281:"(Ey iman edenler!) Allah’a döndürüleceğiniz, sonra da herkese kazancının tamamının verileceği ve hiç kimsenin haksızlığa uğramayacağı o günden korkunuz." Rabbimiz insanları Allah’a Allah’ın istediği biçimde imana ve bu imanın gereği olarak salih amellere, namaza, zekâta dâvet etti, sonra Allah için karşılıksız borç vermeye ve borcunu ödeyemeyecek durumda olanlara mühlet vermeye ya da alacağını tasadduk etmeye çağırdı. Daha sonra bu âyet-i kerîmesinde de yapılanların zerre kadar da olsa zayi olmayacağı, karşılığının mutlaka ödeneceği bir günü hatırlatıyor. Öyle bir günden korkun ve o gün için hazırlıkta bulunun ki o gün kim ne yapmışsa mutlaka karşılığını görecektir. O gün kimsenin kimseye bir faydası olmayacaktır. Kimse kimseyi kurtaramayacak, kimse kimseye bir şey sağlayamayacak. O gün kişinin imdadına yetişecek bir tek sermaye vardır. O da iman ve bu imana dayalı olarak Allah adına yapılmış salih amellerdir. İşte Allah onları size açık açık anlatıyor. Haydi o gün gelmeden önce bu amellere koşun. Çünkü o gün hiçbir pişmanlık fayda vermeyecektir deniyor. Abdullah bin Abbas’a göre bu âyet kitabımızın en son inen âyetidir. Bu âyetten sonra Allah’ın Rasûlü bir rivâyete göre yedi gün ya da sadece üç saat yaşadığı söylenmiştir. Bundan sonra Rabbimiz borçlanmalarla alâkalı konuları anlatmaya başlayacak. Burada fâizi haram kılan âyetlerden sonra bu konunun gündeme getirilişinden anlıyoruz ki fâizi haram kılan Rabbi-mizin onun alternatifi olarak da nelerin sunulduğunu anlıyoruz. Bunlar: 1- Zekât ve sadaka, 2- Karz-ı hasen, 3- Selem alışverişi ve taksitle ödemeli alışveriş, 4- Ve mudârabe ortaklığı. Önce infakı ve sadakayı emreden âyetler gelmiş, daha sonra fâizin yasaklığını anlatan âyetler gelmiş, arkasından borcunu ödemekte zorluk çeken kimselere mühlet verilmesini istemiş böylece kar-z-ı hasene dikkat çekilmiş. Daha sonra da bu âyet-i kerîmede borçlanma konusu yâni selem alışverişinin, yâni taksitle ödemeli alışveriş kapısı açılmıştır. Bakın Rabbimiz şöyle buyuruyor: