Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

38. Ayet

38Bakara Suresi

قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعًاۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Dedik ki: “Oradan topluca inin. Benden size bir hidayet (vahiy) gelecek. Kim hidayetime tabi olursa onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”

Dipnot

Bu sözler, cennetten kovulan ve imtihan için yeryüzüne indirilen insanın duyduğu ilk buyruklardır. Bu buyruğa göre imtihanı kazanıp ebedî saadeti elde etmenin tek yolu, Allah’tan (cc) gelen vahye tabi olmaktır. Vahiyden yüz çeviren, menkıbe, zan, rüya, ilham ve masum olmayan beşerî düşüncelerin peşine takılanlar dünyada dalalete; ahirette ebedî bir azaba mahkûm olurlar. (bk. 20/Tâhâ, 123-124)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

38:"Oradan hep beraber inin! Eğer benden size bir yol gösteren gelirse bilin ki; benim yol göstericime uyanlar için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da ol­maya-caklar­dır, dedik." Sizden kim, benden bir hidâyet rehberiyle karşı karşıya ge­lirse veya size benden bir hidâyet rehberi ulaşırsa, size yol göste­rici ola­rak, hüden olarak, benim emirlerimi, arzularımı size ulaştı­ran bir pey­gamber veya Peygamberin mesajı, kitabı veya sünneti size ulaşırsa. Kime? Adem’e veya Havva’ya mı? Hayır bu iş bütün insanlığa deni­yor. Kıyamete kadar gelecek bütün insanlara.. "Benden size bir hidâyet, bir mesaj ulaşınca" Sizin durumunuz şu ikiden biri olacaktır; Ya: “Benim hidâyetime tabi olanlar için ne korku var­dır, ne mahzun olmak.” Ya böyle cehenneme gitme korkusu da, cenneti kaybetme üzüntüsü de duymayanlardan olacaktır. Veya: "Âyetlerimizi küfrederek yalanlayanlar da ce­hen-nem­liklerdir. Onlar orada ebedîyen kalacaklardır." (Bakara 39) Böyle olacaktır. Türkçeleştirelim bu bölümü: Allah’ın istekleri, yâni vahiy kendilerine ulaşınca insanlar iki grup oluyorlarmış. Ki­tap karşısında veya peygamber karşısında iki grup insan varmış: 1- Ya kimileri bu hidâyete tabi oluyorlar, o yol göstericinin yol gösterisine uyuyorlar, yollarını yol bilene soruyorlar, yol gösteri­cinin elinden tutuyorlar, o nasıl yol gösteriyorsa onun peşinde ol­maya çalı­şıyorlar, o zaman: "Onlar için korku da yoktur, mahzun da olmaya­cak­lardır." Hükmü geçerlidir. Yâni onlar kesinlikle cennete gidecekler­dir. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. Yâni ne ce-enneme gitme korkusu, ne de cenneti kaybetme hüznü olmaya­caktır onlar için. A’râf sûresinde deniyor ki bakın: "Girin cennete; sizin üzerinize korku da yoktur mah­zun olma da." (A’raf: 49) Buna göre kesinlikle cennete gireceklerdir bunlar, diyoruz. Yâ-ni insanlar şöyle anlamamalılar: Dünyada mü'min olunca, Kur’an’la, sünnetle tanışınca yine de korkuyoruz, yine de mahzun oluyoruz, neden böyle oluyor öyleyse? Neden tüm korkulardan ve hü­zünlerden kurtulmuyoruz filan demesinler, çünkü dünyada ola­bilecek­tir bunlar. Üzüntüsüz, gamsız, tasasız bir hayat ancak cen­nette ola­bilecektir, bunu unutmayalım hiçbir zaman. 2- Ama ikinci bir grup da olacak insanlardan. Benden bir hidâ­yet rehberi, benden bir yol gösterici, benden bir vahiy ve peygamberle karşı karşıya geldiklerinde ikinci bir grup insan da şöyle davranacak­tır: