112:"Her kim bir iyilik yapar da kendini Allah’a teslim ederse. Onun mükâfatı Rabbı katındadır. Onun mükâfatı olan cennet Allah katında garantidir. Ve bunun kaybolması konusunda kesinlikle onun için ne bir korku, ne de mahzun olma söz konusu değildir." Her kim ki Allah için yüzünü lekeden sâlim tutar, nefsini şirkten temizleyerek ihlâs ve samimiyetle Allah’a yönelirse. Yüz aklığı ve alın temizliği içinde Allah’a yönelirse. Peki yüz aklığı ve alın temizliği ne demek? Yüz aklığı ve alın temizliği, kişinin içinin ve dışının, niyetinin ve amelinin temizliği demektir. Niyet temiz olacak, amel de temiz olacak. Bunlardan birisinin bozukluğu neticenin bozukluğu anlamına gelecektir. Meselâ amel güzel bir amel ama niyet Allah için değilse, ya da niyet Allah için ama amel sünnette yeri olmayan bir amelse yine netice bozuk olacaktır. Yâni her kim ki içiyle dışıyla Allah’a yönelir, yâni tüm hayatını Allah’a teslim ederse, Allah için hayat yaşamayı kendisine temel prensip bilir, hayatının tümünde Allah’ın kulu olmaya karar verirse, iradesini Allah’a teslim ederek, Allah’ın seçimini kendisi için seçim kabul eder, yâni hayatının tümünde müslüman olursa. "Ve de bu halinde muhsin olursa." Yâni hayatının tümünde Allah’ı görmediği halde onu görüyor-muşçasına, Allah’ın huzurunda olduğunun şuurunda bulunursa, her ânının Allah’ın kontrolü altında olduğunu bilir ve böylece yaptıklarını Allah için yapar, Allah’a lâyık olarak yaparsa, böyle bir hayat yaşarsa, Allah kontrolünde olduğunun bilincine ererse: "Onun mükâfatı Rabbı katındadır. Onun mükâfatı olan cennet Allah katında garantidir. Ve bunun kaybolması konusunda kesinlikle onun için ne bir korku, ne de mahzun olma söz konusu değildir." İşte delil budur, işte ispat budur. İşte bunlara müslüman denir ve bu dine de İslâm denir. Ve işte cennete kesinlikle girecek olanlar da bunlardır, bunlardan başkaları asla değildir. Demek ki cennete gidecek olanların, Allah’a tümüyle teslim olmaları, yâni müslüman olmaları ve de Allah Resûlü’nün pratikte gösterdiği bir salih ameli gerçekleştirmeleri gerekecektir. Bunun başka yolu yoktur. Kitap ve sünnete teslim olup sürekli bunlarla kendisini kontrol eden kişiler ancak cennete gideceklerdir. Allah diyor ki; cennete müslüman olanlar girecektir. Müslüman olmayanlar kesinlikle cennete giremeyecektir. Biz inanıyoruz ki, Hz. Mûsâ aleyhisselâm dönemindeki yahudiler de müslümandı ve onlar da gireceklerdir bu cennete. Ve yine inanıyoruz ki Hz. İsa aleyhis-selâm dönemindeki Hz. İsa’ya ve ona gönderilen İncil’e inanan hıristiyanlar da müslümandı ve onlar da cennete gireceklerdir. Ve yine Hz. Muhammed’e (a.s) ve onun şahsında tüm insanlığı kıyamete kadar hidâyete ulaştırmak üzere inen Kur’an’a inanan ve onunla amel eden, onun istediği şekilde bir hayat yaşayan ve onun gösterdiği yoldan giden müslümanlar da cennete gireceklerdir. Ama bu kitabı tahrif eden, bozan veya bu kitaptan habersiz yaşayan, ona karşı nötr davranan, böyle bir kitap yeryüzüne ha gelmiş ha gelmemiş, fark etmez yaşayan veya bu âyetlerin gösterdiği yolun dışında hareket edenler de cehenneme gideceklerdir diyoruz. Rabbimizin bu konudaki yasası böyledir. Cennete sadece müslüman olanlar girecektir buyuruyor Rabbimiz. Bakın bu âyette; cennete ancak yahudi ve hıristiyanlar gide-cektir, diyerek müslümanlara karşı güya birlikte hareket eden bu insanlar bakıyoruz ki, kendi aralarında da ihtilâfa düşmektedirler. Kendi aralarında da böyle bir beraberliğin olmadığını görüyoruz. Sanki az evvelki sözlerini kendileri dememiş gibi, bu sözlerinin tamamen hilafına burada da şöyle diyorlar bakın: