176:"Bu da Allah’ın kitabını hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda ayrılığa düşenler, doğrusu de-rin bir çıkmazdadırlar." Demek ki bu azabın sebebi şudur: Allah kitabını hakla, hak olarak indirmiştir. Onlarsa bu kitap konusunda ihtilâfa düşmüşler, bir kısmına iman ederek, bir kısmını gizleyerek inkâr etmişlerdir. Ama kitap hakkında ihtilâfa düşenler, elbette haktan çok uzak bir ayrılık ve anlaşmazlık içindedirler. Bu kitaptan kasıt: 1- Tevrat’tır denmiş. Bu kitap konusunda ihtilâf edenler de ya-hudi ve hıristiyanlardır. İhtilâf ettikleri konu da bir görüşe göre; İsa (a.s)'ın, diğer bir görüşe göre de Hz. Muhammed (a.s)'ın sıfatlarının ve haberinin Tevrat’ta geçip geçmediği konusudur. 2- İkinci bir görüşe göre; buradaki kitaptan kasıt Kur’an’dır. Kitap konusunda ihtilâfa düşenler de Kureyş müşrikleridir. Kimisi sihir demişler, kimisi eskilerin masallarıdır, üsturedir demişlerdi. 3- Bir üçüncü mânâya Cenab-ı Hak; tüm peygamberlerine kitap gönderirken hakkı hak olarak ikâme etmek, bâtılı da yok etmek için göndermiştir. Bunu murad etmiştir Allah. Ama bu adamlar bu maksatla gelen Allah’ın âyetlerini oyuncak edindiler. Ne hakkı ikâme dertleri var, ne de bâtılı yok etme çabaları. Kitap konusunda ihtilâfa düşenler, Allah’ın gönderdiği kitapların tamamına inanmayıp da kimisi sadece Tevrat’a, kimisi sadece İncil’e inanıp ötekileri reddedenler. Veya kitabın bir kısmına inanıp da diğer bir kısmına inanmayarak, böylece kitap konusunda ihtilâfa düşen insanlardır. Bugün de insanlar kitap konusunda ihtilâfa düşmektedirler. Kimileri bu kitabı inkâr ediyor, kimisi bir kısmına inandığı halde bir kısmını inkâr ediyor, kimisi bu kitabın fonksiyonu konusunda ihtilâf ediyor, kimisi kitap damam da bir zamanlar uygulanmış, bugün işi bitmiş diyerek ihtilâf ediyor, kimisi onu sadece ibâdete hasredip, sosyal hayata karıştırmama konusunda ihtilâf ediyor. Kimisi kitabın sadece belli âyetlerini bayraklaştırıp diğer bölümlerini görmezden gelerek ihtilâf ediyor. Meselâ zikir âyetleri diyor adam, bunlara sarılıyor, bunları bayraklaştırıyor, sanki kitapta sadece bu âyetler varmış gibi diğerlerini görmezden geliyor. Kimisi dar’ul harp âyetlerine tutunuyor, kimisi cihad âyetlerine sarılıyor, kimisi sadece kıssa âyetlerine, kimisi devlet âyetlerine sarılıyor, sadece onları gündeme getiriyor diğerlerini yok farz ediyor. Böylece bugün de müslü-manlar kitap konusunda ihtilâf içine düşmektedirler. Halbuki kitap aslında ayırıcı değil birleştiricidir. Kitap kendisine tümden sarılmayı becerebilen, Allah’ın istediği biçimde sarılmayı becerebilen insanları kesinlikle birleştirecektir. Ama bugün müslüman-ların aralarında böyle her biri onun bir parçasına değil de tümüne birden sarılıp amel edebilecekleri ve aralarında herhangi bir ihtilâf söz konusu olduğu zaman hakem olarak kendisine gidebilecekleri bir kitapları olmadığı sürece, tartışmalardan ve ihtilâflara düşmekten kesinlikle kurtulamayacaklardır. İnsanlar arasında böyle birleştirici bir hakem, bir bağ olmayınca da ihtilâflar ebedî olacaktır. İşte âyet-i kerîme bize bunu anlatıyor. Ama insanlar, hüsnü niyetle bu kitabı anlamaya çalıştıkları hal-de, insan olmaları hasebiyle anlayışlarının, kavrayışlarının farklı oluşu, onların beraberliklerine zarar getirmeyecektir. İnsan olmaları sebebiyle meselâ birisi malının tamamını, bir başkası da yarısını verme-yi anlayabilecektir o ayrı. Bir de kitaptan ayrılık ihtilâf sebebidir. Bundan sonra Rabbi-miz, birr’i anlatmaya başlayacak. Birr; iyilik demektir. Birr; takva demektir. Birr; gerçek iman demektir. Gerçek birrin, gerçek takvanın, gerçek imanın ne olduğunu bakın Rabbimiz şöyle anlatır: