Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

200. Ayet

200Bakara Suresi

فَاِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ كَذِكْرِكُمْ اٰبَٓاءَكُمْ اَوْ اَشَدَّ ذِكْرًاۜ فَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ خَلَاقٍ

Hac vazifelerinizi bitirince (cahiliyede) babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha fazla Allah’ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki (dua ederken) şöyle der: “Rabbimiz! Bize dünyada ver.” (Böyle dua edenin) ahirette hiçbir nasibi yoktur.

Dipnot

Müşrikler hac vazifesini tamamlayınca babalarının cömertlik, kahramanlık gibi özelliklerini sayıp onları över ve atalarıyla övünürlerdi. Allah (cc) bu faydasız ve hatalı uygulamayı dünya ve ahiret bereketi olan zikir ibadetiyle değiştirdi. (bk. Buhari, 4520; Müslim, 1219; Ebu Davud, 1910. Aişe’den (r.anha))

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

200:"Hac ibâdetinizi bitirince de vaktiyle babaları­nızı andığınız gibi yahut onları andığınızdan daha çok Allah’ı zikredin. İnsanlardan kimileri de var­dır ki, Rabbimiz bize dünyada ver! Derler. Onların âhirette na­sip­leri yoktur." Burada tekrar bir zikir emri daha geliyor. Daha önce ataları­nızı gündeme aldığınızdan çok Allah’ı gündeme alın diyor Rabbimiz. Cahi-liye döneminde herşey atalara bağlıydı. İnsanlar atalarını gün­deme almayı, onları yâd etmeyi çok severlerdi. Atam şuydu, atam buydu, atam şöyleydi, atam böyleydi. Hayatın temelini atalar oluştu­ruyordu. Yaşanan hayatı onların anlayışları, onların âdetleri ve onlar­dan kendilerine intikal eden bilgiler oluşturuyordu. Hayata statüko ve atalar dini hakimdi. Zira ataları zikir demek; onları ha­yata yön verici olarak sürekli gündemde tutmak demektir. Ama Allah buyurur ki: Ey müslümanlar! Artık müslümanlık gelmiştir, ar­tık Allah’tan size hayatı­nızı belirlemek üzere bir kitap ve onun pra­tikte uygulanırlılığını gös­termek için bir peygamber gelmiştir. Artık bundan böyle gündeme bunlar alınacaktır. Tüm atalarınızın ve onların âdetlerinin işi bitmiştir artık deniliyordu. "İnsanlardan kimileri de vardır ki Rabbimiz bize dünyada ver! derler. Onların âhirette nasipleri yoktur. Deniliyor ki müşrikler haccı bitirdikleri zaman: "Allah’ım! Bize dünyada bol bol rızıklar ver!" diye dua ederlerdi ve âhiret adına hiç bir şey istemiyorlardı da bunun üzerine bu âyet nazil ol­muştur. Onlar ya da başkaları, insanlardan kimileri de derler ki; Ya Rabbi bize dünyada mal mülk ver! Biz dünyada senden ma­kam mevki istiyoruz, ev bark istiyoruz, mark dolar istiyoruz, eş, dost, çevre, kredi istiyoruz! Bize bunlardan haber ver sen! Biz ge­risini bilmeyiz derler. Bize dünyada ver de öbür tarafta ne olursa olsun bizim için fark et-mez derler. Dualarının konusu budur bunla­rın. Dua dedim, yanlış duymadınız. Aslında herkes dua eder. Yer­yüzünde dua etmeyen insan yoktur. Bütün insanlar dua ederler; ama duadan duaya fark vardır. Kişinin bir şeye yönelmesi onu elde etme adına çırpınması, ona ulaşma adına çalışıp çaba­laması dua demektir. Evet bu adamlar herşeyin dünyada bitip tü­kenmesi adına dua et­mektedirler. Dünyada bitip tükenecek şeyler isteyerek dua etmekte­dirler. Böyle diyenlere, böyle dua edenlere, böyle hedefler uğruna çır­pınıp duranlara dünyada herşeyi verir Allah, ama âhirette onların hiç­bir nasipleri yoktur. Ama kimileri de inşallah biz de onlardan olalım, bakın şöyle derlermiş: