Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

29. Ayet

29Bakara Suresi

هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟

O (Allah) ki yeryüzünde olanların tamamını sizin için yarattı. Sonra gökyüzüne yöneldi ve orayı yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve O, her şeyi bilendir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

29:"Yerde olan şeylerin hepsini sizin için yaratan O’dur. Sonra o gökyüzüne yönelerek gökleri de yedi kat halinde nizama koydu. O, her şeyi iyi bilendir." Kul olacağınız Allah, yeryüzünü sizin için yaratmıştır. Dağ­ları taşları, tüm arzı size vermiştir, sizler onunla cennet kazanası­nız diye. Tüm mülk Allah’ındır. Sahip olduğunuz her şeyi size o vermiştir. İyi bir düşünün. Acaba bu hayat sizin midir? Nereden buldunuz bu hayatı? Babalarınızdan mı aldınız? Analarınız mı verdi? Yoksa laboratuar­larda mı buldunuz? Yoksa şu hayatları­nızı, emeklerinizi gömdüğünüz sanayi çukurlarında mı buldunuz onu? Eğer bu hayat sizinse tek bir saniyesine bile söz geçiremi­yorsunuz. Ağarmaya yüz tutmuş tek bir kılınızın rengini bile değiş­tirmeye gücünüz yetmiyor. Sizi gün be gün yaşlılığa ve ölüme sü­rük­leyen şu zamanı bir saniye bile durduramı­yorsunuz. Acıkma­nızı engelleyemiyor, susamanızın önüne geçemi­yorsunuz. "Sonra o gökyüzüne yönelerek gökleri de yedi kat ha­linde nizama koydu." Sonra semaya yönelmiştir Allah. Semaya dönmüş veya se-mayı ele almış ve onu yedi kat olarak düzenlemiştir. Veya çok sema vardı da onun yedisini bizim için düzenlemiştir Allah. Kıyame­tin kopu­şuyla işte bu yedi semanın düzeni bozulacaktır, diğerlerini bilmiyoruz. "O her şeyi iyi bilendir." Buraya kadar anlatılan âyetlerde insanın Allah’a itaati iste­ni­yordu. Çünkü o Allah tek yaratıcıdır. Hikmet, hüküm ve hâkimi­yet sa­hibidir. İlmiyle, hikmetiyle bütün bu kâinatı yaratan sonra da her şeyi hâkimiyeti altına alan Allah’tır. Ölüm ve hayatı belirleyen O’dur. Dün­yanın da, İnsanın da ve insanın sahip olduğu şeylerin de sahibi O’dur anlatıldı. Bundan sonraki âyetlerle de insanın yeryüzünde Allah’ın ha­lî­fesi olduğu, insanın Allah’ın hidâyetine tabi olması gerektiği ve sürekli kendisine düşman olan, onu saptırabilmek için sürekli fırsat kollayan şeytana uymaması konusunda uyarılıyor insan. Kur’an bu bölümde başka hiçbir kaynaktan bilgilenme imkâ­nı­mız olmayan, başka türlü ispatlanması mümkün olmayan bir konuyu anlatır bize. İnsanın yaratılış konusunu anlatır. Rabbimizin bu bö­lüm-de bize sunacağı bu bilgi, insanı zavallı bir evrim yaratığı seviye­sin-den kurtarıp, Allah’ın en şerefli yaratığı olan meleklerin bile kendi­sine secde etmesine lâyık olan bir varlık seviyesine çıkarmaktadır. Evet Rabbimiz kitabının bu bölümünde insanla ilgili, insanın ya­ratılışıyla ilgili başka hiçbir kaynaktan öğrenme imkânımızın ol­ma­dığı bilgi sunacak. Her şeyi bilen Allah eğer varlığın başlangı­cıyla alâ­kalı bu bilgiyi bize ulaştırmasaydı, bizler kendi başımıza nereden bile­bilirdik bunu? Eğer insanlık; insanla ilgili, kendisiyle ilgili tüm problemlerini çözmek istiyorsa, içinde yaşadığı şu dünyayı kendi hayrına çevirmek istiyorsa, o zaman kendisiyle ilgili Rabbimizin anlattığı bu yaratılış, bu başlangıç bilgilerini çok iyi tanımak ve değerlendirmek zorundadır. Yâni kendisini kendisine tanıtan Rabbinin bu vahiy bi­rimlerini çok iyi tanımak zorundadır. Eğer insanlık insanı tanımak istiyorsa, insanın problemlerini çözümlemek istiyorsa vahyin bu anlattıklarına çok ciddi kulak vermek zorundadır. Zira şunu kesin ifade edelim ki; insanla ilgili en kesin, en doğru, en yanılmaz bilgi Allah’ın bilgisidir. Çünkü onu, onu yaratandan daha iyi kimse bi­lemez. Ve yaratılış kendi elinde ol­mayan insan, kendisini aşan ko­nularda susmak zorundadır. Bilmediği, bilemediği bir konuda sa­dece Allah’ın vereceği bilgi konusunda sus­mak ve bilgi sahibinin verdiği bilgiye inanmak zorundadır. Bundan başka çaresi de yok­tur.