40.“Doğrusu âyetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız.” Evet az evvelki âyette Rabbimizin anlattığı müstekbirlerin iki tavrı anlatılıyor burada. Birincisi Allah’ın âyetlerini yalanlamak, ikincisi de âyetlere karşı kibirlenmek, âyetlere karşı müstekbir davranmak, ihtiyaçsız davranmak, kendilerini Allah’ın âyetlerinden müstağnî görmek. Bu müstekbirler Allah’ın âyetlerini yalan sayıyorlar, Allah’ın âyetlerini yok farz ediyorlar, Allah’ın âyetlerine karşı aldırış etmiyor-lar, Allah’ın âyetlerini uygulamaya yanaşmıyorlar da başkalarının âyetlerini uygulamaya çalışıyorlar. Hayatı düzenlemek üzere Allah’ın gönderdiği âyetlerini görmezden geliyorlar da hayatlarını başka şeylerle düzenlemeye çalışıyorlar. İşte Allah’ın âyetlerini yalanlamanın mânâsı budur. Yâni bir insanın Allah’ın âyetlerine rağmen kendisine düzen kurmaya çalışması, Allah’ın âyetlerinin varlığına rağmen farklı bir hayat yaşamaya çalışması Allah’ın âyetlerini yalanlaması anlamına gelmektedir. Veya Allah’ın âyetlerini bildiği halde, onları okuduğu halde, onlara inandığını iddia ettiği halde eğer bir adam inandığı bu âyetleri hayatında uygulamıyor ve hayatını başka âyetlerle, başkalarının yasalarıyla, başkalarının ilkeleri ve kanunlarıyla düzenlemeye çalışıyorsa bu adam Allah’ın âyetlerini yalan sayıyor, Allah’ın âyetlerini yalan-lıyor demektir. Sanki Allah’ın âyetleri hayatı düzenlemeye yetmiyor-muş gibi Allah’ın âyetlerine karşı kibirlenenler, âyetlerle ilgilenmeyerek kendi hevâ ve heveslerine göre hayat sürenler için bakın Rab-bimiz buyurur ki: Böyleleri için Rahmet kapıları açılmayacak. Rahmânın kullarıyla irtibat kapıları açılmayacaktır. Ve bu adamlar deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar, yahut da halat iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir. Hani Türkçe’de balık kavağa çıkıncaya kadar bu iş olmayacak diye bir söz vardır. İşte balık kavağa çı-kamayacağına göre, deve iğne deliğinden geçemeyeceğine göre bu adamlar da asla cennete giremeyecekler, cennetin kokusunu bile alamayacaklar demektir. Evet bu adamlar için semanın kapıları açılmayacak. Ya melekler bu adamların ruhlarını semaya doğru götürürlerken semanın kapıları açılıp bunlara hüsnü kabul gösterilmeyecektir. Mü’minlerin ruhları için açılan semanın kapıları bunlar için kapalı kalacak ve melekler bunları geri döndüreceklerdir. Ya da bu adamlara Rabbimizin rahmet kapıları açılmayacaktır. Neden? Çünkü bunlar dünyada iken kendilerine açılan rahmet kapılarıyla ilgilenmemişlerdi. Kitap imamdır. Kitap rehberdir. Kitap kendisine uyanları, kendisini takip edenleri hedefe götürecek bir imam ve rehberdir. Kitap en büyük rahmettir. Allah kullarına gönderdiği kitapları vasıtasıyla onlara yeryüzünde en büyük rahmet kapılarını açmıştır. Kitapları sayesinde hem dünyada hem de âhirette kullarına en büyük rahmet kapılarını açmıştır. Dün Allah’ın kullarına gönderdiği bir kitap ve o kitap sayesinde açtığı bir rahmet kapısı ile çölde ona iman eden Allah’ın kulları onun rehberliğinde saadete ulaşmışlardır. Kölelikten yeryüzünün efendiliğine ulaşmışlardır. Ama kimileri de Allah’ın kendileri için açtığı rahmet kapılarıyla ilgilenmemişler, bu rahmetten istifade etmeyi istememişlerdir. Acaba şu anda bizler Allah’ın âyetlerine karşı müstekbir mi davranıyoruz? Ya da Allah’ın sevdiği şeylere müstekbir mi davranıyoruz? Meselâ sarığa karşı müstekbir mi davranıyoruz? Sakala karşı müstekbir mi davranıyoruz? Bir hamal karşısında, bir işçi karşısında tavrımız nasıldır? Statülerinden ötürü insanlara karşı müstekbir mi davranıyoruz? Filan toplantıda, filan yerde, falanların arasında bu kı-yafet giyilmez diyerek Allah’ın istediklerinden bir utanmamız var mı yok mu? Allah’ın emirlerine karşı bazı yerlerde müstekbir mi davranıyoruz? Falanların yanında âyetten bahsedilmez, orada bu konular gitmez diyerek Allah’ın âyetlerine karşı bazı ortamlarda müstekbir mi davranıyoruz? Burada namaz kılınmaz diyerek bazı konumlarda namaza karşı müstekbir mi davranıyoruz? Eğer öyleyse bakın müstek-birlere Rabbimiz nasıl bir ceza hazırlamış: