlar. Allah’ın dünyada kendilerine dokunmamasını delil getirerek nanelerine kılıf bulmaya çalışıyorlar. Halbuki imtihan gereği Allah dünyada kullarına dokunmuyor. İyilik yapana da kötülük yapana da dokunmuyor. Yâni Allah’ın imtihan gereği dünyada insana dalâleti seçebilme iradesini vermiş olması dalâletten razı olması anlamına gelmemektedir. Allah’ın yeryüzünde imtihan gereği küfrü ve şirki yaratması onlardan razı olduğu anlamına gelmemektedir. Kâfirler böylece kendi küfürlerine kılıf aramaya bulmaya çalışıyorlar. Allah’a akıl vermeye, Allah’a yol göstermeye çalışıyorlar. Ey Allah! Biz bunu münâsip gördük! Herhalde bizim uygun gördüğümüzü sen de uygun görürsün! Veya uygun görmek zorundasın! demeye çalışıyorlar alçaklar. Bunu bizden Allah istedi diyorlar. Evet Allah tüm emir ve yasaklarını kitapla bildirdiği halde bu adamlar nereden çıkarıyorlar bunları? Yoksa onların başka kitapları var da oradan mı okuyorlar bunları? Nereden bilgileniyorlar bu adamlar? Kur’an’ın başka yerlerinde görüyoruz Allah buyurur ki: Yoksa sizin Allah kitabından başka kitaplarınız var da ona mı tutunuyorsunuz? Onunla mı amel etmeye çalışıyorsunuz? Bu yediğiniz naneler konusunda yoksa Allah size başka bir kitap gönderdi de ondan mı hükmediyorsunuz? Yoksa bu konularda size söz veren başka ilahlarınız mı var? Yoksa sizin yanınızda kitabımız budur diye bağrınıza basıp kendileriyle amel etmeye çalıştığınız başka ilahların kitapları mı var? Yoksa Allah’ın kitabıyla öteki ilahlarınızın kitaplarını mı karıştırıyorsunuz? Yâni sizler böyle iddia ediyorsunuz. Bu yaptıklarımız Allah’ın istedikleridir diyorsunuz. Allah da bizden böyle bir hayat ister diyorsunuz. Allah da bu tür giyinmeden yanadır, Allah da bu tür bir hayat programından yanadır, Allah da demokrasiden yanadır diyorsunuz. Allah da laikliği öneriyor diyorsunuz. Allah da böyle bir kıyafetten razıdır diyorsunuz. Gerçekten Allah mı dedi bunları size? Yoksa bunları diyenleri Allah mı kabul ettiniz? Yâni Allah kitabında size bunları demediği halde, size bu konularda izin vermediği halde sizler bütün bu konularda size ruhsat tanıyan başka ilahlar mı buldunuz? Kendinize başka ilahlar buldunuz da yoksa Allah’ı mı şartlandırmaya çalışıyorsunuz? Allah’a yol göstermeye akıl vermeye mi çalışıyorsunuz? Yâni kesinlikle bir kere ben size böyle bir kitap göndermedim. Ben size bu yaptıklarınız konusun-da izin vermedim. Sizden bu tür naneler yapmanızı istemedim. Hâşâ Allah niye sorsun da değilse? Yâni Allah böyle bir kitap göndermediğini onlardan böyle şeyler istemediğini bildiği halde niye sorsun bu soruyu? Peki ne çıkar öyleyse bundan? Bundan çıkan şudur: Ben size böyle bir kitap göndermediğime göre sizden bu yaptıklarınızı asla istemediğime göre yoksa kendiniz İlah zannıyla, Rab zannıyla birilerine gidip bu konularda kendisinden izin aldınız da onu mu ilah zannediyorsunuz? Ona mı kulluk edip, onu mu razı etmeye çalışıyorsunuz? Hayır hayır onların tüm bu yedikleri naneler konusunda hiç bir bilgileri hiç bir delilleri yoktur. Onlar sadece atarlar. Onlar sadece zannederler, zanna uyarlar. Onların ne amel edecek kitapları var, ne kitaptan haberleri var, ne dayandıkları bir delilleri vardır. Onlar sadece cahil babalarının yoluna tâbi oluyorlar. Diyorlar ki biz atalarımızı bir sebil üzere bir yol üzere, bir mezhep üzere, bir tarz üzere bir hayat programı üzere bulduk biz de onların izleri üzerinde gitmekteyiz. Atalar dini. Atalar yolu. Bunların işi gücü kör taklittir. Dinin temel kaynakları olan kitap ve sünneti tanıma ve amellerini onlara dayandırma zahmetinden kaçan bu zavallı taklitçiler atalarının sünnetine tâbi olarak kısa yoldan doğru yolu bulabileceklerini zanneden zavallılardır bunlar. Ataları da aynı şekilde davrandıkları, aynı naneleri yedikleri için bunlar da aynı naneyi yiyerek doğru yolda olduklarını iddia etmeye çalışıyorlar. Peki fahşayı emretmeyen Allah neyi emredermiş?