Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

250. Ayet

250Bakara Suresi

وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِه۪ قَالُوا رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَۜ

Câlût ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde, “Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfir topluluğuna karşı bize yardım et.” demişlerdi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

250:"Câlut ve ordusu açığa çıkınca dediler ki: Rab-bimiz bizim üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sa­bit kıl. Ve şu kâfir topluğuna karşı da bize yardım et.” İfadenin İslâmîliğine, sözün güzelliğine bakın. Rabbimiz. Bi­zim Rabbimiz. Bunu diyebilmek önemlidir. Meselâ bir çocuk dü­şünün, an­nesinin her dediğine karşı gelse, annesinin hiçbir dedi­ğini yapmasa, hep dediğine karşı çıksa, günler aylar böyle geçse, bir kerecik anne­sine değer vermese. Sonunda bu çocuk bir gün bir şeylerden bunalıp da yardım için: Anne! diye çağırdığında, hayrola senin annen var mı yavrum der değil mi annesi? Hani annense doğru dürüst davran­say-dın. Bugüne kadar annen gibi davransaydın ya! der değil mi? Veya müdür öğretmenine aynı şeyi der değil mi? Meselâ öğretmen okuldaki müdürü hiç takmasa, hiç dinlemese onu, hiçbir sözünü ye­rine getirmese, sonunda da dese ki "müdür bey izin verir miydiniz" falan. Müdür de “Ne demek ya! Senin müdürün var mıydı bugüne ka­dar?” Der değil mi? Peki biz de: Rabbimiz desek acaba bugüne kadar gerçek­ten Rabbimiz miydi Allah? Tüm yaptıklarımızın yaptırıcısı mıydı? Hayat programımızı çizen miydi? Bizi hareket ettiren Allah mıydı? Hayatı­mızda etkili varlık o muydu? Bir gün biz de bu­nalmış, sıkılmış olarak el kaldırıp ya Rabbi! Desek. Ya Rabbi ne olur imdat desek. Derse ki ya hayrola! Bugüne kadar senin Rabbin ben değildim! Bugüne kadar hayat programını bana hiç sormadın! Bugüne kadar benim sözlerime hiç değer vermedin! Benim kitabımla bugüne kadar hiç ilgilenmedin! Benim peygambe­rime bugüne kadar hiç selâm vermedin! Hayrola şimdi mi aklına geldi benim Rabbin olduğum derse ne diyeceğiz? Di­yorlar ki ba­kın: Rabbimiz. Ey bizim hayatımıza yön veren,bizi hareket etti­ren,adına buralara kadar geldiğimiz Rabbimiz! Ey cihat çağrısına koştuğumuz Rabbimiz. Ey şu ana kadar hayatımızda etkili olan, Bu­raya gelene kadar hatı­rına çeşitli eleklerden geçerek geldiğimiz Rabbimiz. Ey bizim ha­yat programımızı çizen Rabbimiz! "Üzerimize sabır dök ve ayaklarımızı da sabit kıl ya Rabbi!" Sabır indir, sabır gönder değil, üzerimize sabır dök, sabır bo­şalt. Öyle ki gözümüz de ayaklarımız da azalarımızın tümü de sabır­sızlanmasın. Sabırsızlık göstermesin. Bir de ayaklarımızı çak yere ya Rabbi. Ayaklarımızı sabit kıl da geriye adım atmasın. Bu bize düşen, bizim yapmamız gerekenler konusunda bize yardım ettiğin gibi, bir de: "Kâfir topluluk üzerine de bize yardım et!" Ayrıca bir de bizim bilmediğimiz konularda da kâfirler üze­rinde bize yardım et ya Rabbi. Kalplerine korku salarak mı? Yoksa melekler göndererek mi? O konuda da bize yardım et ya Rabbi! Dua budur işte. Allah’ın istediği ve kabul buyurduğu dua bu­dur. Bunu günümüz müslümanlarının çok iyi anlamaları gereki­yor. Fiili teşebbüsten sonra, yâni kılıcı ele alıp Allah yolunda hare­kete geçtik­ten, düşman karşısında saf bağladıktan sonra yapılan dua. Yattığı yerden zafer beklemek yerine kılıçlara sarıldıktan ve yola koyulduktan sonra dua etmek. Hani Hz. Mûsâ’nın su bulabil­mek için asasıyla taşa vurmasını anlatan âyetin tefsirinde de de­meye çalıştığımız gibi dua etmek zorundayız ki duamız kabul buyurulsun. Değilse üst üste otuz zırh giyerek, başına miğfer takarak, göğsünü kurşunlarla süsleyerek evinden dışarı çıkmadan, ya da henüz kılıcı resimlerden tanıyan cihad edebiyatı yapan ve de bu haliyle dua dua yalvararak Allah’tan zafer bekleyenler gibi değil. Evet dua ediyorlar, savaşıyorlar, dişlerini sıkıyorlar ve so­nun-da da Allah’ın izniyle galip geliyorlar. Allah’ın yardımıyla galip ge­liyor-lar. Sebebe tevessülle galip geliyorlar. Maldan ve candan geçe­bil-mekle galip geliyorlar. Karşılarındaki güç ne olursa olsun kim olursa olsun Allah yardım ettikten sonra onların mağlup ol­maları kesinlikle mümkün değildir. E böyle yaşayanlar ölse de ga­lip, kalsa da galiptir zaten. Ne fark eder de! Hiç fark etmez.