Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

238. Ayet

238Bakara Suresi

حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ

Namazları koruyun! Orta namazı da (koruyun ve daha fazla ehemmiyet gösterin). Ve Allah için gönülden itaat ederek kıyama durun.

Dipnot

Orta namaz, tercih edilen görüşe göre ikindi namazıdır. (bk. Buhari, 6396; Müslim, 627, 629)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

238:"Namazları ve bilhassa orta namazı (üzerine ti­tizlikle düşerek) muhafaza edin! Ve Allah için kalkıp O’-na gönülden boyun eğiciler olarak divan durun! (kunutta bulunun)" Namazlarınızı muhafaza ediniz. Namazların muhafazası, tüm namazları vaktinde rükûn ve şartlarına riâyet ederek hiçbirini ihmal etmeden, Allah’ın istediği biçimde yerine getirmek demektir. Namazla­rın muhafazası, namazla Allah’tan alınan mesajın muha­fazası de­mektir. Namazla Allah’tan alınan mesajın, namaz sonrası hayata ak­tarılması ve sosyal hayatın bu mesajla düzenlenmesi demektir. İşte böyle namazlarınızı hiç ihmal etmeden muhafaza edin ve özellikle de orta namaza dikkat edin! "Salâtul vusta" Vüsta, evsad kelimesinin müennes ismi taf-dıylidir. Arapça’da bu kelime hem orta, hem de yüce, yüksek anlamla­rına gelmektedir. Hem orta namaz, hem de bütün sıfatla­rını havi ola­rak Allah’ın istediği biçimde kılınan namaz mânâsına gelmektedir. Bu namazın hangi namaz olduğu, şu bildiğimiz na­mazlardan birisi mi, yoksa bu namazlardan başka bir namaz mı ol­duğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Sahabeden çoğunun ifa­desine ve dört mezhep ima­mının görüşüne göre bu namaz, ikindi namazıdır. Allah’ın Rasûlü Ah-zâb savaşı günü, kendilerini çok şid­detli bir biçimde sıkıştıran ve hattâ Müslümanlara ikindi namazı kılma imkânı bırakmayan müşrik­lere bedduada bulunmuştu: "Onlar bizi orta namaz olan ikindi namazından meş­gul ettiler. Allah da onların evlerine ve kalplerine ateş doldursun!" diye bedduada bulunmuştur. (Beyhaki, Sünenü’l-Kübra 1/460) Yine Allah’ın Resûlü’nün Tirmizî’de: "Orta namaz, ikindi namazıdır." hadisini biliyoruz. Yine sahabeden kimileri bu orta namazın sabah namazı ol-duğunu söylemişlerdir. Kimileri bunun öğle namazı olduğunu, kimileri akşam, kimileri yatsı namazı olduğunu söylemişlerdir. Bu, beş vakit namazın tamamını içine alır diyenler de olmuş. Sahib-i tertip olmanın önemine dikkat çekiliyor diyenler olmuş. Cemaatla kılınan namazdır, Allah burada cemaata dikkat çekiyor diyenler olmuş. Cuma günü kılı­nan cuma namazıdır, korku namazıdır, vitir nama­zıdır, Kurban bay­ramı namazıdır, Ramazan bayramı namazıdır gibi pek çok görüşler serd edilmiştir bu konuda. Fakat tüm bu rivâyetler dikkatlice incelenirse Allahu âlem en uygunu bunun ikindi namazı olmasıdır. Çünkü bu konuda en güzeli Rasûl-i Ekrem’in beyanına uymaktır. İnsanlar için meşguli­yetin en fazla olduğu dönem de ikindi dönemidir. Buna göre şöyle demek her­halde daha uygun olacaktır: Her şahıs için engellerin ve meşguliyetin çokluğu sebebiyle kılınması en zor ve geçirilmesi en çok ihtimal dahi­linde olan namaz, onun için en faziletli namaz veya orta namazdır. Veya bu orta namaz açıkça belirtilmediğine göre mümin bütün namazlarını tam olarak muhafaza ederse, bu namazı da muhafaza etmiş olacaktır. Tıpkı Kadir Gecesini Rabbimizin gizli tuttuğu gibi. Ka­dir Gecesini yakalamak isteyen kişi Ramazanın son on gününü ta­mamen ibâdetle geçirmesi gerektiği gibi. Öy­leyse tüm namazlar Al­lah’ın istediği biçimde muhafaza edilmeli ki, bu orta namaz da muha­faza edilmiş olsun. Evet, namazların tü­münü muhafaza edin, özellikle de bu orta namaza çok dikkat edin! "Ve de Allah için kalkıp, divan durunuz. (Kunutta bulununuz)" Allah için kalkıp Allah huzurunda el pençe divan durunuz. "Ganitiyn" kelimesinin birkaç mânâsı vardır. 1- İtaat ediciler olarak Allah’ın huzurunda durun. 2- Konuşmadan ve namazı bozacak fiillerde bulunmadan hu­zurda durun. Ahmed İbni Hanbel’in Müsned’inde şu rivâyeti görüyoruz: Zeyd Bin Erkam diyor ki: "Habeşistan’a hicretten önce Allah’ın Rasûlü na­mazdayken biz ona selâm verirdik, o da bizim selâmı­mızı alıyordu. "Ve Allah’ın huzurunda huşu ile durun" âyeti nazil olmuş Ha­beşistan’dan dönüşümüzde tekrar ona namazda iken selâm verdik; fakat Allah’ın Rasûlü bizim selâmımızı almadı. Öyleyse bu âyetin mâ­nâsı "Namazda konuşmayın!" demektir. 3- Huzû ve huşû içinde namaz kılın ve namazda dua edin de­mektir. "Kunûd" el pençe beklemek demektir. Emre hazır bekle­mek demektir. Ya Rabbi ben sana teslimim! Ben sana bağlıyım! Ne ister­sen iste! Ne emredersen emret! Ben senin emrini bekliyo­rum! De­mektir. Kulluğu sadece Allah’a hasretme, şirkten kaçınma ve Allah’-tan başkalarını kesinlikle dinlemeyeceğini ortaya koyma­dır bu. Bir de bu: "Ve Allah için ganitiyn olarak ayakta durun!" Âyetinin mânâsı; namazda aldığınız mesajla hayatınızı ayakta tutun! Bu mesajla ayağa kalkın anlamına gelmektedir. İs­ter evlilik, ister boşanma, ister yemin olsun Kur’an’da Allah’ın bil­dirdiği hükümle­rin tamamına uymak, namaz gibi ibâdettir. Nasıl ki namaz konusunda Allah’tan başka hiç kimsenin hüküm koyma yetkisi yoksa, diğer konu­larda da hiç kimsenin hüküm verme yet­kisi yoktur. Allah öğle nama­zını dört rek'at olarak tayin buyurduğu halde bu namazı beş rek'at kı­lacaksınız diyenlere itaat eden kişiler, nasıl ki Allah’ı bırakıp bu emri verenleri ilâh kabul etmişlerse ay­nen bunun gibi boşama yetkisini er­kekten alıp kadına veya dev­lete vererek Allah’ın hükmünün dışında hükmedenlerin hükümle­rini kabul edenler de bunarı ilâh kabul etmiş­ler demektir. Allah, kocası tarafından boşanmış kadınların üç kuru’ müddeti iddet beklemesini emrettiği halde veya kocası ölen kadınların dört ay on gün beklemelerini emrettiği halde Allah’ın hükmünü değişti­rip, ha­yır kadın hemen evlenebilir, diyenlere itaat edenler de bunları İlâh kabul etmişler demektir. Allah’ın hükümleri dışında hüküm veren­ler kim olurlarsa olsunlar, kim olurlarsa olsunlar reddedilmesi gereken tâğutlardır. Her kim de bu tâğutları reddetmez ve yalnız Allah’a yapıl­ması gereken kulluğu bu tâğutlara da ayırarak onları İlâh kabul ederse; bunlar Allah için ganitiyn olarak durmayan insanlardır. Al­lah’la birlikte başkalarına da itaat eden müşrikler demektir. Na­mazda hiç mesaj al­ma­yan, ya da namazda aldıkları mesajı ha­yatlarına aktaramayan in­sanlar demektir.