32.: “Ey Muhammed, de ki: "Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyâmet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için âyetlerimizi böy-lece uzun uzun açıklıyoruz.” Evet Allah’ın yeryüzünde helâl kıldığı tertemiz rızıkları ve ziynetleri kim haram kılıyormuş? Kimin yetkisi varmış buna? Halbuki ha-ram helâl sınırları belirleme yetkisi sadece Allah’a aittir. Gerek yenilip içilecek cinsten olsun gerekse giyilecek ve kullanılacak şeylerden ol-sun Allah’ın tertemiz rızıklarını ve ziynetlerini Allah’tan başka hiç bir kimse, hiç bir kurum haram kılamaz. Hiç kimse onları Allah’ın kullarına yasak edemez. Rabbimizin yasalarına göre eşyada aslolan ibahadır. Rabbi-mizin yarattığı her şey temizdir ancak hakkında nas bulunanlar müstesnadır. Beş şeyde aslolan hürmettir. Din, nesil, akıl, nefs ve mal. Mevcudatın tamamı insan için yaratılmış ve insanın hizmetine verilmiş olduğu için tüm mevcudatta aslolan ibahadır, helâllik ve temizliktir. Ama hakkında bunun zıddını ortaya koyan, yâni onun haramlığını an-latan nassın bulunduğu şeyler bunun dışındadır. Haram olanlar haramdır da helâl olanlardan istifade şeklini belirleme hakkı da Allah’ın Resûlüne aittir. Tüm helâllerden nasıl istifade edileceğini, ne miktar ve hangi ölçüde istifade edileceğini de Allah’ın Resûlü belirlemiştir. İnsanlar Allah ve Resûlünün helâl dediği bölgelerde yer içerler giyinirler ama onların ruhsatını aşan bölgelerde de durmak zorundadırlar. Aslında bu sınırı Allah ve Resûlü belirler de ama insanlar da bunu seçebi-lirler. Yâni insanlar Allah’ın kendilerine vermiş olduğu fıtrat gereği ta-bi eğer bu fıtrat bozulmamışsa, hakkın tecellisi olarak insanlar da iyiyi kötüyü seçebilme ayırt edebilme özelliğine sahiptirler. Ya da kendi iradelerince iyiyi kötüyü seçebilirler, kendilerince haram helâl sınırları belirleyebilirler ama sonucuna kendileri katlan-mak kayd-u şartıyla. Rabbimiz diyor ki imanı da küfrü de seçebilir-siniz, haram helâl konusunda, hayat programı konusunda beni de dinleyebilirsiniz başkalarını da. Sonucuna kendiniz katlamak kayd-u şartıyla dilediğinizi yapabilirsiniz. Ama benim rızamı ve cennetimi kazanmak istiyorsanız her konuda beni dinlemek, benim hayat programımı uygulamak zorundasınız. Çünkü bizi yaratan, bizi programlayan, bizim fıtratımızı en iyi bilen Odur. İnsan için yapılacak yapılmayacak işleri, haram helâl sınırlarını en güzel belirleyen Allah’tır. Öyleyse kimmiş Allah’ın tertemiz rızıklarını haram kılmaya kal-kışan? Kimin haddineymiş Allah’a rağmen haram helâl belirleme? Rı-zık çok genel bir kavramdır. Rızık kişiye Allah’ın ana karnında ve dün-yaya geldikten sonraki dönemde tahsis buyurduğu şeylerin tümüdür. Ana karnında başlayan Rabbimizin bu tahsisatı ölümle kesilip son bulur. Bizim için, bir insan için ne kadar rızık takdir edildi? Ölümden önce bunun bilinmesi mümkün değildir. Ancak kişi ölünce ona tahsis edilen rızkın o kadar olduğu bilinir. İşte ana karnı da dahil olmak kayd-u şartıyla Rabbimizin kula tahsis buyurduğu şeylerin tümüne rızık denir. İlimden, akıldan, fikir-den, kelimeden, nefesten, zamandan, evlâttan, havadan, sudan, gü-neşten, paradan puldan, yiyecekten, içecekten giyeceğe kadar her şey ona takdir edilmiş rızıktır. Başka bir deyişle rızık mevcudatın bir bölümünün diğer bölümüne tahsisidir de diyebiliriz. Güneşi bizim em-rimize tahsis buyurduğu gibi, arıyı, elma ağacını, koyunu, ineği bizim rızkımıza sebep kıldığı gibi. Evet tüm bunlar birer rızıktır ama bu rızıkların helâlleri var güzelleri var çirkinleri var. Ziynet ve rızıkların helâllerinden güzellerin-den istifade edeceğiz ama bir de şunu da hiç bir zaman hatırımızdan çıkarmayacağız ki helâlleri bile olsa ziynet gündeme gelince şeytan da gündeme gelecektir. Nerede bir ziynet varsa orada şeytan da var demektir. “Fe Zeyyene lehümüşşeytan” gibi âyetleri Kur’an-ın her bir yerinde görmek mümkündür. Ziy-netin gündeme geldiği her yerde şeytan da gündeme geliyor o bakım-dan ziynetler konusunda çok dikkatli olmak zorundayız. Çünkü bakın Rabbimiz âyetin devamında şöyle buyuruyor: Deki bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyâmet gününde de yalnız onlar içindir. Bilen kimseler için âyetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz. Evet biz de diyeceğiz ki dünyadaki tüm nimetler, dünyadaki tüm süsler ve ziynetler mü’minler içindir. Ama kıyâmet gününde ise sadece mü’minler içindir. Âyet-i Kerîmeden anlıyoruz ki dünyada mü’minler için yaratılmış olan, varlık sebepleri müslümanlar olan bu nimetlerden kâfirler de istifade etmektedirler. Ama kıyâmet gününde artık bunlar sadece mü’minlere ait olacak kâfirler ise artık tüm bu nimetlerden mahrum bırakılacaklardır. İlerde gelecek aynı sûrede cehenneme dolmuş kâfirler mü’-minlerin ellerindeki nimetleri görünce diyecekler ki ey mü’minler şu nimetlerinizden biraz da bizim tarafa gönderseniz de biz de biraz onlardan tatsak diyecekler de mü’minler de onlara diyecekler ki Allah bunları size haram kılmıştır. Biliyoruz ki dünyadaki yiyeceklerin iki özelliği var. Bunlardan birisi tokluk vermesi, ikincisi de vücudumuzu korumasıdır ve öbür tarafta da bize hayat kazandıracak cennete ulaştırıcı özelliğe sahip olmasıdır. Demek ki bu üç özelliğe sahip olanlar dünyada mü’minler içindir, ama rızık olarak bu dünyada kâfirler de onlardan istifade etmektedir ve kıyâmet gününde sadece mü’minlerin olacaktır bunlar. Evet haram ve helâlleri sadece Allah belirler. Allah’tan başka hiç kimse bu konuda yetkili değildir buyurduktan sonra Rabbimiz haram kıldıklarından bir kısmını burada anlatacak bakın. Bu konuda söz yalnız onundur, hüküm yalnız ona aittir. Peki neymiş Rabbimizin haramları?