104:"Ey mü'minler! Peygambere "Raina" demeyin "Unzurna" deyin ve dinleyin, inkâr edenlere elem verici bir azap vardır." Dikkat edersek Cenab-ı Hak daha önce Bakara sûresinde şöyle buyurmuştu: "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rab-binize kulluk ediniz. Umulur ki böylece korunmuş olursu-nuz." (Bakara: 21) Demişti. Ey insanlar Rabbinize kul olun! Rabbinize kulluk edin! Buyurmuştu. Bütün insanlığı kendisine kulluğa çağırmıştı. Daha sonra: Ey İsrail oğulları! Buyurarak ehl-i kitabı bu kitaba imana çağırmıştı. Şimdi de: Buyurarak "Ey müslümanlar!" Diyerek müslümanlara bir edep anlatmaya başlayacak. "Ey mü'minler "RAİNA" demeyin! "UNZURNA" deyin ve dinleyin." Kulak verin! Dinleyin! Buyuruyor. Raiy, riâyet; bir kimsenin başkalarının işlerini çekip çevirmesi, yönetmesi demektir. Onun lehine olan şeyleri tedarik edip, ona fayda sağlaması, onu gözetmesi demektir. Bu kelime hayvanlar için kullanıldığı zaman onları gütmek anlamına gelmektedir. Başlangıçta Allah’ın Rasûlü, müslümanlara herhangi bir emir verdiği zaman müslümanlar, sahabe: “Raina ya Rasûlallah!” derlerdi. Yâni bize riâyet et ey Allah’ın Rasûlü! Bizi gözet! Bize mühlet tanı! Acele etme! Bize zaman ver ki, biz bunu anlayalım! Derlerdi. Sonradan yahudilerin çok değişik mânâlarda kullandıkları bu tabiri kullanmamalarını emrederek buyurdu ki Rabbimiz: Böyle demeyin! "RAİNA" demeyin ey müslümanlar "UNZUR-NA" deyin. Ve söze de iyi kulak verin, dikkatlice dinleyin. Bunun sebebini şöyle izah etmişler: 1- "RAİNA" kelimesi yahudilerin kendi aralarında bir tür sövme anlamına kullandıkları bir kelimeydi. Bu kelimeyle, bu şifreyle Allah’ın Rasûlüne sövmeye çalışıyorlardı. 2- Veya ey bizim çoban! Ey bizim çobanımız! Ey bizim gü-dücümüz anlamına kullanıyorlardı bunu. Peygamberi bir çoban, bir hayvan güdücüsü konumuna düşürmeye ve böylece onunla alay etmeye, onu alay konusu yapmaya çalışıyorlardı. 3- Veya İbrani’ce de: Duy duymaz olası! Dinle dinlenmez olası! Dinle sözü dinlenmez adam! Gibi hakaret ifade eden bir kelimedir. Yahudiler hem karşısındakine sövmek, hem de hakaret etmek kastıyla bu kelimeyi kullanmaya başlayınca Cenab-ı Hak müslümanların bu kelimeyi kullanmalarını yasakladı. 4- Bir de bu kelime: Sen bize riâyet et, sözümüze kulak ver ki biz de sana riâyet edelim, biz de senin sözünü dinleyelim şeklinde pazarlıklı bir ifade anlamına geliyor. Yâni böyle Peygamberin konumunu rencide edici, anlaşmalı eşit bir riâyet talep ediyorlar. Halbuki Rasulullah’ın ümmeti arasındaki ilişkisi, öğretmen öğrenci, usta çırak ilişkisine asla benzemez. Bu konuda bunu anlatan başka âyetler de var Kur’an’da: "Sakın ha! O Rasûlü kendi aranızda birbirinizi çağırdığınız gibi çağırmayın!" (Nur: 63) Gibi âyetler vardır. İçinizden birinize hitap ettiğiniz gibi peygambere hitap etmeye kalkışmayın. Bilesiniz ki O Allah’ın sevgilisidir. Onu üzerseniz Allah’ı üzmüş olursunuz gibi âyetler görüyoruz. Ray; bir de hayvanlarla ilgili bir sözdür. Yahudiler bu kelimeyi kullanırlarken, biz senin ne dediğini anlayamıyoruz, biz bunu anlamaktan uzağız demeye getiriyorlardı. Biz sürüleriz demeye getiriyorlardı da Allah buyurdu ki Ey müslümanlar! Sizler Peygamber karşısında sürüler kesilmeyin! Dinleyin! Söze iyice kulak verin! Peygamberin sözleri, peygamberin benden getirip sizlere duyurduğu bu mesaj anlaşılmayacak bir mesaj değildir. O mesaj karşısında sürüler kesilmeyip iyice dinlerseniz, kulak verirseniz mutlaka onu anlayacaksınız buyurulmaktadır. Sakın sizler o yahudiler gibi olmayın ve onların kullandıkları bu başka mânâlara çekilebilecek kelimeleri kullanmayın! Buyuruyordu Rabbimiz. Rabbimiz kitabındaki bu ve benzeri âyetleriyle biz müslüman-ların kitap ve peygamber karşısında bu alçak yahudiler gibi sürüler kesilmememizi, bu kitabın âyetlerini ve bu peygamberin hadislerini anlayamayız diyerek peşin bir aptallığa düşmememizi emrediyor. Kitap ve peygamber karşısında sürüler kesilerek: Efendim biz kim bu kitabın âyetlerini anlamak kim? Biz nerede bu peygamberin hadislerini anlamak nerede? Onu ancak büyük zatlar anlar. Bizler onu okuyup anlamak şöyle dursun, hâşâ elimize almaya bile lâyık değiliz tavrında olanların alçak yahudiler olduğunu haber veriyor. Ey müslümanlar sizler böyle yapmayın! Kitap ve peygamber karşısında sürüler kesilmeyin! Dinleyin! Söze kulak verin! Kesinlikle bilesiniz ki ben kitabımı sizin anlayabileceğiniz ve yaşayabileceğiniz bir özellikte gönderdim. Ben peygamberimi sizin anlayabileceğiniz ve uygulayabileceğiniz, örnek alabileceğiniz bir özellikte gönderdim. Sakın bu konuda yahudiler gibi davranarak bana iftira etmeye kalkışmayın buyurmaktadır. Allah düşmanı yahudiler Rasulullah Efendimize böyle bir hitap tarzında bulundular. Öyleyse bugün bizler de bir konunun anlatımında kullandığımız kelimelere çok dikkat etmek zorundayız. Zira insanlar onunla kendi nanelerine kılıf bulmasınlar. Meselâ Mevlâna aşk-ı İlâhîyi şarapla anlatmış diye bugün insanlar onun ihtifallerine kafayı çekerek geliyorlar. Keşke bu konunun anlatımında böyle bir şarap kelimesini kullanmasaydı da insanlar kendi nanelerine böyle kılıflar bulamasalardı. Bilhassa İslâm düşmanlarının değişik mânâlara kullandıkları, farklı anlamlar yükleyerek kullandıkları kavramları kullanırken çok dikkat etmek zorundayız. Meselâ hürriyet kavramı. Bugün bu kavramı kullanan insanlar, insanın sözleri, fiilleri ve düşüncelerinin tamamen bağımsız olduğunu kast etmektedirler. Kapitalist dünyaya göre insan bütün işlerinde sınırsız bir hürriyete sahiptir. Cinsel, ekonomik, siyasal bütün ilişkilerini belirlerken hiçbir ilke tanımamakta-dırlar. Ne din, ne iman, ne Allah tanımaz bir hürriyet kast etmektedirler. Öyleyse bu kavramı kullanırken kullandığımız yerlere çok dikkat etmek zorundayız. Onların yükledikleri bu mânâyı çağrıştıracak şekilde bu kavramları kullanmaktan uzak durmalıyız. Meselâ demokrasi kelimesi de böyledir. Buna insanların yükledikleri İslâm dışı mânâları görmeyerek kimi müslümanların sadece İslâm’ın şura ve seçim ilkelerinden hareketle efendim İslâm da demok-rasidir! İslâm da demokrasiyi önermektedir! Gerçek demokrasi İslâm-dadır! gibi lafları, onları dinin dışına çıkardığının farkına varmalıdırlar. İşte bu âyet-i kerîmeden anlıyoruz ki bizler bu tür kavramları kullanırken çok dikkatli davranmak zorundayız. Bizim inandığımız muhtevaya sahip olmayan kavramları kullanmamaya âzami gayret göstermeliyiz, yoksa müslümanların zihinlerini idlal vebalinden kurtulamayız. Kullandığımız kelimeleri, kavramları kullanırken çok dikkat etmek zorundayız, aksi takdirde insanlar bizim kullandığımız bu kelimeler ve kavramlar üzerinde kendi nanelerine kılıf bulmasınlar, kendi nanelerine delil bulmasınlar, bulamasınlar.