A'râf Suresine Dön

A'râfالأعراف

35. Ayet

35A'râf Suresi

يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪يۙ فَمَنِ اتَّقٰى وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Ey Âdemoğulları! İçinizden, ayetlerimi size okuyup/anlatan resûller geldiğinde her kim korkup sakınır ve ıslah ederse onların üzerine korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

35. “Ey insanoğulları! Size ardınızdan âyetlerimizi okuyan Peygamberler geldiğinde, kimler onların bildiklerine karşı gelmekten sakınır ve gidişini düzeltirse, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” Kur’an-ı Kerîmde Âdem kıssasının geçtiği her yerde bu âyetin konusu geçmektedir. O olaydan sonra Rabbimiz sürekli Peygamberler göndermiş ve yeryüzünü vahiysiz bırakmamıştır. Her dönem yeryüzüne elçiler göndermiş, kitaplar göndermiş Rabbimiz ve demiştir ki sizlerden kim benim gönderdiğim âyetlerimi okuyan elçilerim kendisine geldiğinde ona uyar, onun getirdiği kitaplarıma tâbi olur, o kitap istikâmetinde bir hayat yaşarsa o emindir, emniyettedir, cennettedir, ona korku da yoktur mahzun olma da. Ama kim de o elçilerimi ve el-çilerim vasıtasıyla kendisine gönderdiğim kitabımı inkâr eder, yalanlar, yok farz eder, ondan habersiz bir hayat yaşamaya kalkarsa o da cehennemdedir. Evet her dönem Allah’ın elçileri, Allah’ın istekleri, yâni vahiy kendilerine ulaşınca insanlar iki grup oluyorlarmış. Kitap karşısında veya Peygamber karşısında iki grup insan varmış: 1- Ya kimileri bu hidâyete tâbi oluyorlar, muttaki davranıyorlar, Rablerinin koruması altına giriyorlar, o yol göstericinin yol gösterisine uyuyorlar yollarını, yol bilene soruyorlar, yol göstericinin elinden tutuyorlar o nasıl yol gösteriyorsa onun peşinde olmaya çalışıyorlar, o zaman: "Onlar için korku da yoktur mahzun da olmayacaklardır." Hükmü geçerlidir. Yâni onlar kesinlikle cennete gideceklerdir. Onlara korku yoktur ve onlar mahzunda olmayacaklardır. Yâni ne cehenneme gitme korkusu nede cenneti kaybetme hüznü olmayacaktır onlar için. Korku da yok mahzun olma da yoktur onlar için. Sû-renin ilerisinde gelecek ve diyecek ki Rabbimiz: "Girin cennete sizin üzerinize korkuda yoktur mahzun olma da." (A’râf: 49) Buna göre kesinlikle cennete gireceklerdir bunlar diyoruz. Yâni insanlar şöyle anlamamalılar: Dünyada mü'min olunca Kur’an’la, sünnetle tanışınca yine de korkuyoruz, korkudan emin olamıyoruz, yine de mahzun oluyoruz, neden böyle oluyor öyleyse? Neden tüm korkulardan ve hüzünlerden kurtulmuyoruz filan demesinler. Çünkü dünyada olabilecektir bunlar. Üzüntüsüz, gamsız, tasasız bir hayat ancak cennette olabilecektir bunu unutmayalım hiç bir zaman. Adam öyle diyor değil mi şimdi. Efendim madem ki bizler müs-lümanlarız, madem ki Rabbimize kulluk etmeye çalışıyoruz, öyleyse bizim için korku olmamalı. Biz ateşte yanmamalıyız, suda boğulma-malıyız. Bir besmeleyle suda yürüyebilmeliyiz. Tamam bunlar olabilir ama bunlar o adamın iyi bir müslüman olduğunu asla göstermez. Rasulullah bizden çok muttaki bir müslümandı ama başına şu anda bizim istemediğimiz pek çok şeyler gelebilmiştir. Öteki Peygamberler için de aynı şeyler söz konusu olmuştur. Rabbimizin bu âyet-i kerîmesinde anlattığı muttakilerin kork-mamalarının yeri anlayabildiğimiz kadarıyla şurasıdır: Onlar için yap-tıklarının boşa gitme korkusu yoktur. Zira Rableri onların kendisi için yaptıkları tüm amellerini, tüm döktükleri terlerini, akıttıkları her damla- kanlarını, harcadıkları tek kuruşlarını, attıkları her bir adımlarını, tükettikleri her bir nefeslerini garanti ediyor. Kulum onlar benim yanımda emânette kalın onlara muhtaç olduğun bir dönemde onları benden alırın diyor. Cennete girmek için mi lâzım oldu? Cehennemden kurtuluş için mi lâzım oldu o zaman onları benden alırsın diyor. Evet işte bu korku olmayacaktır onlar için. Değilse şu dünyada yaşadığımız fıtrî korkular olabilecektir. Evet Allah’ın âyetlerini kıssa eden, Allah ayetlerini okuyan, Bakarayı, En’âm’ı, A'râf'ı, Kevser’i okuyan, kabri, haşr’i, neşri, azabı, ikabı, cenneti, cehennemi anlatan, Allah’ın kâinatta yarattığı Kur’an dışındaki meşhûd âyetlerini anlatan, Allah’ın âyetlerini öğreten, Allah’ın kullarından istediği kulluğu yaşayan ve bizim için Allah’ın istediği kulluğu örnekleyen Allah elçilerine tâbi olan, takvayı seçen, gayba inanan, namaz kılıp, infak eden, hayatını Allah için yaşamaya karar veren ve durumunu ıslah edip iyi bir müslüman olmaya çalışan mü’minler için korku da yoktur mahzun olma da yoktur. İşte bunlar vahiy karşısında, her bir dönem gelen Allah’ın elçileri karşısında birinci grupta olanlardır. Bir ikinci grup daha varmış: