Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

81. Ayet

81Bakara Suresi

بَلٰى مَنْ كَسَبَ سَيِّئَةً وَاَحَاطَتْ بِه۪ خَط۪ٓيـَٔتُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

(Hayır, öyle değil!) Bilakis, kim bir günah işler ve günahı onu her yönden kuşatırsa bunlar ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

81:"Kim bir günah işler ve günahı kendisini çepe­çevre kuşatırsa, işte onlar cehennem ashabıdır ve orada ebedîyen kalıcıdırlar." Tıpkı Nisâ sûresinde olduğu gibi: "Bu iş ne sizin kuruntularınıza, ne de ehl-i kita­bın kuruntularına göre değildir. Kim bir günah işlerse mut­laka onunla cezalandırılır. Ve kendisine Allah’tan başka ne bir dost bulabilir ne de bir yardımcı." (Nisâ: 123) Evet bu iş, ne sizin kuruntularınıza, ne de ehl-i kitabın ku­run­tula­rına göre değildir. Kim bir günah işlerse mutlaka cezasını göre­cektir. Kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yar­dımcı bulu­namaz. Dost bildiklerinizin işi bitmiştir, yardım edecek dediklerinizle aranıza engeller konulmuştur artık. Kim bir günah işler ve bu günahı onu çepeçevre sarar, çepe-çevre onu kuşatırsa. Acaba buradaki günahının kendisini ku­şatmasını nasıl anlayacağız? Günahının kişiyi kuşatması ifadesini ulemâ şöyle anlamaya çalışmışlar: 1- İbni Abbas bunun şirk olduğunu söylemektedir. Şirk bir adamı çepeçevre kuşattı mı artık o kişinin akıbeti kötüdür. Çaresiz o, kesin cehenneme gidecektir. 2- Kimileri de günahın kişiyi böyle çepeçevre kuşatmasını şöyle anlamışlar: Kişi günah işler de eğer tevbe etmeden günahları üzerine ölürse kesin cehenneme gidecektir. Yâni adam günah işler fakat tevbe etmeye zaman bulamadan günahları üzerine ölürse, amelleri onu çepeçevre kuşatmış demektir. 3- Bazıları da bunu şöyle anlamaya çalışmışlar: Onla­rın amel­leri, amelsizlikleri onları çepeçevre sarmıştır. Bu böyle bir anlık gaf­letleri sonucu, bir anlık dikkatsizlikleri sonucu ortaya çıkmış bir şey değildir. Sürekli bu durumu yaşamışlardı. Sürekli o günahlarla bera­ber olmuşlardır. Öyle değil mi? Mü'minler de bazen hata edebilirler. Bir anlık gaflet sonucu, bir anlık hata sonucu veya geçici bir duygu sonucu günah işleyebilirler, emre karşı gelebilirler. Ama ilk uyanışla, ilk hatırlama ile hemen bundan vazgeçerler mü'minler. A’râf: 201 de bu husus anlatılır: "Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan tara­fın­dan bir vesveseye uğrayınca, hemen Allah’ı anarlar ve gerçeği görürler." (A’râf 201) İşte müminler bir anlık gaflet sonucu işlenen günahlarından he­men dönerler. Burada anlatılan da, sürekli bu günahlarla yaşayan, bu gü­nahlar kendisini hiç terk etmemiş olanlardır. Hani Allah’ın Ra-sûlü bir hadislerinde bu hususu şöyle anlatıyordu: Adam bir günah iş­ler, işlediği bu günah onun kalbinde siyah bir leke oluşturur. Adam tevbe edip pişmanlık duyunca bu leke silinir. Ama adam tevbe et­mez-se bu leke orada kalır. Sonra ardından bir günah daha, bir günah daha, derken adamın kalbi simsiyah bir kılıfla örülür ve artık onun kalbi mühürlenir ve duymaz, duygulanmaz hale gelir diyordu ya; işte burada da sanki o anlatılıyor. "Hayır hayır onların işledikleri günahlar yüzün­den kalpleri paslandırılıp körleştirilmiştir. "(Mutaffifin: 14) Âyetinin de anlattığı gibi bunlar işlediği günahlar yüzünden kalp­leri kuşatılmış ve Allah tarafından kalpleri kapatılmış, mühür vu­rulmuş insanlardır. Yâni adam bir günah işler ve işlediği bu günah onun içini, dışını, kalbini, dilini ve tüm azalarını sararsa. Yâni artık kal-bi de bu günahı kabullenir hâle gelirse, kalbide o günahtan rahat­sızlık duymaz hale gelirse işte o zaman bu adamın sonu kötüdür. Ama öyle değil de kalbi tamamen küfürle örtülmemiş ve hâlâ kalbinde imana yer kalmış olanlar, yâni günahı, günah olarak bilip helâl deme­yenler, cehennemde ebedî kalmayacaklardır. Temelde bizim fazla önem ver-mediği­miz kimi günahlar bizi ku­şattıkça, onların bizi cehen­neme doğru sürüklediğini anlıyoruz bun­dan. Meselâ adam küçük bir günah işledi ve arkasından tevbe et­medi, pişmanlık duymadı, onun arkasından sadaka vermedi veya hemen bir iyilikte bulunmadı. Ve o günahı da onu kuşattı ise, artık o günah o kişiyi günahı kabule götürecek, gü-nahı inkâra götürecek, onu iyilik yapmaktan alıkoyacak ve bu durum da onun cehenneme uğra­masına sebep olacaktır. Aman ha! Hiç kimse, ne hocanız, ne hacınız, ne âliminiz, ne ca­hiliniz, ne kadınınız ne erkeğiniz kendine güvenmesin. Bir günah işleyince hemen arkasından tevbe etsin, pişmanlık duysun, sadaka versin, bir iyilikte bulunup o günahın silinmesine çabala­sın. Değilse bu da olsun bakalım, bu da olsun bakalım, deyip o günahı hesaba katmayarak yaşarsak; bilelim ki, böyle bir hayatın sonu cehennemdir. Bunu hiçbir zaman hatırımızdan çı­karmayalım inşallah.