5. “Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, “Gerçekten biz zâlimdik” demekten ibaret kalmıştır.” Vallahi biz zâlimlerdik. Biz gerçekten zulmeden zâlimlerdik. O ana kadar Allah’a isyan içinde çok rahat bir hayat yaşıyorlarken, yaşadıkları hayattan ve kendilerinden memnunlarken Allah’ın azabı kendilerine geliverince günahlarını, zâlimliklerini itiraftan, kendi hayatlarını yargılamaktan, Allah’ın azabını hak edip Onun helâkine lâyık olduklarını haykırmaktan başka ellerinden bir şey gelmedi diyor Rabbimiz. Evet rahatları yerindeyken, hayatları tıkırındayken, Allah’ı da, Allah’ın yasalarını da, Allah’ın kitabını da diskalifiye eden, Allah’a kulluktan yüz çeviren bu zâlimler kendilerine azap geldiği zaman, başları daraldığı zaman Allah’ı hatırlarlar ve kendilerini kınamaya başlarlar. Eyvah bize! Vah bize! Yazıklar olsun bize! Meğer bizler zâlimlermişiz! Meğer bizler Rabbimize ve kendimize karşı zulüm içindeymişiz! Kendimizi Rabbimize kulluk ortamından çıkararak hem Rabbimize, hem de kendimize zulmetmişiz. Yazıklar olsun bize, biz Rabbimizi diskalifiye edip kendimizi tanrılaştırmışız. Rabbimizin yasalarını terk edip kendi hayat programlarımızı kendimiz yapmaya kalkışmışız. Hayata kendimizi etkin zannetmişiz. Ne yapacağımızı, nasıl yaşayacağımızı kendimiz belirlemeye kalkışmışız. Allah karşısında bilgi iddiasında, güç iddiasında bulunmaya çalışmışız. Allah hukuku dururken kendimize hukuk belirlemeye, Allah yasaları varken kendimize yasa belirlemeye kalkışmışız diyerek zâlimliklerini itiraf edip feryat ediyorlar. Meselâ şimdi şu anda Allah’ı da, Allah’ın yasalarını da, Allah’ın kitabını ve peygamberinin sünnetini de dışlayarak onlar yerine yeryüzü tanrılarının yasalarını uygulamaya çalışırlarken, daha dünyada sistemleri tıkandığı zaman, uyguladıkları yasalar kendilerini çıkmaza sürüklediği zaman bu tür insanların aynı feryatlarının yükseldiğini görüyoruz. Birbirlerini suçladıklarını, ama Allah yasalarını da bilmedikleri için yine bir pislikten başka bir pisliğe, bir çıkmazdan başka bir çıkmaza yuvarlandıklarını görüyoruz. Allah’ın Resûlü buyurur ki: “Bir toplum kendilerini mazur görmeyecek bir hale gelmedikçe helâk olmazlar” İşte bakın burada da deniliyor ki onlar kendilerini mazur gör-müyorlar, kendilerini suçluyorlar, biz gerçekten zâlimler olarak Rab-bimizin bu azabını bu helâkini hak ettik diyorlar. Yazıklar olsun bize, biz buna lâyıktık diye feryat ediyorlar. Muhakkak biz zâlimlerdendik diyorlar. Demez komaz olsunlar. Bunu dünyada yaşarken diyeceklerdi, azap kendilerine gelmeden önce diyeceklerdi. Bunu dünyada kabul edecekler ve hayatlarını buna göre bina edeceklerdi, geçmişler olsun. Evet itiraf edecekler, hem de yeminle, ama heyhat ki bu itirafın kendilerine hiçbir faydası olmayacak. Çünkü zaten onu kesinlikle inkâr edemeyecekleri bir ortamda, helâk ortamında itiraf etmektedirler. O ortamda zaten inkâra güçleri yoktur. Evet Allah’a inanmayanlar, dünya hayatında hayatın sahibi olan Allah’a karşı sorumlu olduklarını reddedenler, bir gün yaşadıkları bu hayatın sonunda Allah’a kavuşup, Onun sorgulamasıyla karşı karşıya geleceklerine inanmayanlar, dünya hayatına razı olanlar, dünyayı tatminkâr bulanlar, dünyanın ötesindeki bir hayatın varlığına inanmayıp özlemini duymayanlar, varsa da yoksa da yaşadığımız şu hayat vardır, bunun ötesinde dirilme de, başka bir hayat da yoktur tavrıyla burada kam almaya bakalım diyenler, yaşadıkları hayatlarında âhiret inancının kokusu bile olmayanlar, işte Allah’ın helâkine ve yıkımına maruz kalanlar bunlardır. İşte hüsrana mahkum olanlar bunlardır. İşte ebedîyen kaybedecek ve eli boşa çıkacak olanlar bunlardır. İşte hiç ummadıkları bir zamanda gece uykudayken ya da gündüz işinde-aşındayken Allah’ın helâki kendilerine geldiği zaman ey vah meğer biz zâlimlermişiz diye feryat edecek olanlar, kaybettiklerine karşı hasret çekenler bunlardır. Eyvah! Vah! Tuh! Yazıklar olsun bize! Yuh olsun bize! Vah orada yaptıklarımıza! Yazıklar olsun bizim anlayışlarımıza! Yazıklar olsun bizim hesabımıza! Eyvah yaptıklarımıza! Eyvah yapmamamız gerekirken yaptıklarımıza! Eyvah yapmamız gerekirken yapmadıklarımıza! Eyvah zulümlerimize diyerek dövünecekler, kaybettikleri fırsatlarından ötürü hasret çekecekler onlar. Evet çaresiz böyle yaşayanları Allah helâk edecektir. Ama iş onunla bitse neyse. İş bu dünyadaki helâkle son bulsa neyse, ama bakın Rabbimiz öbür tarafta da bundan çok daha büyük bir sorgulamanın olacağını haber veriyor: