266:"Sizden hiçbiriniz ister mi ki, kendisinin hurmalık ve üzümlüklerden bir bahçesi olsun, altında ırmaklar aksın, içinde her türlü ürünü bulunsun da, kendi üzerine de ihtiyarlık çökmüş ve elleri ermez, güçleri yetmez küçük zayıf çocukları olsun. Derken ona ateşli bir bora isabet ediversin de o bahçe yanıversin. İşte Allah, âyetlerini size böylece açıklıyor. Umulur ki, düşünürsünüz." Rabbimiz burada bize bir misal veriyor. Ömrünün son dönemlerini yaşayan, zayıf ve ihtiyar olduğu için çalışıp kazanma imkânı olmayan bir adam düşünün. Bu yaşlılık ve güçsüzlüğün yanında küçük yaşta olmaları ve de hasta olmaları ya da başka sebeplerle çalışamayacak durumda olan ve onun eline bakan çocukları da olan bir baba düşünün. Bu ihtiyar ve güçsüz babanın hem kendisi hem de çocuklarının geleceği için yıllarca çalışıp yetiştirdiği ve ümit bağladığı zemininden ırmaklar akan bir hurma ve üzüm bağı var. İçinde başka diğer meyveler de var. Bu bahçe öyle bir bahçe ki onun geçimini, geleceğini garanti ettiği gibi çocuklarının hayatını da güvence altına almaktadır. Bu durumda, bu yaşta ve bu şartlar altında bu bahçenin bu yaşlı baba için ne kadar önemli olduğunu, bu babanın onun üzerine nasıl titrediğini siz düşünün. Sahip olduğu bu bahçe sayesinde adam son derece rahat ve geleceğe ümitle bakıyor. Bahçenin dökülüp gelen meyveleri onun tüm yükünü ve sorumluluklarını hafifletiyor, yüzünü güldürüyor. Ama, tam bu durumda her tarafı kasıp kavuran ateşli bir ka-sırga o bahçede şöyle bir tavaf ediyor. Ekmek teknesi, ümit dağarcığı tüm meyveler ve tüm ağaçlar harap oluyor, tüm üzüm ve hurma ağaçları yanıp kül oluyor. Ve düşünün ki bu yaşlı, çaresiz adam yanın-da bakıma muhtaç çocuklarıyla beraber bahçenin önünde duruyor. Artık o andaki onun duygularını kelimelerle ifade etmek mümkün değildir. Yüzündeki karalığı, gözlerindeki zillet ve düşüklüğü, kalbindeki kırıklığı, yıkılışı, dökülüşü dile getirmek mümkün değildir. Karşısında duran bu manzara onun kalbinde hayat izi namına, ümit namına ne varsa hepsini silip götürmüştür. Bu kül yığınlarının arasında tüm yaşama sevinci, tüm umutları yok olup gitmiştir. Yaşı çok ilerlemiş olduğu için yeniden imar etme, yeniden çalışıp kazanma imkânı da kalmamıştır. Şimdi ne yapsın bu adam? Allah buyurur ki işte böyle ihtiyarladığınız, çalışıp yeniden kazanma imkânınızın kalmadığı, çağınızın geçtiği bir döneminizde bütün hayatınız boyunca çalışıp kazandığınız şeylerin bir anda yok olup gitmesini ister misiniz? İçinizden kim ister bunu? İşte böyle bir tabloyu güzünüzün önüne getirin, dedikten sonra Rabbimiz karşımıza ikinci bir tablo daha çıkarıyor. Bir ömür boyu çalışıp çabalayıp, ameller işleyip öbür tarafta cennet ümit eden bir adam düşünün. Çok şeyler harcamış, çok ameller işlemiş, çok değerli şeyler vermiş, infakta bulunmuş, ağlayanları güldürmüş, yetimlerin başını okşamış, fakirlerin sofralarını doldurmuş, kurslar yaptırmış, yurtlar kurmuş, yollar köprüler inşa ettirmiş. Böylece bu yaptıklarıyla cenneti garanti etmenin sevincini yaşamaktadır. Fakat öbür tarafta çok ciddi bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya gelmiş. Tüm bu yaptıklarının imansızlık, riya, gösteriş, başa kakma ve eziyet fırtınalarıyla havaya savrulduklarını, ya da yanıp kül olduklarını görünce, eline hiç bir şeyin geçmediğini görünce bu adamın ne hale geleceğini siz düşünün. Tıpkı önceki tablodaki yaşlanmış ve çalışıp kazanma imkânı kalmamış adam gibi bu adamında kıyamet günü tekrar çalışıp amel işleme, Allah’ı hoşnut edecek ibâdetler yapma imkânı da kalmamıştır. İnfak edecek paranın olmadığı, ibâdet edecek fırsatın kalmadığı bir günde tüm yaptıklarınızın, dünyalık adına yaptığınız için öbür tarafa intikal etmeyerek dünyada kaldığını ya da riya, gösteriş, başa kakma gibi sebeplerle boşa gittiğini, hiçbir işe yaramadığını görünce aynen bu yaşlı adamın durumuna düşeceksiniz diyor Rabbimiz. "İşte Allah size böylece âyetlerini açıklıyor. Düşünesiniz, ibret alasınız diye." Eğer bu dünyada, Allah’ın âyetleriyle birlikte bir hayat yaşamaz, Allah’ın âyetlerinden ve uyarılarından uzak bir hayat yaşar, Allah’ın âyetlerine karşı vurdum duymaz bir tavır takınır, onlarla iç içe olmaz ve bunun tabii sebebi olarak da Allah’ın sizden istediği biçimde infak etmezseniz, maldan, candan, bilgiden, boş zamandan, bedenden Allah namına infakta bulunmazsanız tüm hayatınızı gençliğinizi ve enerjilerinizi bu dünyada kalacak biçimde harcar âhiretiniz için bir yatırımda bulunmazsanız aynen bu adamın durumuna düşeceksiniz! Bunu bir saniye bile unutmayın diyor Rabbimiz. Evet imansızlık, riya, gösteriş, başa kakma ve eziyet verme amelleri bu hale getirecektir. Bunlar kıyamet günü tüm amelleri boşa çıkaracak ve sahiplerine çok büyük bir pişmanlık ve hüsran tattıracaktır. Hem de kıyamet günü insanın hiç bir şeye sahip olmadığı ve de cennete girebilmek için onlara en çok muhtaç olduğu bir anda tüm ameller boşa çıkacaktır Allah korusun.