A'râf Suresine Dön

A'râfالأعراف

45. Ayet

45A'râf Suresi

اَلَّذ۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًاۚ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ كَافِرُونَۜ

Onlar ki insanları Allah’ın yolundan alıkoyar ve o yolun çarpık/eğri olmasını isterler. Onlar ahireti de inkâr ederler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

45. “Ki onlar Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve âhireti inkâr eden zâlimleredir.” Onlar kendileri yoldan ayrıldılar. Allah yolundan çıktılar. İman yolundan, İslâm yolundan, Kur’an yolundan, Allah yolundan ayrılıp çıktılar. Bu yoldan çıkmak demek o yolun dışında hareket etmek de-mektir. Yemesiyle, içmesiyle, giyinmesi, kuşanmasıyla, ticareti, eğiti-miyle, çoluğu çocuğu, sofrası, gecesi ve gündüzüyle, evlenmesi, boşanmasıyla her şeyiyle bu yolun dışında hareket etmesidir. Evet kendileri Allah yolundan uzaklaştıkları gibi başkalarını da Allah yolundan uzaklaştırdılar. Onlar Allah kullarını Allah’ın kitabından Resûlünün sünnetinden uzaklaştırıyorlar. Allah kullarını Allah sisteminden Allah yasalarından uzaklaştırıyorlar. Televizyonlarıyla, dergileriyle, gazeteleriyle, eğitim sistemleriyle, ekonomik sistemleriyle, hu-kuk sistemleriyle, eğlenceleriyle, lüksleriyle her türlü vasıtalarla Allah kullarının gündemlerini değiştirerek onları Allah yolundan uzaklaştırıyorlar. İnsanların sırat-ı müstakîmlerinin üzerine oturuyorlar onların cennete ulaşmalarını engellemeye çalışıyorlar. Aman duymayın, dinlemeyin diyerek insanları Allah’ın dininden Allah’ın kitabından uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Dün Mekke müşrikleri de aynı şeyi yapıyorlardı. Allah’ın kita-bından insanları uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Kendileri dinlemiyorlar, dinletmiyorlardı. Gürültü çıkararak engellemeye çalışıyorlardı, el çırparak engellemeye çalışıyorlar, müzikle engellemeye çalışıyorlardı. Bakıyoruz bugün de zâlimler insanları Allah’ın kitabından, Allah’ın di-ninden alıkoymak istiyorlar. Din eğitimini yasaklamaya çalışıyorlar. Allah’ın kullarının Allah kitabını duymalarına engel olmaya çalışıyorlar. Aman bu insanlar dinle tanışmasınlar, Aman bu insanlar Kur’-an’la, kitaplarıyla tanışmasınlar diye insanlarla kitapları arasına engeller koyuyorlar. O gün de bugün de din düşmanlarının yaptıkları şey budur. Bakın Rabbimiz Âl-i İmrân sûresinde bir âyet-i kerîmesinde bu hususu şöyle anlatır: "De ki: "Ey kitap ehli! Allah sizin yaptıklarını görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin örtbas etmeye çalışıyorsunuz? De ki: "Ey kitap ehli! sizler doğru olduğuna şahitken niçin dini eğri büğrü göstermeye çalışarak mü'-minleri dinlerinden çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah asla yaptıklarınızdan gafil değildir." (Âl-i İmrân 98,99) Evet diyor ki Rabbimiz ey ehl-i kitap! Ey yahudi ve hıristiyan-lar! Ne oluyor size! Nereden alıyorsunuz bu gücü? Kafa çalıştırıyor, şeytanlık yapıyor ve Allah’ın âyetlerini örtmeye, örtbas etmeye ça-lışıyorsunuz. Allah kullarına Allah’ın âyetlerini duyurmamaya çalışı-yorsunuz. Neden Allah’ın kullarını Allah yolundan saptırmaya çalışı-yorsunuz? Neden Allah’ın dosdoğru dinini eğri büğrü göstermek sû-retiyle insanları dinden uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz? Evet dünün kitap ehli de aynı şeyi yapıyordu. Bugünün ehl-i kitapları da kendilerinin bu dinin mensubu olduklarını söyleyen, ama dinle diyanetle en küçük bir alâkaları bulunmayan zâlimler de İnsanlar dinleriyle tanışmasınlar, kitaplarıyla buluşmasınlar diye ellerinden ge-len her şeyi yapıyorlar, bütün propaganda imkânlarını kullanıyorlar. Bakın dün de bugün de bu insanların yaptıkları şey şudur: 1- Önce insanların dine girmemeleri için, insanların kitaplarıyla tanışmamaları için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Dinle insanların arasına engeller koyuyorlar. İnsanların dinlerine ulaşma imkânlarını kaldırıyorlar. Her taraftan kapatıyor o yolu. Din eğitimini yasaklıyor-lar. İnsanların dinleriyle tanışma, kitap sünnet duyma yollarını kapatıyorlar. Böylece insanlara dini duyurmayarak onları Allah yolundan alıkoymaya çalışırlar. İnsanları dinlerinden kitaplarından uzaklaştırmaya çalışırlar. İlk planda yaptıkları budur. Dine giden tüm yolları ve imkânları kapatmak. 2- Ama buna rağmen, bütün bu engellemelere ve aleyhte pro-pagandalara rağmen yine de insanlar bu barikatları aşarak dine girmeye, kitaplarıyla tanışmaya muvaffak olmuşlarsa bu sefer de bu adamlar dinde eğrilik büğrülük meydana getirirler. Yâni o insanların önüne öyle bozuk bir din sunarlar ki bu dinin İslâm’la uzak ve yakından hiç bir ilgisi yoktur. Yâni böyle hayata karışmayan, hayatta hiç bir etkinliği olmayan, camiye veya vicdanlara hapsedilmiş, sadece sözden ibaret bir din ya da hayatın bazı bölümlerine karışan, ama öteki bölümlerine karışmayan, işte sadece törenlerde hatırlanan, salonlarda konuşulan ama onun dışında hayatta hiç bir geçerliliği olmayan bir din sunarlar. Hukuka karışmayan, eğitime karışmayan, kılık-kıyafete karışmayan, kazanmaya-harcamaya karışmayan, hayatta hiç bir etkinliği olmayan resmi bir din. Özellikle kendilerince şekillendirip biçimlendirdikleri bu dini ders kitaplarına koyarlar ve işte din budur diye insanlara bunu sunarlar. İnsanların kafalarını allak bullak ederler. İnsanlar bu karmaşa içinde neyin Allah dini, neyin başkalarının dini olduğunu anlayamaz hale gelirler. Ve böylece insanların dinlerini eğri büğrü yaparak onları Allah dinine ulaşmaktan alıkorlar. Bunun neticesi olarak da insanlar öyle bir din yaşarlar ki bu din Allah dini değil resmi ideolojinin şekillendirip biçimlendirdikleri bir dindir. Evet şu anda acı acı bunu seyrediyoruz. İnsanlar bir din yaşıyorlar ama bu din Allah’ın dini değil resmi ideolojinin kendilerine dayattıkları bir dindir. Bir din yaşıyorlar ama yaşadıkları din eğri büğrü bir dindir. Meselâ Kur’an okumayı bilmedikleri halde ona hürmet ettiklerini söylerler. Kur’an’ı evlerinin en mutena köşelerine asmaya çalışırlar. Ken-dileri namaz kılmadıkları halde namaz kılanları sevdiklerini söylerler. Meselâ yıl da bir mevlüd okutmayı, bir kaç yılda bir hatim indirmeyi din sayarlar, dini yaşamış sayarlar. Oruç tutmadıkları halde oruç tutanlara ikram etmeye çalışırlar. İslâm’ın çok üstün bir din olduğunu, ancak geçmiş dönem insan hayatlarını tanzim ettiğini söylerler. İyidir, güzeldir ama devri geçmiştir derler. Dinin her hangi bir emri gündeme geldiği zaman tamam biz de yapmalıyız, biz de kılmalıyız, biz de örtünmeliyiz ama şimdi zamanı değil. Zaman bulamıyoruz. Tamam ben de kitap ve sünneti tanımak zorunda olduğuma inanıyorum. Kitap ve Sünneti tanımadan Allah’ın istediği kulluğu yaşamanın mümkün olmadığını ben de biliyorum ama ne yapayım vakit bulamıyorum derler. Öyleyse insanlara sunduğumuz dine çok dikkat etmek zorundayız. İnsanlara sunduğumuz din Allah’ın dini mi yoksa kendi anlayışlarımızı din diye insanlara sunmaya mı çalışıyoruz? Gerçekten insanlara sunduğumuz din Allah’ın kitabında ve Rasûlullah’ın sünnetinde anlatılan din mi yoksa insanlar tarafından mecrasından uzaklaştırılmış bir din mi? Kitap ve sünnete dayalı bir din mi anlatıyoruz insanlara yoksa Anadolu kültürüyle şekillendirilmiş, insanlar tarafından bulanıklaştırılmış, bir yığın safsata mı anlatıyoruz? Yâni din diye insanlara sunduğumuz âyet ve hadisler mi yoksa bir yığın insan hayatı mı? Âyet ve hadislere dayalı net açık ve kolay bir din anlatmak yerine bir yığın insan hayatlarıyla dini karmakarışık bir hale mi getiriyoruz? bu konuda ciddi bir şekilde kendimizi sorgulamak zorundayız. Ve bir de onlar âhireti küfrediyorlardı. Âhireti örtüyorlar, âhi-reti hesabı, kitabı gündemlerinden düşürüyorlar, yaptıkları işlerin bir gün karşılığını göreceklerini düşünmüyorlar, cürümlerinin şirklerinin küfürlerinin sümen altı edileceğine inanıyorlardı. Bundan dolayıdır ki alabildiğine cesurca günahların üstüne, üstüne gidiyorlar kendilerini isyanlardan engelleyecek hiç bir kayıt tanımıyorlardı. Zaten âhirete hesaba kitaba inanmayan, âhireti gündemlerinden düşürmüş insan-ların yapamayacakları yoktur yeryüzünde.