Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

47. Ayet

47Bakara Suresi

يَا بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَاَنّ۪ي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَم۪ينَ

Ey İsrâîloğulları! Size bahşettiğim nimetlerimi ve sizi âlemlere üstün/faziletli kıldığımı hatırlayın.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

47:"Sizin üzerinizdeki nîmetlerimi hatırlayın ki, sizi âlemler üzerine tafdıyl etmiştik." Yâni bütün âlemlerden daha faziletli kılmıştık sizi! Peki na­sıl ol­muştu bu? İsrâil oğullarının bütün insanlardan üstün kılınma­ları, sı­nıfsal bir üstünlük değildir. Kişisel bir değer kazanmaları anlamına değildir bunun mânâsı. Bu üstünlük onların nîmetler yö­nünden üstün kılınmalarıydı. Allah onları nîmetlere boğmuştu. Ama nîmet, nîmet ve­rilenler açısından bir üstünlük sebebi değil ki! Meselâ şimdi farz edin ki birine el verilmiş, ötekisine veril­me-miş, çolak yaratılmış. Hangisi üstün bunun? Allah’ın kendisine el verip öyle imtihan ettiği insan mı üstün? Yoksa Allah’ın el ver­meyip çolak imtihan ettiği insan mı üstün? Veya Allah’ın kendisine bolca mal verip imtihan ettiği insan mı üstün, yoksa Allah’ın mal vermeyip fakirlikle imtihan ettiği insan mı üstün? Aslında ne o üs­tün, ne de beriki alçak­tır. Bunların hepsi imtihan konusudur. Allah birini malla imtihan ediyor, ötekisini de malsız imtihan ediyor. Ki­min üstün, kimin alçak olduğu ya­rın belli olacak. Allah, İsrâil oğullarını nîmetlere gark ediyordu. Neden? Her­kes­ten daha çok şükretsinler, herkesten daha fazla itaat etsinler, her­kesten daha çok takvalı olsunlar diye bütün bu nîmetleri veri­yordu Allah onlara. Herkesten daha çok peygamber gönderiyordu bunlara Allah. Peş peşe bir peygamberler silsilesi gönderdi Allah bunlara: İshak, Yakup, Yusuf, Eyyub, Şuayb, Harun, Dâvûd, Sü­leyman, İlyas, Mûsâ, İsa aleyhimusselâm hepsi bunlara geldi. Böylece İsrâil oğulları kendi dönemlerinde çağdaşları içinde en faziletliydiler denmiş. Demek ki kitap, Peygamberlik ve hükümranlık vererek üstün kıl­mıştı Allan onları. Köle iken devlet kurmak, Firavun’un esaretinden ve zulmünden kurtulmak türünde nîmetlerde bulunmuştu Allah onlara. Veya çölde bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslemek türünden, bulutla gölgelen­dirmek türünden nimetler sunmuştu Rabbimiz onlara. Ama şurası hiçbir zaman unutulmamalıdır ki; onların bu üs­tün kılınıp âlemlere tafdıyl edilişleri, Allah’ın onlara lütfettiği hilafet vasfını korumaları ile kayıtlıdır. Yâni böyle ilelebet üstün olacak değillerdi bunlar. Bu hilafete sahip oldukları müddetçe bu geçer­liydi. Allah’a Allah’ın istediği gibi kulluktan uzaklaşıp, Allah’ın kendilerinden istediği bu Hilafet vasıflarını kaybettikleri andan itibaren Rabbimiz bu nîmetle­rin tamamını ellerinden alıverecekti. Halbuki bunlar sonradan İlâhî emirleri çiğnemeleri, Peygam­ber­lerine isyan etmeleri, Peygamberlerini öldürmeleri, Al­lah’a verdik-leri ahitlerini bozmaları, hilafete sırt dönmeleri netice­sinde bu üs­tün-lükleri de tarihe karışıp gitmiştir. Üstelik Cenab-ı Hak artık onlara karşı hükmünün lânet olduğunu, gazaba, zillet ve meskenete müstehak olduklarını ilan etmiştir.. Sanki bu âyet: Ey yahudiler! Bir zamanlar atalarınıza veri­len bu imkânları, bu nîmetleri yeniden elde etmek istiyorsanız şunu çok iyi bilmek zorundasınız: Liyakatsizliğiniz sebebiyle, bana kulluktan uzaklaşmanız sebebiyle bu nîmet elinizden alınmıştır. Âlemlere karşı üstünlüğünüz bitmiştir. Bir zamanlar ona ehil iken size verdiğim bu nî-met şimdi de İslâm’da ve İslâm ümmetindedir. Eğer İslâm’a sa­hip çıkarsanız ona yeniden kavuşabilirsiniz! Eğer müslüman olursanız yeniden sizi bu nîmetlerime eriştireceğim çağrısında bulunur tüm yahu-dilere Rabbimiz. Bir zamanlar sizler böyleydiniz. Hani o nîmeti ne yaptınız? Ne­den elden çıkardınız onu? Ne idiniz? Ne oldunuz? Bir düşünün! diyor sanki Rabbimiz. Peygamberliğin İsrâil oğullarından İsmail oğullarına intikali de onların bu şereflerinin ve liderliklerinin bittiğinin beyanıdır. Kıble Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan Mekke’deki Mescid-i Ha­ram’a dönünce anladılar ki, artık Kudüs’ün işi bitmiştir. Yâni Ku­düs merkezli dinler artık yerini Mekke merkezli, Kâbe merkezli dine bı­rak-mıştır. Artık öyle anlayacağız. İslâm ümmeti için liderlik, hilafet, İs­râil oğulları için de kıyamete kadar horluk, hakirlik, zillet ve meskenet ya-zılmıştır. Demek ki onların, İsrâil oğullarının âlemlere tafdıyl edilişi, kı­ya­mete kadar ki âlemlere değil, sadece o döneme kadar ki âlem­lere bir tafdıyl olmuş, sadece o döneme kadar ki insanlara karşı bir üstünlük­müş, anlıyoruz. Tabi bizim için de geçerlidir bu. Eğer biz de o ahde vefalı dav­ranmaz, o hilafete sadâkat göstermezsek; elbette Allah ona lâ­yık bi­rilerini getirir ve bizim de defterimizi dürmeye her zaman ka­dirdir. Öyleyse ey bunu anlayan yahudiler! Böyle geçmişe ait, ataları­nıza verilen nîmetler sebebiyle üstün millet, üstün ırk yut­turmacala-rıyla kendi kendinizi aldatmayın! Haksız yere iftihar edip durmayın! Bir zamanlar bizler âlemlere tafdıyl edilmiştik. Yeryüzünün en üstün toplumu kılınmıştık. İmamet bizdeydi, hilâfet bizdeydi, liderlik bizdeydi, kitap bizdeydi, ilim ve hikmet bizdeydi diye avunup durma­yın. O bitti artık diyor Rabbimiz.