224:"İyilik yapmanız, kötülükten sakınmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için Allah’ı yeminlerinizden dolayı engel yapmayın. Şüphesiz ki Allah, herşeyi işiten ve bilendir." Yemin sağ el, güçlü el anlamına gelir. Bir sözü de Allah adını anarak, Allah’ı şahit tutarak güçlendirmeye de yemin denmiştir. Allah buyurur ki; Allah adına yaptığınız yeminlerinizi kalkan yapmayın. Bunun iki mânâsı vardır. 1- Birincisi itaatkâr, muttaki, muslih, düzeltici olmak için veya dargınları barıştırmak için de olsa Allah’a çok yemin etmeyin demektir. Konu hayırlı bir konu da olsa, öyle her zaman Allah adını anarak yemin etmeye dillerinizi alıştırmayın demektir. 2- İkincisi de yeminlerinizi kalkan yaparak iyiliklerde bulunmamaya, fenalıklardan korunmamaya, küsleri barıştırmamaya çalışmayın. Yâni ben bu konuda yemin etmişim ne yapayım? Yeminimi bozamam! diyerek hayırlı işler konusunda yeminlerinizi kalkan yapmayın! Diyor Rabbimiz. Allah için bir yemin etmişseniz, bu yeminlerinizi Allah’a kalkan yapmayınız. Hangi konuda? Takvalı olma konusunda, insanlar arasını ıslah etme konusunda. Diyelim ki birisiyle konuşmamak üzere yemin ettik. İki müslüman gelip bize senin onunla konuşman lâzım, onu ebrâr kılman lâzım, onu takvalı kılman lâzım, onu sa-lihleştirmen lâzım! Yâni sen Allah için onunla mutlaka beraber olman, onunla konuşman lâzım diye gelip bize durumu arzettikleri zaman, yok ben yemin ettim! Söz verdim Allah’a! Gidemem ona! Konuşamam onunla! diye diretmeyeceğim ya da yeminimi kalkan yaparak hayırlı bir işten sarfı nazar etmeyeceğim, yeminimi bozacağım, kefaretimi vereceğim ve o işi yapacağım. Bakın Allah’ın Rasûlü bir hadislerinde bu hususu şöyle anlatır: "Bir kimse bir şeye yemin eder, sonra da ondan başkasını, ondan daha hayırlı görürse; o hayırlı şeyi yapsın ve yeminine kefaret versin." Buyurur. (Müslim Eymen 11) Demek ki bir konuda yemin etmiş ama onun yapılmasının daha hayırlı olduğunu anlamışsak hemen yeminimizi bozacak ve kefaretini vereceğiz ve de o işi yapacağız. Yeminin kefareti ise Mâide’de anlatılır: "Bu yeminin kefareti, çoluk çocuğunuza yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmak, veya onları giydirmek, veya bir köle azad etmektir. Bunları bulamayan kimse de üç gün oruç tutar. İşte bu yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefaretidir." (Mâide 89) Hattâ kimi âlimlere göre günah işlemek üzere yemin eden bir adam, günah işlemekten vazgeçtiği takdirde bu yemininin kefaretini de ödemesi gerekmektedir. Çünkü onun bu günahtan vazgeçmesi, kefaret anlamına gelmektedir. Meselâ adam içki içmeye, adam öldür-meye yemin etti. Yeminini kalkan yapıp bu haram fiilleri icraya mecbur olduğunu asla söyleyemez. Allah’ın Rasûlü İbni Mace’nin rivâyet ettiği bir hadislerinde: "Haram işlemek üzere yemin eden birisi, bu yeminini yerine getirmesin! Çünkü haram olan şeyleri terk etmek o yeminin kefaretidir." Buyurur. Bu konuda kefaretin verilmesiyle ilgili rivâyet edilen hadisler daha çok ve sıhhatli oldukları için kişi yeminini bozacak ve kefaretini verecektir diyoruz. Rivayetlere göre sahabeden Abdullah Bin Revaha bir kırgınlık sonucu eniştesinin yanına gitmeyeceğine, onunla konuşmayacağına yemin etmiş ve kız kardeşiyle onun arasını düzeltmeyeceğine söz vermişti. Bu konuda onu uyaranlara karşı da: "E ben bu konuda Allah’a yemin ettim! Allah’a söz verdim! Yeminimi bozmam caiz olmaz! Yapamam! diyordu. Cenâb-ı Hak da bunun üzerine buyurdu ki; hayırlı işler konusunda yemin edip de bu yeminlerinizi kalkan yapmayın! Allah için yemin etmişseniz o yeminlerinizi bozun, kefaretini ödeyin de insanları sâlim kılmada, insanların arasını ıslah etmede, insanları takvalı kılmada yeminlerinizi bahane ya da kalkan etmeyin! buyuruyor. Ve bilesiniz ki: "Allah herşeyi hakkıyla işitici ve bilicidir."