Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

46. Ayet

46Bakara Suresi

اَلَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟

O (huşu ehli) ki Rabbleriyle karşılaşacaklarını ve O’na döneceklerini kesin bir bilgiyle bilirler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

46: "Onlar öyle kimselerdir ki, her ân Rablerine ka­vuşacaklarını ve ona döneceklerini bilirler." Bu kişi her ân Allah’la karşı karşıya gelivereceğine inanan kişi­dir. Hani bir şehre gidersiniz de orada çok sevdiğiniz bir arka­daşınız olur. Yıllardır görüşmediğiniz, ama görüşebilmek için can attığınız bir arkadaşınız var o şehirde. Günün birinde o şehre gitti­ğiniz zaman her köşeyi dönüşünüzde onunla karşılaşıverecek gibi olursunuz değil mi? Ha şu köşeyi dönerken, ha bu sokaktan ge­çerken karşınıza çıktı çı­kacak gibi beklersiniz değil mi onu? İşte burada anlatılan haşiûn mü'-minler de Allah’la ha karşılaştılar, ha karşılaşıverecekler. Allah’la her ân karşı karşıya geliverecekle­rine inanan insanlarmış bunlar. Her ân Rablerinin huzuruna çıkacaklarının bilincinde olan insanlarmış bunlar. Buradaki zan, iman mânâsına gelen bir zandır. Halbuki Türk-çe’deki zan biraz bundan farklı. Zannederim şöyle, zannede­rim böyle, şeklindeki ihtimal zannı değildir bu. Yâni kişinin kesin olduğuna inan-dığı bir şey. Meselâ kapıdan çıkarken zannederim babamla kar­şıla-şacağım gibi bir zan düşünün. İşte Allah’la karşı karşıya gelivere­ceği zannı taşıyan insan. Allah’la ha karşılaştım! Ha karşılaşacağım! Zannı içinde, ümidi içinde bulunan insan. Na­sıl yâni? Adam kapıdan çıkar-ken Allah’la karşı karşıya gelivere­ceği zannında, müşteriyle be­raber olunca, kadın elini uzatınca, ya da yemek yerken, ya da yatar­ken, ya da kalkarken, yerken, içer­ken. Yâni hayatının her bir biri­minde, za-man ve mekân diliminin her kesiştiği noktada, her halükârda Allah’la karşı karşıya gelive­receği zannında yaşayan insanlar. Yaşa­dığı hayatın her bir saniyesinde Allah kontrolü altında olduğunun, yaptıklarının tümünü Allah’ın gördüğünün şuurunda olan insanlar. Her ân ölüvereceği ve Rabbinin huzuruna çıkıvereceğinin bilincinde bir hayat yaşayanlar. İşte bunlara, böyle yaşayan insanlara namaz kolay gelir­miş. Peki ne anlıyoruz bundan? Yâni ne demektir bu? Anlayabil­diğimiz ka­darıyla bu ölüm demektir. Yâni bu insanlar şöyle yaşar­larmış: Ha şim-di ölüyorum, ha biraz sonra ölüyorum! Ha şu köşeyi dönerken, ha bu lokmayı yutarken, ha bu sözü bitirmeden ölece­ğim! Zannıyla ya­şa-maktır bu. Kesin bilgi değildir bu. Hem kesin, hem de öyle değil, bir zandır yâni. Hâkka sûresinde de var bu zan, ama orada da iman mâ­nâsına kullanılmış: Kıyamet günü, hesap kitap dönemi, kitabını eline alan mü'min şöyle diyecektir: "Ben zaten böyle bir hesap ve kitapla karşı kar­şıya geleceğimi zannediyordum!" (Hâkka: 20) Diyecek. Yâni kesinlikle böyle bir günle karşı karşıya gelece­ğimi biliyordum! Ben bugünün bilinci içinde yaşıyordum. Bugün ha geldi ha gelecek, bunun bekleyişi ve şuuru içindeydim. Bunun zannı içindeydim. Nasıl bir zan yâni? Halbuki Türkçe’deki şüphe anlamına gelen bir zan, insanı cennete götürmez. Buradaki zan, şüphe anlamına gelmez. Efendim hadisler zan ifade eder. Öyleyse zanla da amel edilmez. Haber-i vahid zan ifade eder, binaenaleyh onunla amel edilmez! O kadar boş bir laf ki, bakın Allah zannı böyle kullanıyor. Kraldan fazla kralcı kesil­menin anlamı yoktur. Veya bunu gerçekten bir zan anlamına anlarsak o zaman şöyle diyeceğiz: Âhirete hazırlık yapmak, âhiret konusunda dik­katli davranmak için sadece bir zan bile yeterlidir. Zira bugün in­sanlar bir zan ile de olsa gelebilecek ciddi bir zararı önleyebilmek için, zanla bile olsa gelebilecek bir tehlikenin önüne geçebilmek için nasıl hare­kete geçiyor, nasıl tedbirler almaya çalışıyor değil mi? Halbuki kesin bir bil-gisi yok adamın, sadece bir tehlikenin yaklaştığını zannediyor, o kadar. İşte âhiret konusunda da hazırlık yapıp bu konuda tedbirler almanız için bir zan bile yeterlidir deni­yor. Bundan sonra yine İsrâil oğullarına hitap ederek şöyle bu­yurur Rabbimiz: Anladınız mı ey Beni İsrâil? Ey Yakup çocukları! Ey Yakup’un çocuğu olma şerefine erenler!