127:"Hani İbrahim (a.s) ve İsmail (a.s) Beytin (Kâbe’nin) temellerini yükseltirken şöyle dua etmişlerdi: Rab-bimiz bizden kabul buyur, şüphesiz ki sen işiten ve bilen-sin." Ya Rabbi biz bunu senin için yapıyoruz, bunu bizden kabul buyur! diyorlardı. Şüphesiz ki sen, işiten ve bilensin ya Rabbi! diyorlardı. Çünkü amel, çünkü hareket, çünkü niyet Allah içindi. Bakın İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail (a.s) Kâbe’nin, yeryüzünde-ki Allah’a kulluk evinin unutulmuş, terk edilmiş temellerini yükseltiyorlardı. Öyleyse bize düşen de hayatımızda bu tür kulluk temellerini açığa çıkarmak ve yükseltmektir. Meselâ evlilik hayatımızda, nişan, nikâh ve düğün merasimle-rimizde, kazanma ve harcama yollarında, ticaret hayatımızda, aile ha-yatımızda, ev tefrişlerimizde, çocuklarımızın eğitimi anlayışlarımızda, büyük, küçük, sevgi, saygı anlayışlarımızda, unutulmuş, terk edilmiş, belki izleri bile toplumdan silinmiş kulluk temellerini açığa çıkarmak, yükseltmek, yüceltmek zorundayız. Kaldı ki namaz, oruç, hac, zekât gibi yıkılmış, ciddi bir tamire muhtaç olan İslâm binalarını bile zaten yenilemekle, tamir etmekle mükellefiz. Eğer adım başına bir binayı ayağa kaldırma derdiyle hem dert olursak, o zaman bilelim ki bizim de İbrahim gibi Allah’a dua etmeye hakkımız olacaktır. Allah’a el açmaya yüzümüz olacaktır. Ey Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur! Sen her yapılanı duyan ve görensin demeye hakkımız olacaktır. Öyle değil mi? Hz. İbrahim bir şeyleri kaldırdı, bir şeyleri yükseltti. Sonra da haklı olarak Allah’a el kaldırıp dua etme şerefine erdi. Peki ey müslüman! Sen ne yaptın ki; ey Rabbim, bunu bizden kabul buyur diyeceksin? Hangi temelleri yükselttin? Eğer yıkmadıysan tabii. Hangi unutulmuş kulluk temellerini yükselttin ki; onun gibi el kaldırıp dua etme hakkını elde edesin. Evet, o makamın sahibi olan Hz. İbrahim’e Kur’an (HANİF) diyor. Allah’a tam teslim. Aklı işin içine karıştırmadan Allah’a teslim olan bir peygamber. Ya da tüm şirkleri reddetmiş, tüm tâğutlara savaş açmış bir peygamber. Sen de öyle misin? Devam ediyor duaları: