Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

76. Ayet

76Bakara Suresi

وَاِذَا لَقُوا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَالُٓوا اٰمَنَّاۚ وَاِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ قَالُٓوا اَتُحَدِّثُونَهُمْ بِمَا فَتَحَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَٓاجُّوكُمْ بِه۪ عِنْدَ رَبِّكُمْۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

İman edenlerle karşılaştıklarında, “İman ettik.” derler. Kendi aralarında baş başa kaldıklarında ise şöyle derler: “Ne diye Allah’ın size açtığı sırları onlara anlatıyorsunuz? Allah katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi? Akletmez misiniz?”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

76:"Müslümanlarla karşılaştıklarında: "Biz de si­zin gibi inanıyoruz!” Derler. Birbirleriyle baş başa kaldıkları zaman da: Al­lah’ın size açtığı bilgileri Rabbiniz huzu­runda size karşı delil olarak kullansınlar diye mi müs-lümanlara anlatı­yorsunuz? Aklınız ermez mi sizin?” Di-yorlardı." Biz de sizin gibi inanıyoruz Kur’an’a. Biz de aynen sizin gibi oku­nup anlaşılmasından yanayız Kur’an’ın! Biz de Resul ger­çeğini aynen sizin gibi kabul ediyoruz! Biz de peygamberi ve onun sünnetini örnek almadan müslümanlık olmayacağına inanıyoruz! Sünnetin ha­yatımızdaki önemine, fonksiyonuna biz de inanıyoruz! derler. Ama: "Birbirleriyle baş başa kaldıkları zaman da: "Al­lah’ın size açtığı bilgileri Rabbiniz huzurunda size karşı delil olarak kullansınlar diye mi müslümanlara anlatı­yor­sunuz? Aklınız ermez mi sizin?” Diyorlardı." Birbirleriyle baş başa kaldıkları zaman da birbirlerine tan et­meye başlarlar ve derler ki: Ne yapıyorsunuz siz yahu? Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz böyle? Yahu Allah’ın size ulaştırdığı bu bilgileri, Allah katında sizin aleyhinize belge olsun diye mi müslümanlara söy­lüyorsunuz? Aklınız yok mu sizin? Buna aklınız ermiyor mu? Allah’ın Tevrat’ta size açtığı bilgileri bu beyinsizlere, bu bilgisizlere, bu ümmî­lere mi veriyorsunuz? diyerek birbirlerine çatıyorlar. Bu bilgileri sizin aleyhinize belge olarak kullansınlar diye mi veriyorsunuz onlara? Bak sizin kitapta da böyleymiş! Sizin dini­nizde de varmış bu! Niye gizledi­niz bunları? Niye dininizden çıktı­nız? Niye kitabınızı değiştirdiniz? diye bu Müslümanların size delil getirmelerini mi istiyorsunuz? Böy­lece sizin delillerinizle bu müslümanların sizi sığaya çekmelerini mi istiyorsunuz? Bu adam­ların sizin delillerinizle sizi vurmalarını mı bek­liyor-sunuz? Yapma­yın bunu! Vermeyin bu bilgileri müslümanlara! Bu iş kesinlikle si­zin aleyhinize çıkar diyorlardı. Aklınız ermez mi sizin? Hem dünyada, hem de ukbada aleyhle­rinde bir delil olmasından korktukları için Tevrat ve İn­cil’deki hakikatleri müslümanlardan gizlemeleri noktasında birbirle­rini uyarı­yor-lardı. Aklınızı çalıştırmıyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? Kur’an-ı Kerîmde akıl kelimesi hiçbir zaman kendi başına "el Aklu" olarak kullanılmamıştır. Akıl kendi başına hiçbir işe yaramaz, kendi başına hiç bir şey yapamaz da onun için böyle denilmiştir. Akıl kendi ba-şına hiç bir şey değildir. Ön bilgi vereceksin, yan bilgi vereceksin, kulağı kullanacak, gözü kullanacaksın da akıl ondan sonra bir şey yapacak. Değilse akıl hiç bir şey yapamaz. Ondan dolayıdır ki "akletmez misiniz!" denmiş. Tıpkı “görmez misiniz”? Demek gibi. Gözün kendi başına haydi mutlak bir görüşlülüğü olsun diye­lim, ama gözün asıl özelliği nedir? Gören göz, gözdür değil mi? Ada­mın gözünün zarı patladı mı, ya da kulağın zarı patladı mı duymaz değil mi adam? Onun kulağı ha var, ha yok; fark et­mez. Meselâ ağız için daha münâsip anlaşılır bu. Ağız var, dil var, diş var, dudak var, yutak var, nefes var, ciğer var; ama adam yine de konuşamıyorsa o-nun ağzı ha var, ha yok diyecektik ya. İşte: Da böyledir. Allah da onların aklını erdirmek için söylü­yordu. Onlara, onları anlatmak için söylüyordu. Peki acaba hangi bilgilerdi bu, müslümanlardan gizlemeye çalış­tıkları bilgiler? Yâni gerek âhir zaman Nebisine ait Allah’ın size bil-dirdiği bilgileri, âhir zaman Nebisine ait Tevrat’ta Allah’ın size bildir­diği bilgileri, gerek İsrâil oğullarının geçmiş mecraları ile ilgili Allah’ın size bildirdiklerini. Kur’an’ın mutlak doğruluğuna dair Tevrat’ın şehâdeti bilgi­sini, Rasulullah’ın ve onun getireceği mesajın doğruluğuna ait Rasulul-lah’ın vasıflarıyla ilgili Allah’ın size haber verdiği bu bilgileri, bu doğruları, bu müslümanlara niye söylüyorsunuz? Niye elinizdeki koz­ları veriyorsunuz bu adamlara? Aleyhinizde delil olarak kullanmalarını mı istiyorsunuz bunları müslümanların? Bu bilgileri siz onlara bildir­me-seniz nereden bilecekler onlar bunu diyorlardı. Halbuki bu bilgileri onların anlatmasıyla değil, Tevrat’ın da, Kur’an’ın da sahibi olan Al­lah’ın bildirmesiyle biliyordu müslümanlar. Ama zavallılar bunun far­kında değiller. Allah buyurur ki bakın: