Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

5. Ayet

5Bakara Suresi

اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Onlar, Rabblerinden bir hidayet üzerelerdir ve onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

5:"İşte Rablerinin yolunda olanlar bunlardır." Onlar Allah’la yol bulan, yollarını Allah’ın buldurduğu insan­lar­dır. Veya kendileri, kendi kendilerine, kendi başlarına yol bul­muşlar değil de Rableri onlara yol buldurmuştur. Halbuki kendileri aramışlardı yolu. Ama İslâm’ın edebidir bu. Güzellikler hep Allah’a izâfe edilir İs­lâm’da. Bunlar Allah’tan hidâyet istemişler, Allah’ın kendilerine gös­terdiği hidâyet yolu olan kitabına müracaat etmişler, onu anlamaya, onu tanımaya, onunla yol bulmaya çalış­mışlar, kitaba baş vurmuşlar, Rablerine yol sormuşlar ve böylece Rablerinden hidâyete ulaşmışlar­dır. Rableriyle hidâyete ulaşmış insanlardır onlar. Vahiyle yollarını bulmuş insanlardır onlar. Hayat programlarını vahiyden almış, vahiy kaynaklı bir hayat yaşamaya iletilmiş insanlardır onlar. "Ve onlar felâha erenlerin ta kendileridir de” Felâha ermenin ne demek olduğunu ileride Kur’an değişik yer­lerde anlatacak. Meselâ Âl-i İmrân sûresinin sonunda: "Ey iman edenler! Sabredin ve sabır yarışında düş­manlarınızı geçin! (Allah yolunda cihad için hazır) ra­bıtalı olun! Bir de Allah’la yol bulun ki; felâh bulası­nız." (Âl-i İmrân: 200) Evet, diyor ki Rabbimiz: "Ey iman edeler!" Peki neye iman edenler? Fâtiha’dan buraya kadar anlatılanlara iman edenler. Veya Bakara’da başlayan ve Âl-i İmrân’ın sonuna kadar anlatılanlara iman edenler! "Sabredin! Sabırda yarışın!" Yâni bu imanınızı gündemde tutma yarışında bulunun! Yâni imanınızı, teslimiyetinizi, hidâyetinizi gündemde tutma konusunda sa­bırlı olun! Hidâyet yolunda olma konusunda, hidâyetinizi hayatınızda görüntüleme konusunda, imanlarınızla hayatınızı düzenleme konu­sunda direnin! Dayanın! Şeytan ve dostlarının en­gellemelerine karşı sabır yarışına girin! Siz onların sapık yollarına sabırlarında onları ge­çin! Hidâyeti dalâletin önüne geçirin! "Rabıtalı bulunun!" Yâni Kur’an’la, vahiyle, bu mesajla ilginizi, irtibatınızı, rabıta­nızı kesmeyin! Sürekli kitap ve peygamberle birlik yaşayın! Vahiyle diyalogunuzu bir an bile kesmeyin! Böylece yolunuzu hep Allah’la bulun! Yolunuzu hep peygamberle bulun! Hayatınızı hep vahiyle be­lirleyin! Yanılmayın! Şaşırmayın! Hep Allah desin, siz yapın! Allah tarif etsin kitabıyla, siz oradan alıp amele dönüştürün! İşte o zaman felâh bulursu­nuz. İşte o zaman dünyanızı da, âhiretinizi de kurtarmış olur­sunuz. "Umulur ki o zaman felâha eresiniz." Demek ki bundan sonra anlatılanlar hep bizim felâhımız için­miş. Evliliğiniz şöyle olsun, boşanmanız böyle olsun. Fâizden kaçar­sanız, orucunuzu şöyle yaparsanız, adam öldürmeyi böyle yaparsa­nız, kısası şöyle uygularsanız gibi bundan sonra gelecek olanlar, işte bunlar bizim için yol gösterileri veya işaret levhalarımızdır. Veya felâ­hımızdır, kurtuluşumuzdur. Yâni bunlara uyarsak felâha ereceğiz de­mektir. Özetleyelim şimdi bu bölümü: Vahiy insanlar için "Hüden" dir. Vahiy insanlar için yol göstericidir. Vahiysiz insanlığın yol bulması ke­sinlikle mümkün değildir. İşte bu hidâyet rehberi olan kitabın karşı­sında, Kur’an’ın karşısında insanlar ikiye ayrılır. 1- Takvalılar (Muttakiler). Yâni kitapla yol bulanlar, yâni yol­la­rını Allah’a sorarak bulanlar. Yaptıklarını Allah’ın kitabına ve peygam­berin sünnetine sorarak yapanlar, yapmayıp terk ettiklerini de yine kitaba müracaat ederek yapmayanlar. Yâni pozitif ve negatif tüm ey­lemlerini vahiy kaynaklı gerçekleştirenler. İşte bunlar kitabın kendileri için yol gösterici olduğu muttakilerdir. 2- İkinci grup insan ise, kendilerine Kur’an arz edildikten sonra, kendilerine arz edilen Kur’an karşısında ikinci grup insan tavrı ise: