53. “Kitabın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bek-liyorlar? Sonuç gelip çattığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar, "Rabbimizin Peygamberleri şüphesiz bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat edecek var mı ki şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek" derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler onları koyup kaçmışlardır.” Yoksa onlar bu kitabın kendilerine haber verdiği ve ısrarla kendilerini uyardığı sonun, sonucun gelmesini mi bekliyorlar? Yoksa bu adamlar kıyâmetin gelip başlarında patlamasını mı bekliyorlar? Azabın bütün şiddetiyle kendilerine gelmesini, geberme zamanlarının gelmesini mi bekliyorlar? Ne zaman anlayacaklar bu insanlar gerçekleri? Ne zaman akıllarını başlarına devşirecekler bu adamlar? Ama onun sonucu geldiği zaman, kıyâmet geldiği zaman ondan önce bu kitapla diyalogu kesenler, bu kitabı unutup hayatlarında gündeme almayanlar, bu kitabın istediği bir hayatı yaşamayanlar diyecekler ki ey Rabbimiz elçilerin şüphesiz ki bize hakkı getirmişti. Elçilerin bizi hakla tanıştırmıştı. Heyhat ki bizler elçilerin getirdiği mesajla ilgilenmedik. Gururumuz galebe çaldı da senin kitabınla diyalog kurmadık. Senin hayat programınla ilgilenmedik. Kendi hayatımızı kendimiz belirlemeye kalkıştık. Kitabından habersiz bir hayat yaşadık. Şimdi acaba bize bir şefaat edecek var mı ki bizi bu sonuçtan kurtarsın. Bir şâfi var mı ki bize şefaat etsin diyecekler, dövünecekler, pişman olacaklar, af dileyecekler, günahlarını itiraf edecekler, ama onların bu pişmanlıkları kendilerine asla bir fayda sağlamayacak. Geçmiş olsun. Bunu bu dünyada diyecektiniz. Bunu bu imtihan alanında anlayacak, kabullenecek ve hayatınıza bu kabule göre yaşayacaktınız. İmtihan bittikten sonra, iradeleriniz bittikten sonra zorunlu olarak anlama, bilme ve kabul etme ortamında böyle bir iman iddianızın size hiçbir faydası olmayacaktır. Dünyada iken eteklerine yapıştıkları, kurtarıcı bildikleri tanrıları ve tanrıçaları de kendilerine her hangi bir fayda sağlamayacak. Bunu da anlayınca diyecekler ki ya Rabbi keşke dünyaya bir daha geri döndürülsek de önceki işlediklerimize bir daha dönmesek. Dünyaya tekrar döndürülsek, bize bir fırsat daha tanınsa da önceki günahlarımızdan uzaklaşıp senin istediğin hayatı yaşasak. Ya Rabbi ne olur bizi dünyaya bir daha geri çevir de sana asla şirk koşmayalım. Yapay tanrılar tanrıçalar edinmeyelim. Kendi hayat programımızı kendimiz belirlemeye çalışmayalım. Senin gönderdiğin kitabını ve elçilerini örnek alalım diyecekler ama artık onlar için dünyaya bir daha geri döndürülme hakkı kalmamıştır. Gerçekten bunlar kendi kendilerini mahvetmişler, fırsatlarını imkânlarını kötüye kullanmışlar, sermayelerini kaybetmişler, kendi kendilerine yazık etmiş kimselerdir. Kendi kendilerini cehenneme, azaba sürüklemiş kimselerdir. Allah berisinde uydurdukları yapay tanrıları ve tanrıçaları da onları koyup kaybolmuşlardır, kendilerine en küçük bir fayda sağlayamamışlardır. Hepsi de onları terk edip kaçıp gitmişlerdir. Zaten kendilerine bile bir fayda sağlama gücüne sahip olmayanların onlara bir fayda sağlamaları da mümkün değildir. Orada herkes kendi başının derdine düşmüştür.