Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

205. Ayet

205Bakara Suresi

وَاِذَا تَوَلّٰى سَعٰى فِي الْاَرْضِ لِيُفْسِدَ ف۪يهَا وَيُهْلِكَ الْحَرْثَ وَالنَّسْلَۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ

(Bir işin başına yönetici olduğunda ya da) yanınızdan ayrıldığında yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ekini ve nesli yok etmek için çalışır. (Oysa) Allah, bozgunculuğu sevmez.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

205:"O dönüp gitti mi (Yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip ne­silleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sev-mez." İşte bu adam "tevellâ" edince. Bunun anlayabildiğimiz kada­rıyla iki mânâsı var: 1- Senin yanından ayrılınca, sizin yanınızdan ayrılınca, o at­mosferi terk edip de kendi dünyasına dönünce, demektir bunun birinci mânâsı. Ya da İslâm’dan, kulluktan, vahiyden sırt dönüp gidince, vah-ye, Allah’ın hayat programına arkasını dönüp kendi bildiğince bir hayat yaşamaya yönelince, demektir. Kitap ve sünneti terk edip kendi heva ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşa­maya yönelince. 2- İkinci mânâsı da bir iş başına geçince, velî olunca, birileri­nin velâyetini üzerine alıp idareci olunca demektir. Müslüman­ların velâ­yetlerini alıp iktidarı ele geçirince demektir. As­lında kâfirlerin müslü-manlar üzerinde velâyet hakları yoktur. Kâ­firlerin müslümanlar üzerine veli olup, vali olup onlara danışmadan onlar adına karar verme makamına getirilme hakları yoktur. Kâfir­lerin böyle makamlara getirilmeleri yasaktır. Ama tatlı dilleriyle müslümanları kandırıp, bir fır­sa-tını bulup, bir yolunu bulup da müslümanlar üzerine veli oldukları zaman bu tür insanların yapa­cakları işler şunlarmış bakın. Yeryü­zünde fesat çıkarmak, yeryü­zünün dengesini bozmak, Allah’ın yeryü­zünde koyduğu düzeni bozmak, ekinleri ve nesilleri yok etmek için, telef etmek için, boz­mak için sa’y etmek ve koşturmak. Birinci işi ifsad etmek olur bu adamın. İfsat; küfrü yay­mak, küfrü hakim kılmak, küfrü ve şirki egemen kılmak demektir. Allah’ın yeryüzünde koyduğu düzeni değiştirip, ilga edip, onun yerine başkala­rının düzenlerini ikâme etmek demektir. Bunu sûrenin başında uzun uzun anlatmıştım. Bir de nesli bozmak için çırpınır böyleleri. Nesli bozarlar, nesli itlâf ederler. Nesli eğitimle bozarlar. Dinden, imandan, Kur’an’dan uzak tamamıyla materyalist bir eğitim sitemi kurarak ümmet-i Muhammed’in neslini bozarlar. Müslümanların çocuklarının başlarını açtırarak hayasızlaştırırlar onları ve iffetlerini, namuslarını bozar­lar. Doğum kontrolü adı altında yalanlarla ümmetin çocuklarını da-ha doğmadan öldürmeye çalışarak onları itlâf ederler. İnsanların ya­taklarına kadar, yatak odalarına kadar uzanıp orada ne ekecekle­rine de onlar karışırlar. Bunu yaparken de tatlı sözlerle onları ikna et­meye çalışırlar. İyi ni­yetli olduklarını, kendilerini düşündüklerini söy­lerler. “Sizler az ge­lişmiş veya işte gelişmekte olan insanlar olarak sı­kıntı çekmeyesi­niz, aç ve açıkta kalmayasınız diye size geldik” derler. Bakamaya­cağınız, besleyemeyeceğiniz çocuklarınızı daha doğmadan boğ­maya geldik derler. Size şirin görünmeye çalışırlar, tatlı dillidir ha­inler. Hasta olmayasınız, çocuklarınız felç olmasınlar diye aşı yap­ma-ya geldik derler. Bu yutturmacalarla müslümanların çoğal­malarını ve günün birinde kendilerine kafa tutabilecek bir noktaya gelmelerini engellemeye çalışırlar. Böylece mü'minlerin nesillerini telef ederler. Eğer bu konuda muvaffak olamazlarsa, yâni tüm aleyhte propagan­dalara rağmen eğer müslümanlar yine de ço­ğalma eğilimi gösterir­lerse, o zaman da doğanları öldürmeye çalı­şırlar eğitim yollarıyla. Allah buyurur ki, bir de bu hainler ekini helâk ederler. Ürünleri bozarlar. Bugün memleketimizdeki tüm sebze ve meyve­ler hormonlu­dur. Eşyanın tabiatını bozmaktadırlar hainler. Kâfirler tüm pisliklerini ülkemize taşımışlardır. Sırf para kazanmayı hedef­leyen ve bunun dı­şında başka hiç bir şeye değer vermeyen bu bozguncular, istedikleri paraya ulaşabilmek için kurdukları fabrika­lardan çıkan atık maddele­riyle tabiatı bozmaktadırlar, insanları zehirlemektedirler. Dertleri para kazanmak olunca, binlerce insan ölse de fark etmez onlar için. Günümüzde bunun ön güzel örneği A.B.D İsrail emperyalizmi­dir. İsrail’in önderliğinde tarımda kullanılan bir kısım hormonlar fito-östrojen karakterinde olup, yani bitkisel kadınsı hormon özelliğini taşıyıp, zamansız, mevsimsiz sun’i tarım oluşturulmaktadır. Bu hormon-ların etkisiyle son yirmibeş yılda bir kısım bölgelerde erkeklerin sperm sayılarında % 40 a varan düşüşler görülmektedir. Bu durumda, sun’i tarım, ilaç ve hormonlu sebzelerin büyük rolü olduğu bilinmekte­dir. Aynı zamanda bu kadınsılık irsi de olabilmektedir. Son zaman­larda artan kibar sesli, yapmacıklı erkeklerin, taransseksüellerin vs oluşumunda bu âyetteki ifade ilâhî, mûcizevî bir işaret oluşturmakta­dır.