202:"İşte onların kazandıklarından bir karşılık vardır. Allah hesabı çok çabuk görendir." İşte bu iki grubun her ikisi de dualarına, isteklerine, arzularına ulaşacaklardır. Her ikisine Allah istediklerini verecektir. Sadece dünyalık isteyenlere, dünyada tadılıp bitecek mal mülk isteyenlere Allah istediklerini verecek, onlar burada herşeylerini yiyip bitirecekler öbür tarafa hiç bir şeyleri intikal etmeyecektir. Allah onları dünyada mal mülk sahibi, makam mevki sahibi edecek, tatması gerekenleri burada tattıracak ve burada tatlı gibi gelen, başlangıcı hasene gibi gelen bu tadılan şeylerin sonu hüsranla bitecek ve kendilerini cehenneme yuvarlayacaktır. Ama öbür taraftaki mü'minlere de hem dünyada hem de âhirette bitmez tükenmez haseneler nasip edecek ve onları cehennem ateşinden koruyacaktır. Dünyadaki bu mutlulukları öbür tarafta da mutluluğa dönüşecek ve cennet hasenesiyle sonuçlanacaktır. Kişi bizzat kendisi sonucuna katlanmak kayd u şartıyla ne isterse Allah onu ona verecektir. Mal isteyene mal verecek, mülk isteyene mülk verecek, ilim isteyene ilim verecek, cennet isteyene cennet, cehennem isteyene de cehennem verecektir. Şûrâ sûresindeki bir âyet-i kerîme bunu şöyle anlatır: "Kim âhiret kazancını istiyorsa onu ona veririz. Kim de dünya kârını istiyorsa ona da dünyadan veririz. Ama onun için âhirette hiçbir nasip yoktur." (Şura 20) Yâni bu dünyada çok zengin olanlara, mal mülk sahibi olanlara şaşmamak lâzımdır. Çok ciddi istediklerinden, çok ısrarlı istediklerinden, belki gecelerini gündüzlerine katacak biçimde, belki de âhiretlerini ikinci üçüncü plana iterek ısrarla dünyalık istediklerinden Allah onlara bunu vermiştir. Rasûl-i Ekrem’in hadislerinde ifadesi veçhile: "Dünyanın Allah katında sineğin kanadı kadar değeri olsaydı ondan kâfire bir yudum su vermezdi" Gereğince değersiz oluşundan ötürü isteyen herkese vermiştir onu. Ama kimileri de bu kadar önemli görmediklerinden, onlardan daha önemli şeylerin varlığına inanarak başka şeyler istediklerinden onlara verilmemiştir hepsi o kadar. Rabbim sadece dünyada kalacak, sadece dünyada insanlar arasında bir övünme vesilesi olmanın dışında başka hiçbir fayda sağlamayacak şeyler istemek yerine, dünyada yetecek kadar bir rızkın ötesinde şeylerin peşine takılmayı, öbür tarafa intikal edecek şeylerin peşinde olmayı hepimize nasip ve mukadder kılsın inşallah. Burada dünyayla âhiretin bir mukayesesini yapalım inşallah. Tüm plan ve programını dünya adına yapan, dünyalık elde etme adına yarışan ve sadece dünyada bitecek öbür tarafa intikal etmeyecek haseneler peşinde olan kişiyle hem dünya hem de âhiret hasene-lerinin peşinde olan kişinin şöyle bir örnekle karşılaştırılmasını yapalım. Sekiz yüz metrelik iki etaplı bir koşu düşünün. Koşucular sıraya girmişler ve verilecek komutu bekliyorlar. Düdüğün çalınmasıyla koşucular harekete geçerler. Farz edin ki bu yarışmaya sizinle birlikte katılan ben bütün gücümü, bütün enerjimi kullanarak bu yarışın ilk etabı olan ilk dört yüz metreyi en önde bitirsem. İlk dört yüz metrede hepinizi geçsem; ama yarışın ikinci dört yüz metresinde yarışı terk etsem, yarışın ikinci etabında benim ismim dahi geçmese, şimdi bu yarışın birincisi sayılabilir miyim ben? Olmaz böyle şey değil mi? Çünkü tamam ilk dört yüz metrenin birincisiyim ama bu yarış dört yüz metrelik bir yarış değil ki. Yarış sekiz yüz metrelik bir yarıştır ve ben bunun sadece birinci etabında en öndeyim, ama ikinci etabında ismim bile geçmiyor. İşte ey müslümanlar! Dünya ile âhireti böyle bir bütün olarak düşünmek zorundayız. Şu anda hepimiz böyle iki etaplı bir yarışın içindeyiz. İlk dört yüz metrelik etabı ölümle biten, sonraki etabı da ölümden sonra dirilişle başlayan bir yarış. Şimdi bir adam düşünün ki bu yarışın birinci etabında hep birinci olsa. Doğumla ölüm arasındaki etapta herkesten önde olsa. Hangi konuda? İşte dünyayla alâkalı her konuda. Meselâ bu adam dünyada hiç kimsenin sahip olamayacağı kadar marka, dolara sahip olsa o konuda birinci, dünyada hiç kimsenin oturamayacağı makamlara otursa o konuda birinci, dünyada hiç kimsenin sahip olamayacağı güzellikte kadınlara sahip olsa o konuda birinci, sayın sayabildiğiniz kadar ölümle bitecek öbür tarafa intikal etmeyecek ne kadar şey varsa onların tamamında birinci olsa, ama yarışın ikinci kademesiyle alâkalı, yâni ölümden sonraki hayatla ilgili bir yatırımı yoksa, öbür tarafla ilgili ismi dahi geçmiyorsa şimdi bu adam bu yarışın birincisi sayılabilir mi? Elbette sayılamaz değil mi? Öyleyse isteyeceklerimiz sadece dünyada bitecek âhirete intikal etmeyecek şeyler olmasın. Sadece dünyada bizi mutlu edecek ama âhirette bize bir şey sağlamayacak şeyler peşinde olmayalım. Sadece burada birincilik düşünmeyelim. Hem dünyada hem de âhi-rette bizi mutlu edecek şeyler peşinde olalım hesabımızı, kitabımızı bunun üzerine yapalım inşallah. İşte Allah bu âyet-i kerîmesinde bize bunu anlatıyor. Sonra: