70. “Bize; yalnız Allah'a kulluk etmemizi, babalarımızın taptıklarını bırakmamızı söylemek için mi geldin? Doğru sözlülerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azaba uğrat" dediler.” Diyorlar ki ey Hûd! Bizi yalnız Allah’a kulluğa çağırmaya mı geldin? Bizi babalarımızın dinledikleri tanrılarımızı terk edip yalnız Allah’ı dinlemeye çağırmaya mı geldin? Bizi öteki tanrılarımızdan vazgeçirip sadece Allah’a kulluğa çağırmaya mı geldin? Bizler sadece Allah’ı mı dinleyeceğiz? Sadece Ona mı kulluk edeceğiz? Peki o zaman bizim öteki ilahlarımız ne olacak? Öteki tanrılarımız ne olacak? diyorlardı. Bakın bu âyetten de anlıyoruz ki Âd kavmi Allah’ı bilmeyen, tanımayan bir toplum değildi. Bakın şöyle demiyorlar Allah’ın elçisine. Ne yâni ey Hûd! Durup dururken bir Allah mı çıkardın? Bu da nereden çıktı? Bugüne kadar hiç duymadığımız, hiç bilmediğimiz bir Allah mı çıkardın? demiyorlar da şöyle diyorlar: Ey peygamber! Bizi sadece O’na kulluğa mı çağırıyorsun? Öteki ilahlarımızı terk edip sadece Onu dinlemeye, egemenlik hakkını sadece O’na vermeye, hayatımızda söz sahibi olarak sadece O’nu kabule mi çağırmaya geldin? Diyor-lardı. Yâni alçaklar Allah’ı biliyorlardı, tanıyorlardı, hattâ zaman zaman O’na kulluk da ediyorlardı ama hayatlarında yetkili gördükleri başka Rableri, başka İlahları da vardı. Onları da dinlemek zorunda olduklarını söyleyerek sadece Allah’a kulluğa yanaşmıyorlardı. Tamam İlahlardan bir İlah olarak, tanrılardan bir tanrı olarak Allah’ı da dinleyelim, hayatımızın ibadet bölümünde Onu da dinleyelim ama hayatımızın öteki bölümlerinde söz sahibi olan öteki İlahlarımızı da dinlemek zorundayız diyorlardı. Bakıyoruz şimdikiler de aynı şeyleri söylüyorlar. Tamam Allah yücedir, Allah büyüktür ama yerinde dursun, O bizim hayatımıza ka-rışmaz diyorlar. Ya da tamam hayatımızın belli bölümlerinde Allah’ın yasaları geçerlidir. Namaz, oruç, abdest gibi konularda Allah’ı dinleriz, ama hayatımızın öteki bölümlerinde bizim kendi yasalarını uygulamak zorunda olduğumuz başka Rablerimiz, başka İlahlarımız vardır. Meselâ hukuk konusunda başka Rablerimiz var, eğitim alanında başka tanrılarımız, kılık kıyafet konusunda başka Rablerimiz var diyorlar. Tamam İlahlardan bir İlah olarak, tanrılardan bir tanrı olarak Allah’ı da dinleyelim, Allah’a da kulluk edelim ama bizim hayatımıza karışan başkaları olduğu için sadece Onu dinlemeye, sadece Ona kulluk etmeye, sadece Onun yasalarını uygulamaya hayır diyorlar. Tamam göklerin, yerin yaratıcısı olarak, yağmurun yağdırıcısı olarak, rüzgarların sahibi olarak Allah’ı kabul ediyoruz ama bu Allah bizim hayatımıza karışmaz. Çünkü O Allah göklerin, yerlerin, yıldızların, güneşin ve tüm kâinatın sahibidir. Allah işte böyle büyük işlerin yanında ufak tefek işlere vakti olmayan olduğu için; bu işleri bize bırakılmıştır diyorlar. Ve diyorlar ki ya Rabbi, bizim ilim adamlarımız var, ilmi işle-rimizi biz onlarla halledeceğiz, senin de bilgin vardır ama neyse işte devir değişti şimdi bizim bilim adamlarımız bu işleri daha iyi halledi-yorlar diyerek bugün de insanlar sadece Allah’a kulluğu reddedi-yorlar ve şirk içinde bir kulluktan yana olmaya çalışıyorlar. Peygamberlerin hiç birisi Allah’tan başkalarına kulluğa çağırmamıştır. Tüm peygamberler tevhid inancında icma etmişlerdir. Tüm peygamberlerin tarihlerini, hayatlarını incelediğimiz zaman onların hayatlarında tek İlah, Allah’tır. Tüm peygamberler insanlığı La ilahe illallah temel esasına çağırmışlardır. Allah’tan başka sözü dinlenecek, hatırı kazanılacak hayata hâkim olan İlah yoktur. Allah’tan başka kendisine kulluk yapılacak, hayat programı program kabul edecek varlık yoktur esasına çağırmışlardır. Zaten tarih boyunca en büyük problem işte burada çıkmıştır. Tarih boyunca en büyük problem sadece Allah’a kulluk etmek sadece Allah’ı dinlemek ve hayata hâkim olarak sadece Allah’ı kabul etmek konusunda çıkmıştır. Değilse Allah’a da ibadet konusunda hiç problem çıkmamıştır. Yâni İlahlardan bir İlah olarak Allah’a da kulluğu herkes kabul etmiştir. Öteki İlahlar yanında Allah’a da kulluğa kimse ses çıkarmamıştır. Yâni göklerin ve yerin, göklerdekiler ve yerdekilerin yaratıcısı olarak, dağların ve denizlerin yaratıcısı olarak, rızık verici, öldüren, yaratan yaşatan bir İlah olarak herkes Onu kabul etmiştir. Ama inandığınız bu Allah kendisinden başka ilah olmayandır, ama bu Allah hayata karışan ve kendisinden başka hayata karışıcı olmayandır, ama bu Allah insanların kulluk programlarını belirleyendir ve kendisinden başka kanun koyucu olmayandır, ama bu Allah boyunlarınızdaki kulluk ipinin ucu elinde olan ve sadece kendisinin çektiği yere gidilmesi gerekendir. Yâni bu Allah kendisinden başka Rab, Melik, İlah olmayandır dendiği zaman işte kavga burada başlamıştır. Göklerin ve yerin ya-ratıcısı, rızık vericisi olarak kabul ettikleri bu Allah’ı insanlar hayatlarına karışıcı olarak reddetmeye çalışmışlardır. İlah olarak Allah’ı kabul edelim ama tek ilah olarak asla kabul etmeyiz diyorlar. İlahlardan birisi olarak Onu da dinleyelim, ilahlardan birisi olarak Ona da kulluk ya-palım, ama tek ilah olarak sadece Ona kulluğa hayır diyorlar. Çünkü bizim hayatımıza karışacak başka ilahlarımız da var. Hayatımızda sö-zünü dinleyeceğimiz başka Rablerimiz de var. Bizim Allah’tan başka hukuk tanrılarımız, eğitim tanrılarımız, şifa tanrılarımız, siyasal tanrılarımız da var. Tamam bu tanrılardan birisi olarak Allah’ı da dinleyelim ama öteki tanrılarımızı da dinlemek zorundayız diyorlar. Meselâ imam nikâhı da olsun ama öteki nikâh da olmalıdır di-yorlar. Allah’ı da dinleyelim ama öteki tanrılarımızı da dinleyelim onları da küstürmeyelim diyorlar. Veya düğünde tamam Kur’an da okunsun ama mevlit de okunsun diyorlar. Allah’ı da küstürmeyelim ama âdetler tanrımızı da küstürmeyelim diyorlar. Veya tamam zekatı verelim ama vergi de verelim. Veya müslümanlık da olsun ama baş açarak tahsil de olsun diyorlar. Evet diyorlar ki; ey peygamber, bizi babalarımızın yolundan koparıp sadece Allah’a kulluğa çağırmaya mı geldin? Halbuki biz ba-balarımızı da dinlemek zorundayız. Burada ki baba; sadece anaların kocaları olan babalar değildir. Baba sözü dinlenecek otorite demek-tir. Baba sözünden çıkılmayacak, sözü kanun olan güç demektir. Noel baba, Goryo baba, Sam baba, kurtar baba, mafya baba, imdat baba, yetiş babalar var ya, izindeyiz ata filan diyorlar ya. İşte tüm bu babalarımızı da dinlemek zorundayız diyorlardı. Onlardan bize intikal eden yasaları da uygulamak zorundayız diyorlardı. Evet biz sadece Allah’ı değil babalarımızı da dinleyeceğiz, öyleyse: Ey Hûd! Haydi biz ne getireceksen getir de görelim. Bu tavrımıza karşılık, bu şirkimize karşılık haydi buyur ne getireceksen getir. Azap mı yağdıracaksın, taş mı yağdıracaksın, ateş mi gönderecek-sin, azap mı edeceksin haydi ne yapacaksan yap diyorlar. Cahiller Allah’tan istenmesi gereken, Allah’tan beklenmesi gereken şeyleri de peygamberden bekliyorlar. Allah’ı da peygamberi de bilmiyorlar. Bilselerdi zaten iman ederlerdi. Tıpkı Hudeybiye de yapılan anlaşmanın başına “Rasulullah Muhammed” ibaresinin yazılmasına bozulmuşlar ve eğer biz bunu kabul etmiş olsaydık zaten burada bu anlaşmayı yapmazdık dedikleri gibi.