Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

112. Ayet

112Bakara Suresi

بَلٰى مَنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُٓ اَجْرُهُ عِنْدَ رَبِّه۪ۖ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ۟

(Hayır, iddia ettikleri gibi değil!) Bilakis, kim muhsin olarak/kulluğunu en güzel şekilde yerine getirerek Allah’a teslim olursa onun, Rabbi katında ecri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

112:"Her kim bir iyilik yapar da kendini Allah’a tes­lim ederse. Onun mükâfatı Rabbı katındadır. Onun mükâfatı olan cennet Allah katında garantidir. Ve bunun kaybolması konusunda kesinlikle onun için ne bir korku, ne de mahzun olma söz konusu değildir." Her kim ki Allah için yüzünü lekeden sâlim tutar, nefsini şirk­ten temizleyerek ihlâs ve samimiyetle Allah’a yönelirse. Yüz aklığı ve alın temizliği içinde Allah’a yönelirse. Peki yüz aklığı ve alın temizliği ne demek? Yüz aklığı ve alın temizliği, kişinin içinin ve dışının, niyetinin ve amelinin temizliği demektir. Niyet temiz olacak, amel de temiz ola­cak. Bunlardan birisinin bozukluğu neti­cenin bozukluğu anlamına ge­lecektir. Meselâ amel güzel bir amel ama niyet Allah için değilse, ya da niyet Allah için ama amel sün­nette yeri olmayan bir amelse yine netice bozuk olacaktır. Yâni her kim ki içiyle dışıyla Allah’a yönelir, yâni tüm hayatını Allah’a teslim ederse, Allah için hayat yaşamayı kendisine temel prensip bilir, hayatının tümünde Allah’ın kulu olmaya karar verirse, irade­sini Allah’a teslim ederek, Allah’ın seçimini kendisi için seçim kabul eder, yâni hayatının tümünde müslüman olursa. "Ve de bu halinde muhsin olursa." Yâni hayatının tümünde Allah’ı görmediği halde onu görü­yor-muşçasına, Allah’ın huzurunda olduğunun şuurunda bulu­nursa, her ânının Allah’ın kontrolü altında olduğunu bilir ve böy­lece yaptıklarını Allah için yapar, Allah’a lâyık olarak yaparsa, böyle bir hayat yaşarsa, Allah kontrolünde olduğunun bilincine ererse: "Onun mükâfatı Rabbı katındadır. Onun mükâ­fatı olan cennet Allah katında garantidir. Ve bunun kaybol­ması konusunda kesinlikle onun için ne bir korku, ne de mahzun olma söz konusu değildir." İşte delil budur, işte ispat budur. İşte bunlara müslüman de­nir ve bu dine de İslâm denir. Ve işte cennete kesinlikle girecek olanlar da bunlardır, bunlardan başkaları asla değildir. Demek ki cennete gidecek olanların, Allah’a tümüyle teslim ol­maları, yâni müslüman olmaları ve de Allah Resûlü’nün pratikte gös­terdiği bir salih ameli gerçekleştirmeleri gerekecektir. Bunun başka yolu yoktur. Kitap ve sünnete teslim olup sürekli bunlarla kendisini kontrol eden kişiler ancak cennete gideceklerdir. Allah diyor ki; cennete müslüman olanlar girecektir. Müslüman olmayanlar kesinlikle cennete giremeyecektir. Biz ina­nıyo­ruz ki, Hz. Mûsâ aleyhisselâm dönemindeki yahudiler de müslümandı ve onlar da gireceklerdir bu cennete. Ve yine inanıyoruz ki Hz. İsa aleyhis-selâm dönemin­deki Hz. İsa’ya ve ona gönderilen İncil’e inanan hıristi­yanlar da müslümandı ve onlar da cennete gireceklerdir. Ve yine Hz. Muhammed’e (a.s) ve onun şahsında tüm insan­lığı kıyamete kadar hidâyete ulaştırmak üzere inen Kur’an’a inanan ve onunla amel eden, onun istediği şekilde bir hayat yaşa­yan ve onun gösterdiği yoldan giden müslümanlar da cennete gi­receklerdir. Ama bu kitabı tahrif eden, bozan veya bu kitaptan habersiz yaşayan, ona karşı nötr davranan, böyle bir kitap yeryü­züne ha gelmiş ha gelme­miş, fark etmez yaşayan veya bu âyetle­rin gösterdiği yolun dışında hareket edenler de cehenneme gide­ceklerdir diyoruz. Rabbimizin bu konudaki yasası böyledir. Cennete sadece müslüman olanlar girecektir buyuruyor Rabbimiz. Bakın bu âyette; cennete ancak yahudi ve hıristiyanlar gide-cektir, diyerek müslümanlara karşı güya birlikte hareket eden bu in­sanlar bakıyoruz ki, kendi aralarında da ihtilâfa düşmektedirler. Kendi aralarında da böyle bir beraberliğin olmadığını görüyoruz. Sanki az evvelki sözlerini kendileri dememiş gibi, bu sözlerinin tamamen hilafına burada da şöyle diyorlar bakın: