48. “Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara "Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi.” Evet yüzlerinden perişanlıklarını okudukları insanlara diyecekler ki A’râf ashabı: Hani ne haber? Ne oldu size? topladıklarınız, kibirlendikleriniz, müstekbirleştikleriniz size bir fayda sağlamadı. Gururlarınız kibirleriniz bir işe yaramadı. Topladıklarınız siz kurtaramadı. Sahip olduklarınız sizi müstağnî kılmadı. Ne toplamışlardı bunlar dünyada? Makam toplamışlardı, koltuk toplamışlardı, rütbe toplamışlardı, dost avene toplamışlardı. Ev, araba, arsa toplamışlardı. Mark, Dolar, Riyal toplamışlardı. Altın gümüş toplamışlardı. Sevgiler, saygılar toplamışlardı. A.B.D seviyordu onları, A.T seviyordu onları, İ.M.F seviyordu. Nefretler, buğzlar, kinler toplamışlardı. Sanatkâr resimleri toplamışlardı, maç skorları toplamışlardı, film starları toplamışlardı. Sanat eserlerinin fotoğraflarını toplamışlardı. Bu Edirne Selimiye’nin el misali göğe açılan minareleri, bu Aksaray’daki filan caminin eşsiz kubbesi, bu Denizli’deki Akhan’ın abanoz mihrabı. Topladınız, biriktirdiniz koleksiyonlar yaptınız. Kafaya yığınlarla bilgiler topladınız. İşte a kare, be kare, ce kare, kurbağanın barsağı, Fujiyama yanardağı, Everest tepesinin yüksekliği, filan ülkenin nehirleri, filan nehrin debisi rejimi, filan ülke-nin iklimi veya işte filan şehrin plaka numarası, falan sanatçının öz geçmişi daha,daha neler topladınız. Ama hani bu topladıklarınız bir işe yaramadı ve sizi kurtarmadı diyecekler. Hani dünyada mallarınız vardı, makamlarınız vardı ve bu mallarınız makamlarınız sayesinde dünyada beceremeyeceğiniz elde edemeyeceğiniz hiç bir şey yoktu. İmkânlarınız güçleriniz sayesinde dünyada olmazı oldurabileceğizini zannediyordunuz. Herkes sizin önünüzde diz çöküyor, boyun büküyordu. En açılmaz kapılar sizin önünüzde açılıyor, en zor işler bile sizin önünüzde kolaylaşıyordu. Mallarınız makamlarınız sayesinde ulaşamayacağınız hiç bir şey yoktu. İşte sizler dünyadaki bu konumlarınıza aldandınız da bu güçlerinizin öbür tarafta da sizi kurtaracağını zannettiniz. Bu dünyada her şeyi halleden bizler öbür tarafta da elbette bir çaresine bakarız dediniz. Hani o mallarınız, makamlarınız, güçleriniz, saltanatlarınız ne işe yaradı? Cehennem azabından en küçük bir şey defedebildi mi? Kur’an’ın başka yerlerinden biliyoruz ki bu adamlar itiraf ede-cekler. Hayır,hayır ne paralarımız ve mülklerimiz bize hiç bir şey sağlamadı diyecekler. Gücümüz kuvvetimiz de yok oldu. Eşimiz dostumuz da bizi terk etti hiç birisinden en ufak bir yardım göremedik diyecekler. Sonra yine Araf’takiler onlara şöyle diyecekler: