226:"Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay beklemek vardır. Eğer yeminlerinden dönerlerse bilsinler ki; Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir." Bir yemin konusu daha geliyor; ama deminki yemin konuların-dan farklı konuda bir yemin. “Îlâ”; kelime mânâsı yemin demektir. Şer'i mânâsı ise bir kişinin hanımıyla dört aydan daha fazla cinsi münâsebette bulunmamak üzere yemin etmesidir. İşte böyle kadınlarından ayrı olmaya, onlara yaklaşmamaya yemin edenler. Bir gün, beş gün, on gün, bir ay, üç ay, bir yıl, beş yıl seninle beraber olmayacağım! Seninle beraber yatmayacağım! Münâsebette bulunmayacağım! diyerek yemin edenler için: "Dört ay beklemek vardır." "Eğer karı koca birbirlerine dönerlerse, bilsinler ki Allah, çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir." Eğer "Fey" yaparlarsa, yâni bu süre içinde yeminlerinden dönerlerse Allah çok bağışlayıcıdır. Îlâ yeminiyle alâkalı şunları söyleyelim: Karı koca birbirlerini sevememiş, birbirlerine uyum sağlayamamış olabilirler. Allah karı kocanın böyle birbirlerine işkence çektirme noktasına varan beraberliklerine izin vermez. Karı kocanın şer'an ve fiilen nikâhlı olup; fakat pratikte ayrı yaşayarak ilişkide bulunmamalarını hoş görmez; bunun için maksimum bir zaman belirler. Bu, dört aylık bir süredir. Kadınlarını ıslah etmek için, onların durumlarını düzeltmek için bir baskı aracı olarak koca bunu kullanabilir. Bazen dik başlı, kocasına itaat etmeyen, güzelliğini ve kadınlığını kullanarak erkeğini önünde boyun eğdirmek isteyen gururlu kadınlar için bu yol faydalı olabilir. Ama bu belli bir zamanla sınırlıdır. Değilse böyle bir yemini bahane ederek kadını uzun bir süre muallakta bekletmenin caiz olmadığı ortaya konuyor. İslâm’dan önce Araplarda bu bir âdetti. Adam; sana beş yıl yaklaşmayacağım diye karısına yemin ediyor ve bu kadıncağız ne evli ne boşandığı belli olmayan bir muallakta beklemek zorunda kalıyordu. Kocası onu boşamamış ki bir başkasıyla evlensin, doğru dürüst evli değil ki kocasıyla beraber olsun. Allah kadınları işte bu mağdur durumdan kurtarmak için bunu dört ayla sınırlandırıverdi. Buna göre hanımlarıyla birleşmemeye yemin eden kişi, ne kadar süre için yemin ederse etsin, bu süre en fazla dört ay olabilir. İşte böyle hanımlarına yaklaşmamak üzere yemin edenler, ya bu süre dolmadan bu yeminlerinden vazgeçip kefaretlerini vererek tekrar hanımlarına dönerler ki; bu dönme cinsel ilişkidir. Aksi takdirde sözle, ben sana döndüm demek yetmez. Ya karısına döner ya da eğer bu süre içinde hanımlarına dönmemişlerse, bu boşanma anlamına gelecektir. Kimileri bu süre içinde karısına dönmezse bir ric'i talâk meydana gelir derken, kimileri de bir bain talâk vaki olur fikrindedirler. Yâni eğer dört ay içinde adam karısına dönmezse, o zaman tekrar bir araya gelmeleri için kadının kocayı kabul etmesi şartıyla yeniden nikâh yapılması gerekir. Eğer kadın ben onu istemiyorum derse, artık tekrar bir araya gelmeleri caiz değildir. Müslim’in rivâyetine göre Allah’ın Rasûlü kendisinden bol nafaka, çeşitli yiyecek ve giyecek isteyen ve bu hususta kendisini rahatsız eden hanımlarına kızarak, onlara bir ay süreyle yaklaşmamak üzere yemin etmiştir. Ve yirmi dokuz gün sonra onlara tekrar dönmüştür. İşte bu Rasulullah’ın kadınlarını tedip için kullandığı bir yoldur. Bu tedibin gerçekleşeceği kadar bir süre beklemiştir. Yine İbni Mace-nin beyanına göre Allah’ın Rasûlü verdiği hediyeyi kabul etmediği için hanımı Hz. Zeyneb’e kızarak ona yaklaşmamak konusunda yemin etmiştir. Kimileri bu dört aylık ayrılığın her tür ayrılıklar için Îlâ olduğunu, yâni boşanma sebebi olduğunu söylerler. Yâni sadece böyle bir kırgınlık ve yemin sebebiyle değil, her hâlükârda kocanın karısını böyle uzun bir süre yalnız bırakamayacağını söylerler. Hattâ bu konuda tefsir kitaplarımızda şu olay anlatılır: Hz. Ömer bir gece gizlice Medine sokaklarında dolaşırken bir kadının yalnızlıktan şikâyetini işitir. Ve hemen kızı Hafsa’nın yanına gelerek: "Ey Hafsa! Allah için söyler misin! Bir kadın en fazla ne kadar kocasının yokluğuna dayanabilir?” diye sorar. Hz. Hafsa da "en fazla dört veya altı ay" der. Bunun üzerine Hz. Ömer ordudaki mücahidleri altı aydan fazla tutmamaya azmeder. Hanefî ve Şafiî mezhebinin imamları bu hususun sadece yemine bağlı ayrılıklarda söz konusu olduğunu söylerler. Yemin söz konusu olmadan Îlânın geçerli olmadığını söylerler. Yâni bir adam yemin etmeksizin dört ay veya daha fazla bir süre hanımına yaklaşmasa bu Îlâ olmaz. Ayrıca dört aydan daha az bir süre için hanımına yaklaşmamaya yemin de Îlâ sayılmaz. Meselâ karı koca belli bir ortak çıkar için anlaşarak cinsel ilişkiyi kesip başka işlere zaman ayırırlarsa, bu Îlâ değildir denmiştir. Evet kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler eğer bu yeminlerinden dönerlerse, Allah bu yeminini bozmasından dolayı kendisini affedecek ve bu yemininden dolayı sorguya çekmeyecektir. Ama: