210:”Onlar sadece gözetiyorlar ki, Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte geliversin de iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allah’a döndürülüp götürülüp. " Bunlar artık onu bekliyorlar. Allah’ın kendini, yâni Allahlığını ortaya koymasını, Allahlığını kendilerine göstermesini bekliyorlar. Ama murad-ı İlâhî böyle değildir. Yâni Allah’ın böyle bir yolla insanları imana zorlaması söz konusu değildir. Zira böyle zoraki bir iman Allah’ın istediği iman değildir. Öyle isteseydi Rabbimiz tıpkı melekler gibi doğuştan boyunlarımızdaki ipin ucunu eline alıverir ve bizi iradelerimizle baş başa bırakmazdı. Ne bekliyor bunlar? Açık açık Allah’ı görmek mi istiyorlar? Allah gerçeği hiçbir zaman öyle herkesin kayıtsız şartsız kabul edeceği, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği biçimde çırılçıplak gözler önüne sermez. Çünkü o zaman imtihanın mânâsı kal-maz. Başarı ve başarısızlık kavramları anlamlarını yitirir. Bunun içindir ki Rabbimiz insanları şöyle uyarmaktadır: Allah’ın melekleriyle birlikte bütün azametiyle karşınıza çıkacağı günü beklemeyin! Zira o zaman sizin işiniz bitecektir. O zaman azabınız kesinleşecek ve hiç bir şansı-nız da kalmayacaktır. Yâni sizler böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınız anda iman ve itaatinizin de hiçbir mânâsı kalmayacaktır. Çünkü artık ona iman denmeyecektir. Gözle görülen bir şeye iman isten-mez. İman gaybın konusudur. Zaten yeis halindeki bir iman da iman değildir. Peki niye iman etmiyor bu adamlar? Neyi bekliyorlar? Kıya-metin gelip çatmasını mı bekliyorlar? Bu istedikleri şey kıyametin kop-masından sonra gerçekleşecek bir şeydir. Halbuki kıyamet günü geldiği zaman hiçbir dönüş, hiçbir pişmanlık fayda vermeyecektir. Kıyamet günü hüküm vermek için buluttan gölgeler içinde Allah melekleriyle birlikte gelecek: “ Melekler sıra sıra dizilip, Rabbin gelince,” (Fecr: 22) O gün Allah gelecek Melekleriyle beraber. Peki nasıl gelecek Rabbimiz? Nasılını bilmiyoruz. Bu adamların Allah’ın Rasûlünden istedikleri şeyleri bir zamanlar başkaları da peygamberlerinden istemişlerdi: "Ehl-i kitap senden, gökten kendilerine bir kitap indirmeni istiyorlar.." (Nisâ 153) Daha önce Hz. Mûsâ’dan da daha büyüğünü istemişler ve demişlerdi ki; Ey Mûsa Allahu Teâlâ’yı bize apaçık göstermedikçe biz sana iman etmeyeceğiz. Hadi bize apaçık Allah’ı göster demişlerdi. Bu haince tavırlarından ötürü onları yıldırımlar çarpmıştı. Bakın buradaki istekleri de gerçekten çok enteresandır. Allahu Teâlâ’nın o bulutlar arasında, gölgeler arasında kendilerine gelmesini ve de meleklerin kendilerine gelmesini istiyorlar. Aslında Ne istedikleri de belli değil. Bir noktada Peygamberlerle ve müslümanlarla alay söz konusu. Hadi getir bakalım şu Allah’ım dediğin varlığı da bir görelim. Melekleri de getir de şöyle bir görelim bakalım. Diye Peygamberle alay ediyorlar. Şüphesiz bu alaylarının sonunda cezalarını mutlaka çekecekler, ama bu kâfirlere ceza verilinceye kadar da tabi müslümanların bu konudaki imtihanları söz konusu. Müslümanlar çok sıkıntı çekiyorlar ve işte bu sıkıntılı dönemlerinden başarıyla geçebilmeleri için de Rabbi-miz, bu âyetlerle onların morallerini düzeltiyor diyebiliriz. Halbuki Allah’ın böyle bulutlar arasından gelmeyeceği âşikârdır. Melekler geldiği zaman da yeryüzünde kâfirlere artık hayat hakkı kalmayacağı da kesin bellidir.