225:"Allah sizi yeminlerinizdeki lağıvdan dolayı muaheze etmez. Ve lâkin kalplerinizin irtikap ettiği yeminlerle muaheze eder. Allah çok bağışlayıcıdır ve Halîmdir." Allah sizi yeminlerinizdeki "Lağıv" dan dolayı muaheze etmeyecek, hesaba çekmeyecektir. Âlimlerimiz yeminleri üçe ayırmışlardır. Bunlar yemin-i lağıv, yemin-i gamus ve yemin-i mün’akide’ dir. 1- Yemin-i lağıv; kişinin herhangi bir kasıt taşımaksızın, yemin kastı taşımaksızın konuşurken, diline geldiği gibi düşünmeden, istemeyerek ağzından çıkan yeminlerdir. Buhârî’deki bir hadis-i şeriflerinde Allah’ın Rasûlü: "lağıv; bir kimsenin konuşma esnasında düşünmeden "Hayır vallahi, "Evet vallahi" demesidir." Buyurur. Ya da lağıv yemin; kişinin herhangi birine zarar vermek kastı olmaksızın, herhangi bir menfaat celp etme niyeti de bulunmaksızın, söz arasında edilen alışkanlık haline getirilmiş yeminlerdir ki, bunun kefareti yoktur. Çünkü Allah, insanları ancak kalplerindeki niyetlere ve kasıtlara göre sorumlu tutacaktır. Burada şunu söyleyelim: Niyetsiz bir amelin herhangi bir değeri olmadığı gibi, amelsiz bir niyetin de Allah katında bir değeri yoktur. Çünkü niyet ameli kendi biçimiyle biçimlendirir ve kendi rengiyle renklendirir. Böylece bir amelin güzelliği ya da çirkinliği o ameli yaptıran niyete bağlıdır. Niyet güzelse amel de güzeldir, niyet bozuksa amel de bozuktur. Yetimi terbiye için dövmenin helâl, ama ondan intikam almak için dövmenin haram olması gibi. Bir kişiye zorla yaptırılan yeminler de lağıv yeminlerdir, onun için de kefaret gerekmemektedir. Yeminlerdeki kasıtsız yanılmalardan Allah bizi sorumlu tutmayacaktır. Ama şurasını da asla unutmayalım ki, bu sorumlu tutulma-yışımız, bizi boş yere sık sık yemin etmenin çok çirkin bir amel olduğunu söylemekten alıkoymamalıdır. Boş yeminlerdir bunlar, o yeminlerle alâkalı bir hesap gelmeyecektir; ama lağviyyatla meşgul olduğumuzdan ötürü elbette o konuda da hesap sorulacaktır bize. Aslında müslümanlar kesinlikle ağızlarını bu tür yeminlere alıştırmamalıdır. Çünkü yeminden dolayı sorumlu olmamak ayrı şey, lağviyyattan dolayı sorumlu olmak ayrı şeydir. Çünkü burada her hâlükârda Allah’ın ismi hafife alınmakta ve onunla oyun oynanmaktadır. Bir adam "Vallahi billahi, vallahi billahi’yi" diline dolaştırarak söz söylemeye çalışırsa, sen bunu niye diline doladın diye bu konuda elbette ona bir soru gelecektir. Evet bu lağıv yemindir. 2- İkincisi; yemin-i gâmus’dur. Bu da kişinin geçmişe ait bir konuda öyle olduğunu zannederek yemin etmesidir. Borcunu ödedi zannıyla; “vallahi ben sana borcumu ödedim!” demesi veya Ankara’ya git-mediği halde gittim zannıyla; “vallahi ben geçen ay Ankara’ya gittim!” demesi gibi. Yanlış bildiğinden, hata ettiğinden dolayı, işin aslının öyle olmadığını anladığı zaman bu kimsenin de tevbe etmesi gerekir, bu-nun için de kefaret yoktur. 3- Üçüncüsü; yemin-i mün'akide’dir. Âyet-i kerîmesinde Rab-bimizin: "Lâkin kalplerinizin niyetiyle irtikap ettiği yeminlerinizden Allah sizi hesaba çekecektir." Bölümünün anlattığı yeminler işte bu yeminlerdir. Yâni kişinin bilerek, niyet ederek, kasıtla yaptığı yeminlerdir. Geleceğe ait bilerek bir yemin ettiniz. Meselâ vallahi ben yarın namaz kılmaya başlayacağım! Vallahi yarından itibaren Kur’an okumaya başlayacağım! Vallahi yarın sana borcumu ödeyeceğim! Gibi yapılan yeminlerde, yeminin gereği mutlaka yerine getirilmelidir. Eğer yeminin konusu meşru ise mutlaka yerine getirilmelidir, eğer meşru bir şey değilse az evvel de ifade ettiğim gibi yeminin kefaretini vererek o işten vazgeçilmelidir. "Allah ki Ğafûr’dur, Halîm’dir." Yâni Allah mağfiret edendir, hataları örten, kusurları örtbas ediverendir, buna güç yetirendir, eğer sizler yaptıklarınızdan pişmanlık duyar ve bir daha yapmamaya azmederseniz. Bir de Allah Halîmdir, yâni çabucak hareket edivermeyen, çabucak sizin defterlerinizi dürüvermeyen, size imkân tanıyan, fevri durumları olmayandır. Rabbinizi böyle bilin ve hayatınızı buna göre ayarlayın. Bundan sonra Rabbimiz “Îlâ” yeminini anlatacak: