74. “Allah'ın sizi Âd milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah'ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.” Hatırlasanıza Âd kavminden sonra sizi halîfeler kılmıştık. Allah onlardan sonra sizi yeryüzünde yerleştirip imtihana tâbi tuttu. Allah âyetlerine inanmayan, Allah elçileriyle savaşa tutuşan Âd toplumunu yok etti ve Allah onların mülkü üzerine sizleri getirdi. Onlardan aldığı nimetlerini şimdi size verdi. Onların arkalarından sizleri yeryüzüne yerleştirdi. Size imkân verdi, coğrafya verdi, yeryüzünde hükmetme yetkisi verdi. Sizleri yeryüzünde egemen kıldı. Dilediğiniz gibi yeryüzüne hükmedecek konuma getirdi sizi. Bu yetkiyi kimden aldınız? Kim verdi bütün bu nimetleri size? Bütün bunları Allah lütfetmedi mi size? Yeryüzünü size boyun büktüren Allah değil mi? Siz kendiniz mi yapıyorsunuz bunları? Yeryüzünün ovalarında köşkler kurup, dağlarında kayaları yontup evler, köşkler yapıyorsunuz. Hem ovalardan istifade ediyorsunuz hem dağlardan. Dağlarda evler yontuyorsunuz, ovalarda da köşkler yapıyorsunuz. Rivâyetlere göre kendilerinden öncekilerin rüzgar ve sarsıntıyla yok edildiklerini bildikleri için güya dağların üzerlerinde kayalardan mağaralar yontarak kendilerini Allah’tan gelebilecek muhtemel bir azaba karşı sağlama almaya çalışıyorlardı. Allah’ın elçisi diyor ki bütün bunları size Allah’ın verdiğini hiç düşünmüyor musunuz? Sizden öncekilerin helâk edildiklerini ne çabuk unuttunuz? Yaşadığınız bu bölgede, bu köşklerin içinde kendinizi emniyette mi hissediyorsunuz? Evet Semûd kavmi dağ başlarında kayaları yontarak, kayaları, dağları yararak çok muhkem evler yapıyorlar, hiç ölmeyeceklermiş gibi köşkler içinde yaşıyorlardı ve zannediyorlardı ki bu sağlam yapılar kendilerini her türlü tehlikelere karşı koruyacaktı. Bu sağlam yapılarına, muhkem evlerine, mülklerine, servetlerine makamlarına ve medeniyetlerine güvenerek Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın elçileriyle sa-vaşa tutuşuyorlardı. Kendilerinden önce Allah mücâdeleye tutuşanların gözlerinin önünde Allah karşısında nasıl mağlup olduklarını görmüşlerdi ama yine de ibret almıyorlar ve onların yolundan gitmeyi tercih ediyorlardı. Bu yüzden nerede yüksek, yüksek binalar görsem Semûd’u hatırlarım. Gözümün önünde hiç ölmeyecekmiş gibi plan program yapan Semûd canlanır. Allah korusun da bugünün insanları da tıpkı Semûd’un tavrını sergiliyorlar. Sanki ebedî kalma iddiasını sergileyen, Allah’a da, Allah’ın âyetlerine de, Allah’ın peygamberinin sünnetine de ihtiyaçlarının olmadığını söylüyorlar. Adamlar öyle bir hayat yaşıyorlar ki hayatlarında ne kitap var ne sünnet. Sanki hiç ölmeyecekler, sanki kıyâmet hiç gelmeyecek ve saltanatları düzeleri sanki hiç yıkılmayacak. Tüm günlerini, tüm zamanlarını ve mesailerini bunlara ayırarak, gündemlerinden âhireti, hesabı kitabı çıkararak işleri güçleri kasır ve büyût olan bu insanları görünce Semûd’u hatırlamamak mümkün değildir. Evet Allah’ın elçisi diyor ki Allah’ın size verdiği bu nimetleri hatırlayın da yeryüzünde fesat çıkarmayın, yeryüzünde Allah’ın koyduğu düzeni bozmayın. Allah’ın sizlere kulluk adına verdiği bu nimetleri sırf zevkleriniz istikâmetinde kullanacağınıza ihtiyaçlarınız kadar hayatı kullanıp o arazileri o imkânları Allah’a kulluk üzere kullansaydınız ya. Her yerde Allah’a secdeyi gerçekleştirseydiniz ya. Her yeri evlerle, köşklerle, saraylarla dolduracağınıza her yeri Allah’a secde mahalli kılsaydınız ya. Her yerde Allah’ın istediği gibi davranarak Al-lah’a kulluğu gerçekleştirerek halîfelik hakkınızın devamını sağlasaydınız ya. Bakın Allah’ın elçisinin bu uyarısına karşılık o toplumun Melesi de şöyle diyorlardı: