198:"Hacda ticaretle Rabbinizin fazlından bir şeyler istemenizde günah yoktur. Arafat’tan akın ettiğinizde Meş’ar-i haram denilen yerde Allah’ı zikredin. O Allah size nasıl hidâyet verdiyse siz de onu anıp zikredin. Doğrusu Allah size bunu öğretmeden önce zaten sizler sapıktınız." Yâni hacda ticaret yapabilirsiniz, bunda herhangi bir günah yoktur diyor Rabbimiz. Hacca giden adam çok rahat bir şekilde ticaret yapabilir. Ticaret mallarından götürebilir, getirebilir. Orada da ticaret yapabilir, yolda da ticaret yapabilir, bu işte hiçbir sakınca yoktur. Çünkü İslâm’ın istediği hayatta ne haccın, ne orucun, ne namazın, ne ticaretin hiçbir farkı yoktur. Hayat bunlarla iç içedir İslâmda. Bir anda namaz kılarsınız, bir anda da tüccarsınız. Bir anda ticaret yapıyorsunuz, bir anda da hacca gidiyorsunuz. Bir anda savaşıyorsunuz, bir anda da öğreniyorsunuz. Bir anda öğretirken, bir anda da öğrenen konumundasınız. Yâni İslâm’da bu konularda bir ayırım söz konusu değildir, caiz de değildir bu. Yâni biz namazda ayrıyız da ticarette ayrıyız, bu mümkün değildir. Namaz kılarken ayrı bir kişilik sahibi, ama ticaret yaparken ayrı bir şahsiyet sahibi olmak İslâm’da yoktur. Müslüman namaz kılarken Allah’ın kulu; ama ticaret yaparken kapitalizmin kulu olamaz. İslâm’da böyle bir laisizm yoktur. Kişi namaz kılarken de Allah’la karşı karşıya, ticaret yaparken de Allah huzurundadır. Hac yolculuğunda ticaret olmaz! Hacca giderken ticaretin de bitecek! Hacdan geldikten sonra teraziye el değmeyeceksin! Olmaz bunlar. Bilâkis müslümanın tüm hayatı ibâdettir. Onun hayatında tırnak kesmekten tutun da tuvalete gitmeye varıncaya kadar herşey kulluktur. Müslümanın hayatında kulluğun dışında bir ek saniye bile dü-şünülemez. Çünkü Allah hayatta boşluk bırakmaz. Hayatta boşluk de-mek, şirkin başlangıcı demektir. Yâni sanki hayatımızın bir bölümün-de Allah’la karşı karşıyayız, hayatımızın bir bölümünde Allah’a karşı sorumluyuz, hayatımızın bir bölümüne Allah karışır; ama öteki bö-lümlerinde başkalarına karşı sorumluyuz, o bölümlere Allah’tan başkaları karışır diyerek hayatı böldünüz mü, şirk başlamıştır Allah korusun. Birileri bu bâtıl fikirleri yaymaya çalışırken, hacca giderken müslümanlar ticaret yapamazlar derken, her halde bunu Japon, Amerikan ve İngiliz sanayilerinin daha da gelişmesi ve onların ürettikleri malların oralarda daha kolay satılabilmesi için söylüyorlar hainler. Ve kimi zavallı hocalar da bunların bu oyunlarına alet oluyorlar. Müslümanlara: Sizler ticaret yapmayın! Sizler sadece tüketici olun! Diyorlar. Tabii bu hainler için önemli olan kendi mallarının tüketilmesidir zaten. Çoğu zavallı müslüman da hacdan döndükten sonra ticaretini bırakıyor. Teraziye dokunmaya bile korkuyor âdeta. Kimileri de bu durumda hacca gidemem diye korkuyor. Yâni ben bu ticareti, ben bu hayatı bırakmadıkça hacca gidemem diye korkuyorlar. Efendim ticaret varsa ibâdet yoktur, ibâdet varsa da ticaret olmaz filan demeye çalışıyorlar. Vs. Vs. Halbuki İslâm’da kesinlikle böyle bir laisizm anlayışı yoktur. Müslüman hayatın tamamını Allah için yaşayan kişidir. "Arafat’tan akın ettiğinizde Meş’ar-i Haram denilen yerde Allah’ı zikredin." İfaza kelimesi taşmak mânâsınadır. Arafat’tan taşmaya, ak-maya başladığınızda. Düşünün iki milyonluk, üç milyonluk bir kent boşalıyor. İki günlüğüne kurulmuş, Allah adına bir vazife icra etmek için geçici bir şekilde kurulmuş bir kent boşalıyor. Ne muazzam bir görüntü, tüyler ürpertici, mahşeri bir manzara. Akşam güneş batar batmaz üç milyonluk bir kent yepyeni bir hayata akıyor. Arafat’tan Müzdelife’ye yürüyor. Üç milyonluk bir sel, hani barajlar açıldığı, sular salındığı zaman nasıl akar? İşte öylece bütün yollardan, bütün vâdilerden insanlık Müzdelife’ye doğru akmaktadır. Arafat’ta irfana ulaşmışlar, kulluk bilinciyle bilinçlenmişler, şimdi de Meş’ar’de bu bilgiyi kuru bir bilgi olmaktan çıkarıp şuur haline getirmeye yürüyorlar. Uygulama alanı bulmaya yürüyorlar. Bilgiyi amele dönüştürme savaşı vermeye yürüyorlar. "Meş'ar-i Haram’da (yâni Müzdelife’de) Allah’ı zikredin. O Allah size nasıl hidâyet verdiyse siz de onu anıp zikredin. Doğrusu Allah, size bunu öğretmeden önce zaten sizler sapıktınız." Allah’ı zikredin, Allah’ı gündeme alın. Size, siz hiç bir şey bilmezken hidâyet ettiği için siz de Allah’ı zikredin. Çünkü daha evvel sizler yol yordam bilmeyen sapıklardınız. Bundan evvel sizler dünya nedir, hayat nedir, ölüm nedir, âhiret nedir, cennet, cehennem nedir, namaz, abdest nedir bilmiyordunuz. Bütün bunları size öğreterek Allah size hidâyet etti. Size hidâyet eden Allah, sizden zikir istiyor. Hayatınıza Allah hakim olsun istiyor. Hayatınızın her bir konumunda sizden istediği kulluk birimleriyle Rabbinizi, Rabbinizin âyetlerini, Rab-binizin kulluk maddelerini hatırlamanızı istiyor. Sizden gündem istiyor Allah. Kendisini gündeme almanızı istiyor. Başkalarını gündeme aldığınızdan çok onu gündeminize almanızı, daha çok onu konuşmanızı, daha çok onu övmenizi, daha çok onun âyetleriyle meşgul olmanızı istiyor. Siyasetinize Allah hakim olsun, ekonominize Allah hakim olsun, kılık kıyafetinize Allah hakim olsun, eğitiminize, hukukunuza, evlenmenize, boşanmanıza, ölümünüze diriminize ve tüm hayatınıza Allah hakim olsun istiyor. Allah sizden kendisini gündeme almanızı istiyor, kitabını ve elçisini gündeme almanızı istiyor. Zikir budur zaten, Allah sizden zikir istiyor.