Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

74. Ayet

74Bakara Suresi

ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةًۜ وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَٓاءُۜ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Bu olaydan sonra kalpleriniz katılaştı. Kalpleriniz taş gibi, hatta taştan da katıdır. Oysa öyle taşlar vardır ki ondan nehirler fışkırır. Öylesi vardır ki yarılır ve içinden su çıkar. Öylesi de vardır ki Allah’ın korkusundan yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

“Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla” Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Salât ve selâm Allah’ın Rasûlü-ne, âline ve ashabına olsun. Rabbimiz bizden kabul buyur. Çünkü sen duala­rımızı işiten ve her şeyi hak­kıyla bilen­sin. 74:"Bütün bunların arkasından sizin kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi kaskatı kesildi, hattâ taştan daha katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıranlar vardır; yarılıp içinden su çıkanlar vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptık­larınızı bilmez değildir. " Evet bundan sonra da erimesi gereken kalpleriniz taş gibi kas­katı kesiliverdi. Hattâ taştan daha kaskatı oldu buyuruluyor. Burada Rabbimiz kâfirin kalbiyle taş arasında çok hoş bir muka­yese yaparak, kâfirin kalbinin taştan daha katı olduğunu an­lata­cak. Ancak ona geçmeden önce Kur’an’ın diliyle kalp çeşitle­rini şöyle kısaca bir özetleyelim inşallah: İslâm literatüründe üç model kalp gö­rüyoruz: 1- Birisi marazlı, hasta, hastalıklı bir kalp. Sûrenin baş tara­fında bunu anlatmıştı Rabbimiz. Kimilerinde görüyoruz bunu, tu­haf insanlar bunlar, ne yaptıkları belli olmaz. İstikrarları yoktur, hastalan­dıkça hastalıkları artar. “Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah’ta onla­rın hastalıklarını artırmıştır” (Bakara: 10) Âyetinde anlatılanlar gibi olurlar bunlar. 2- İkinci bir kalp türü daha vardır ki, o da burada gördüğü­müz gibi, kaskatı bir kalp. Taş gibi, hattâ taştan daha katı bir kalp. 3- Bir üçüncü kalp daha vardır ki bu mü'minin kalbidir. O da iki durumda bulunur: a- Ya coşkundur. Hoplar zıplar yerinde duramaz. ­ "Mü'minler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, Allah’ın âyetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır ve onlar Rablerine güvenir­ler... "(Enfâl: 6) Deniliyordu ya. Yâni yanlarında Allah zikredildikçe, âyetlerle karşı karşıya geldikçe, âyetler onlara okundukça coşar, taşar, kabına sığmaz hale gelir. Allah’ın metluv ve meşhûd âyetleriyle engin de­niz­ler kadar engin hale gelmiş, sükûnete ermiş bir kalptir onların kalbi. İşte bu da mü'minin kalbidir. Demek ki kalplerin itminana kavuşmasının, kalplerin yatışıp do­yuma ulaşmasının, şüphe ve tereddütlerden arınıp kesin itmi­nana kavuşmasının iki yolu varmış. 1- Birincisi Allah’ın metluv âyetleri dediğimiz elimdeki şu kita­bın âyetleri. Bu kitabı okudukça, bundaki âyetlerle tanıştıkça kalp ke­sin bilgiye ulaşacak ve içinde kendisini rahatsız eden, sü­rekli kendi­sine elem veren tüm şüphe ve tereddütlerinden uzaklaşa­cak ve sükû­nete erecektir. Doyuma ulaşacaktır, tatmin olacaktır. 2- İkincisi de Allah’ın meşhûd âyetleri dediğimiz kâinatta ser­pişti­rilmiş görsel âyetlerdir. Kişi Allah’ın yeryüzünde serpiştirdiği bu âyetleri de inceledikçe, bunları da okudukça yine onun kalbi tatmin olacak ve oturaklaşacaktır. Hani İbrahim âyetinde bu konu anlatılı­yordu: "Ey Rabbim ölüleri nasıl diriltirsin görmek iste­rim! Demişti İbrahim de Allah; yoksa inanmıyor musun ey İb­rahim? deyince de, yok öyle değil, ancak kalbim mutmain olsun için dedi." (Bakara: 260) Demek ki kalbin itminana kavuşmasının ikinci yolu da Al­lah’ın bu şekilde göze hitap eden âyetleridir. Bu âyetler insanın kalbini mut-main hale getirir biliyoruz. İşte buradaki âyet de bu tür âyetlerden birisidir. Bakalım kalple­rin yatışması, kalplerin itminana kavuşması adına onlara göste­rilen bu âyet karşısında onlar nasıl davranmışlar? « "Bundan sonra kalpleriniz yine taşlaştı, taş gibi veya daha da kaskatı oldu." Bakın orada kâfirin kalbi anlatılıyor. Nasılmış kâfirin kalbi? Kas­katı taş gibi, hattâ taştan daha katıymış. Rabbimiz kâfirin kal­biyle taşın bir mukayesesini yaparak şöyle buyurur: "Taşlardan niceleri vardır ki; ondan pınarlar fışkı­rır nehirler fışkırır." "Niceleri de vardır ki şak şak yarılıp içinden su­lar akar." Yâni kimi taşlar da vardır ki; pınarlar fışkırtmasalar bile sızar­lar, şak şak olmuştur kayalar, taşlar da Allah’ın âyeti olan su, taşı et­kilemiş, orada kendisine sızma yeri bulmuştur. Yâni Allah’ın su âyeti taşın içine nüfuz edebilmektedir. "Kimi taşlar da vardır ki Allah korkusundan aşa­ğıya doğru yuvarlanırlar." Şöyle anlıyoruz bunu: Hani demin Allah’ın iki tür âyetinden bah­setmiştik. Birisi şu kitabın âyetleri, ötekisi de Allah’ın tabiatta ya­rattığı âyetler diye. İşte soğuk, sıcak, gündüz, gece, güneş, ok­sijen, hava su Allah’ın âyetleridir. Bakın taşlar bile bu âyetler kar­şısında do­nuk kalamıyor, hissiz kalamıyor, nötr kalamıyor, bunlar­dan etkileniyor da paramparça oluyor. Fiziksel bir parçalanmayla parçalanıp aşağıya doğru yuvarlanıyor. Veya taşlar Allah’ın su âyetinden etkileniyor da suya yol ver-mek zorunda kalıyor. Ya da taşlar Allah’ın rüzgar âyetinin etki­siyle düşüyor, paramparça oluyor. Yâni âyetlere boyun eğiyor taş, âyetler karşısında etkilenip şekil alıyor taşlar. Bu kadar salâbet, güçlülük ve metanet varken taşlar bile Allah’ın âyetleri karşısında böyle eriyor da, Allah’ın âyetleri taşların bile kalbine nüfuz edebili­yorlar da; lâkin bu kâfirlerin kalbi, taş gibi değil, ondan daha kas­katı olarak hiç bu âyet­lerden hiç mi hiç etkilenmiyor. Gerek Allah’ın şu kitabının âyetlerin­den, gerekse Allah’ın meşhûd âyetlerinden hiç etkilenmiyor. Al­lah’ın âyetleri bunların kalplerine nüfuz edemiyor. Allah’ın bu âyetleri karşı­sında erimeliydi, etkilenmeliydi, suyun yol bulması gibi rahmet yol bulmalıydı bunların kalbinde de; ama olmuyor işte. Siz bilirsiniz diyor Allah âyetin sonunda: "Allah yaptıklarınızdan gafil değildir." Unutmayın ki Allah tüm yapıp ettiklerinizi görüp gözetmektedir. Hep Allah kontrolünde bir hayat yaşıyorsunuz. Yaşayın bakalım so­nunda nasıl olsa Onun huzuruna gelecek ve O Allah tüm yaptıklarınız konusunda sizi hesaba çekecektir buyurur..