71:"Öyle bir inek ki, ne yeryüzünü sulamada kullanılmış, ne de ekmede ve dikmede." Ne ekin ekmede, ne çift sürmede, ne de tarla sulamada kullanılmış bir inek. "Boyunduruk da vurulmamış." Yâni başıboş, ya da başına buyruk, müsellem, yâni kendi başına sâlim bir inek. Hiç boyunduruk vurulmamış, çifte kullanılmamış bir inek. "Yâni böyle alacası da yok." Alasız, alacasız bir inek. "Dediler ki işte şimdi hak söyledin!" Hah! Şimdi doğru söyledin ey Mûsâ! Şimdi tamam! Şimdi oldu bu iş. Ötekiler? Ötekiler olmamıştı sanki. Hz. Mûsâ’nın önceki dedikleri yalandı sanki. Hayır ötekiler de haktı, ötekiler de doğruydu; ama yapmadıklarını kamufle ediyorlardı, kamufle edeceklerdi alçaklar. Bu zamana kadar niye yapmamışlardı? Niye böyle bir ineği bulup hemen kesmemişlerdi? E anlayamamışlardı canım, ne yapsındı adamlar? Ya da o zaman henüz hakikat beyan edilmemişti de ne yapacağımızı şaşırmıştık. Veya işte, ey Mûsâ, o zamanlar sen bizimle alay ediyor, dalga geçiyordun. Hah! Şimdi hakkı söyledin! Şimdi oldu! diyorlar. Ondan sonra da onu boğazladılar, o ineği kesebildiler. "Onu boğazladılar, ama neredeyse yapamayacaklardı bu işi." Neredeyse kesemeyecektiler. Çünkü bu iş kendilerinin Peygambere kafa tutma işiydi. Bayağı bayağı da ileri gitmişler, ukalalık etmişler, karşı gelmişler, laf dinlememişler. Ama biraz daha ileri gider-lerse helâk ta olabileceklerdi. Bu kadardan sonra da hâlâ yapmazlar-sa işleri bitirilecekti. Nitekim yine de yapmayacaklardı da. Çünkü yapamamak değildi mesele, yapmamaktı. Böyle bir ineği bulamamak değildi mesele, bulmamaktı. Kesememek değil, kesmemekti. Ama sonunda ağızlarından bir inşallah sözü de çıkıvermişti. Bu işi Allah’a izafe etmeyi becerivermişlerdi. Ulemânın ifadesine göre ağızlarından böyle biz söz çıkmasaydı neredeyse kesemeyeceklerdi ineği. İnşallah dedikleri için, meşieti Allah’a bıraktıkları için, Allah’ı her işe etkin ve yetkin bildikleri, bunu hatırladıkları için Allah onları bu işte muvaffak kıldı. "İnşallah buna bir yol bulacağız!" diyebildikleri için o ineği kesmeye, Allah’ın emrini yerine ge-tirmeye muvaffak oldular. Bu âyet inşallah sözünün etkisini anlatan âyetlerden biridir diye gündeme getirilmiş. Bunlar da inşallah diyorlar ve sonunda ancak bu kadar beceriyorlar. Hani Peygamberimiz de bir seferinde, yarınki bir iş için inşallah dememişti de Allah uyarıda bulunmuş ve o da pişman olmuştu. "Herhangi bir şey için Allah’ın dilemesi dışında: "Ben onu yarın yapacağım" deme, unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: "Umulur ki Rabbim doğruya daha yakın olana eriştirir." (Kehf: 23) Denilmişti. Buna biz de alışalım tabi. Ama bazen fıkralar uydurulur, dalga geçilir. Hani adamın birisi ava gidiyormuş ta, işte inşallah demiyormuş da filan. Burada inşallahı bir tanıyalım inşallah. İnşallah; meşietin Allah’a ait olduğunu anlamak, kavramak ve bu idrakle iman etmek demektir. Meşiet; dilemek demektir. Allah dilerse, Allah isterse, Allah izin verirse, bu elde bir diyeceğiz bir kere. Ama “Allah dilerse” den sonra kişi kendinin dilemesini mutlak ortaya koyarsa, bu Allah’la dalga geçmek demektir. Yâni yapacağı herhangi bir iş konusunda inşallah der de bir adam, yâni Allah dilerse, Allah izin verirse der de, ama bu işe kendini mutlak etkin ve yetkin zanneder ve öyle davranırsa bu inşallahla dalga geçmek demektir. Meselâ birine kafayı taktı bir delikanlı, onunla evlenecek, tamam inşallah. Ama öyle ısrar ediyorsa ki, her çareye baş vuracak, illa da evlenecek onunla. Yer yerinden oynasa da onu başkasına yâr etmem diyorsa işte bu inşallahla dalga geçmek demektir. Veya bir yerden dükkan tutacak adam veya bir işin başına geçecek, biriyle beraber olacak veya birine engel olacak, inşallah demiyor mu? Diyor ama kafaya öyle bir takıyor ki bu işi, mutlaka yapacak onu. Sanki bu konuda Allah -hâşâ- istese de yapacak istemese de. İşte bu Allah korusun da inşallahla dalga geçmek demektir. Meselâ arkadaşın biri evlenme çabasındaydı, tamam inşallah da diyordu, maşallah da diyordu. Ama konuşmasına bir bakın ki; her şeye rağmen, yer yerinden oynasa da onu alacaktı. Mümkün değil onu kimseye yar etmem diyordu. E, hani inşallah diyordun? Hani Allah isterse, Allah dilerse diyordun? Nerede kaldı inşallah? Belki de onunla evlenmeni istemiyordu Allah. Belki o makama gelmene razı değildi Allah. Hayır öyle değil. Adam hem inşallah diyor; hem de o makama gelebilmek için Allah istese de istemese de her şeyini, namusunu, iffetini fedâ ediyor. İşte bu inşallahla dalga geçmek demektir. Allah korusun da bugün müslümanın yalanı olmuş inşallah. Bükra inşallah, yarın inşallah diyor adam, e yine yarın da bükra. Müslümanlar inşallah dedi mi, neredeyse bir sene sonraya söz veriyorlar. Oysa diyecekler ki yarın öğle namazında buluşalım inşallah. Bu ne demek? İslâm’ın mâzeret kabul ettiği şeyler dışında orada olacağım demektir. Çok acil bir vaka olmadıkça hastalık gibi, ölüm gibi, evlenmek gibi mutlaka orada olacağım demektir bu. Öyleyse sözlerimize dikkat edelim, de durup dururken kendi kendimizi münâfık yapmaya-lım inşallah. Kırk yıl bu emir ile ineği kesme arasında geçti deniyor. Kitabımızdaki kırk günle alâkalı iki konu, iki yorum biliyorum: Birisi sûrenin 51. âyetinde geçmişti: “Kırk gece için Mûsa ile vaadleştiğimiz zaman..” Hani Hz. Mûsâ Aleyhisselâm ile Rabbimiz kırk güne vaadleş-mişlerdi. Böyle bir kırk gün konusu var. İkincisi: "Allah dedi ki: "Orası onlara kırk yıl haram kılındı; Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır." (Mâide: 26) O Tih çölünde kırk yıl gezdiler, dolaştılar diye bir kırk yıldan söz edilir. Bir de bu inek kesme işi böyle kırk yıl sürdü deniyor. Zaten kırk yıl, o kırk yıl dolacak da o nesil bitecek, tükenecekti. Köleler, köle ruhlular ölecekler ve onların çocukları, babalarının yaşadığı şehir hayatını görmeyen, Mısır’ı tanımayan ve çölde doğup büyüyen, özgürce büyüyen, babaları gibi Mısır’ı görmeden büyüyen o özgür insanlar kalacak; onlar zamanında Filistin’e gidilecek ve artık orada devlet kurulacaktı. İnşallah konusunda şunları bileceğiz : 1- Adam inşallah diyor; ama kendisinde mutlak bir güç var zannediyor, bu yanlıştır. Bunu az evvel demeye çalıştım. Hani Kâlem sûresinde de anlatılıyordu. Adamlar yarın biz bağımızı bozacağız diyorlardı, bu işe kendilerini etkin ve yetkin zannediyorlardı. Allah’ı hesaba katmıyorlar, Allah’ı diskalifiye ederek inşallah demiyorlardı da sabahleyin Allah da onların bağını bozuvermişti ya. İşte kişi hem inşallah diyor hem de o iş konusunda işi Allah’a bırakmayarak kendisini mutlak güçlü görmeyecek. Birinciyi herhalde anladınız. Hem inşallah diyor, Allah isterse diyor, hem de kendi bildiğince yapacağını zannediyor. 2- Bir de inşallah diyerek kişinin yapmak istediği şey aslında, zaten Allah’ın kendisinden istediği şeydir de, o inşallah diyerek Allah isterse diyerek Allah’tan yeni bir davetiye bekliyordur. Yâni inşallah dedikten sonra sanki Allah o işi yapması gerektiğini bir daha beyan edecekmiş gibi yeniden davetiye bekliyor adam. İşte bu da inşallahla dalga geçmek demektir. Meselâ soruyorsunuz adama: Arkadaş namaza başlayacak mısın? İnşallah diyor adam. Yâni inşallah, Allah isterse, Allah dilerse yakında başlayacağım! diyor. E, Allah zaten istiyor! Namaz kılmanı zaten istiyor Allah ne duruyorsun? Veya meselâ soruyorsunuz adama: Arkadaş hacca ne zaman gideceksin? İnşallah gideriz diyor. Ya Hacca gitmeni zaten istiyor Allah senden. Hattâ kimileri yeniden bir davetiye filan bekliyorlar. Efendim henüz rüyamızda çağrılmadık, herhalde yakında çağrılacağız filan. Ya iki bin yıl önce İbrahim Aleyhisselâm çağırmış, bin dört yüz yıl önce Allah’ın Rasûlü çağırmış, şu anda da Kur’an çağırıyor, sünnet çağırıyor; adam hâlâ rüyasında çağrılmayı bekliyor. Ne demek Allah isterse sakal bırakacağım? Allah isterse örtüneceğim, Allah isterse in-şallah hacca gideceğim! Allah baştan istemiş zaten, bir daha ne bekli-yorsun da? 3- İnşallahla üçüncü dalga geçme de şöyledir bakın. Aslında Allah onu kendisinden istemezken, bu inşallah diyerek sanki Allah’ı zorlayacak zannediyordur. Yâni kişinin inşallah dediği konu, Allah’ın istemeyeceği bir konudur. Allah’ın kendisinden yapmasını istemediği bir konudur da o yapacağı iş; ama yine de bu adam inşallah diyerek sanki Allah’a yol gösteriyor veya Allah’a akıl veriyor demektir. Meselâ nasıl? Adam meyhane açmaya çalışıyor ve inşallah, Allah izin verirse yakında açacağız diyor. Bütün hazırlıkları tamamladık, inşallah yakında meyhaneyi hizmete sokacağız diyor. Yahu Allah izin vermez ona! Allah istemez onu! Sen nereden çıkardın bunu? Sen şeytandan izin alıp açıyorsun! diyeceğiz ona da. İşte bu da inşallahla dalga geçmek demektir. Evet inşallah dedikleri için bu ineği kesmeye muvaffak oldular. İnek kesildi. Gözlerinin önünde kutsadıkları bir tanrının işi bitirildi. Öyle bir tanrı ki kesildi; ama kendisini kesenlere karşı hiç bir şey yapamadı. Öyle bir tanrı ki kendisinin öldürülmesine bile engel olamadı. İnekten tanrı olursa bu kadar olur işte. Bundan sonra hüküm gelecek. Yâni ne içindi bu iş? Niye emredilmişti bu? Bunun sebebi konusunda hüküm geliyor. Buyurur ki Rabbimiz: