159:"İndirdiğimiz açık hükümleri ve doğru yolu biz kitapta insanlara beyan ettikten sonra gizleyenler yok mu? İşte onlara Allah lânet eder ve lânet etmek şanından olanlar lânet eder." Bir nişane, bir alâmet, bir sembol ve bunun gizlenme günahı ya da gizleme vebali. Muhakkak ki beyyinattan indirdiğimizi gizleyenler, Tevrat, Zebur ve İncil’deki indirdiklerimizi gizleyenler, Kur’an’da indirdiklerimizi gizleyenler, risâleti gizleyenler, peygamberin (a.s) peygamber olacağını, Kur’an’ın son kitap olacağını gizleyenler, kıblenin Kâbe olacağını gizleyenler, bütün bunları oğullarından daha fazla bildikleri, tanıdıkları halde tüm bu gerçekleri gizleyenler ehl-i kitabın bilenleri. Denmiş ki; bu âyet hakkı bildikleri halde gizleyen ehl-i kitabın bilginleri, özellikle de yahudi âlimleri hakkında inmiştir. Ama biliyoruz ki sebebin özel oluşu hükmün genel oluşuna engel değildir. Öyleyse âyet din konusunda bildiği herhangi bir bilgiyi, herhangi bir gerçeği gizleyen, onu insanlara anlatmayan kimselerin hepsini içine almaktadır. İhtiyaç anında onu söylemeyen veya yaymayan ya da yayılmasına engel olmaya çalışan herkes için geçerlidir bu. Belki dün bu işi yapan ehl-i kitap bilginleriydi; lâkin dönem geçmiş, müslümanlar yeryüzünde çoğalmış, ama bu sefer de Müslümanlar bu kitabı gizlemeye başlamışlar. Bakara’yı gizleyenler, Âl-i İmrân’ı, Nisâ’yı, Mâide’yi gizleyenler. Kur’an’ı bilip de ümmete anlatmayanlar, gündeme getirmeyenler, işlerine gelen âyetlerle vaziyeti idare edip, hoşlarına gitmeyecek âyetleri örtbas ederek kendi heva ve heveslerine göre bir dünya kuranlar. Kitapta insanlara açıklandıktan sonra Beyyinâtı gizleyenler, âyetleri gizleyenler, kim bunu yapıyorsa: "Allah’ın lâneti onların üzerinedir ve lânet etmek şanından olan tüm meleklerin ve tüm varlıkların lânetleri de onların üzerinedir." Sahabeden Ebu Hureyre’ye (r.a) çok fazla hadis rivâyet ettiği söylendiği zaman bu âyeti okuyarak der ki: "Eğer Kur’an’da böyle bir âyet olamasaydı vallahi bu kadar hadis rivâyet etmezdim. Ama ne yapayım Allah böyle buyuruyor." (Buhârî ilim 42) Allah’ın Rasûlü buyurur ki: "Hakkı söylemekten susan kişi dilsiz şeytandır." Başka bir hadislerinde : "Kim ki yanında bulunan İslâm’dan bir bilgiyi gizlerse; kıyamet günü Allah onun ağzına ateşten bir gem vuracaktır." Çünkü küfre rıza, küfürdür. İlmi gizlemek demek; ondan mahrum olan insanların küfürde kalmalarına ve sapmalarına göz yummak, rıza göstermek demektir. Gerçekten gizlemek büyük bir günahtır. Menfaatimiz var gizli-yorsak, hesabımız var gizliyorsak, rahatımız kaçmasın diye gizliyor-sak, para kazanacağız diye, zaman bulamadık diye anlamıyor ve an-latmıyorsak çocuklarımıza, cidden bilelim ki halimiz çok perişandır.. Düşünün öyle bir ortamdasınız ki, öyle bir meclistesiniz, bir cemaattasınız, bir okuldasınız, bir konumdasınız ki; bir hakikatle karşı karşıyasınız. Ve orada o hakikatin sizin tarafınızdan ilanı isteniyor. Ve işte o anda hakikati gizlemeye, sıvışıp kaçmaya hakkınız yoktur. Bulunduğunuz makam ve mevki hesaplarınız, para hesaplarınız, ya da hacılık, hocalık hesaplarınız, toplum tarafından beğenilmeme, toplum tarafından dışlanma hesaplarınız, hocalığınızın toplum tarafından sıfıra indirilme korkularınız sizi ve bizi hiçbir zaman bildiğimiz hakikati gizlemeye sevk etmemelidir. Var çıksın tayininiz, var insin hocalığınız, var bitsin dekanlığınız, var bizi kimse hesaba da katmasın, var statümüz de yok olsun, söylememiz gerekenleri mutlaka söyleyelim. Açığa çıkarmamız gereken şeyleri mutlaka açığa çıkaralım. Bilelim ki Allahu Teâlâ’nın açıklamamızı istediği hakikatleri gizlediğimiz sürece, Allah’ın lâneti bizim üzerimizedir, lânet etmek şanından olan tüm varlıkların lânetleri bizim üzerimizedir. Bu memlekette yıllarca Arapça okutulması yasaklanmıştır. Sebep nedir? Sebep Kur’an’ın gizlenmesi, Kur’an’ın bu insanlar tarafından anlaşılmasını engellemektir. Başka bir sebebi yoktur bunun. Bu tür gizleyenler de Allah’ın lânetinden kurtulamayacaklardır. İngilizce öğretimine izin var, Almanca’ya izin var ama Arapça’ya geçiş yok. Bir de bu âyet bize şunu anlatır: Bilgi sahibinin bir üstünlük, bir imtiyaz sahibi değil aksine büyük sorumluluk sahibi olduğunu anlatır. Peki bu hakikati gizlediği halde kendisine bir çıkış yolu bulan kimse yok mu? Evet var: