Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

92. Ayet

92Bakara Suresi

وَلَقَدْ جَٓاءَكُمْ مُوسٰى بِالْبَيِّنَاتِ ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِه۪ وَاَنْتُمْ ظَالِمُونَ

Andolsun ki Mûsâ size apaçık delillerle geldi. Sonra sizler onun ardından buzağıyı (ilah) edindiniz. İşte sizler böyle zalimlersiniz.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

92:"Hani bir de Mûsâ size apaçık mûcizelerle gel­mişti de o Tûr dağına gittikten sonra arkasından buza­ğıya tutunup tapındınız. Ve böylece sizler zâlimlerden oldu­nuz." Mûsa size apaçık mûcizelerle gelmişti de. Acaba hangi mû­cize­lerdi bunlar? Allahu alem tufan gibi, çekirge, güve, kur­bağa, kan, âsâ, yed-i beyza, denizin yarılması, bulutun gölgele­mesi, men ve selva gibi, su fışkıran taş gibi apaçık mûcizelerdi bunlar. Evet Allah’ın elçisi böyle inkârı mümkün olmayan apaçık mûcizelerle size geldi, sonra da tutup onun arkasından buzağıya tapanlar siz değil miydiniz? Bunu da mı mü'min olarak yaptınız siz? Bunu da mı imanlarınız em­rediyordu size? Bir de utanmadan inandığınızı iddia ediyorsunuz. Biz, bize indirilene iman ederiz. Biz bizim kitabımıza inanırız diyorsunuz. Söyleyin bakalım bunu da mı imanlarınız emretti sizin? Hani siz, size indiri­lene inandığınızı iddia ediyordunuz, bu muydu sizin imanlarınızın salih ameli? Yâni Tevrat veya Hz. Mûsâ size buzağıya tapın mı dedi ki, bu­zağıya taptınız? Biz bize indirilene iman ediyoruz diyor­sunuz, söyleyin bakalım hani size indirilen nerede? Mûsâ var ara­nızda, Tevrat var eli­nizde, ama siz yine de buzağıya tapıyorsunuz! Bu mu kitaba iman? Bu mu peygambere saygı? Buna mı iman di­yorsunuz siz? Yok yok, hainler aslında kitaplarına da inanmıyorlar. Zaten ellerinde iman edi­lecek bir kitapları da yoktur. Kitaplarını tahrif ederek işini bitirmişler de esasen şöyle demeye çalışıyorlardı: Yahu önceki kitabımızı bozup da işimize gelmeyen, iştahımızı kaçıran âyetlerinden kurtulup keyfimize göre bir hayat yaşamayı güç belâ becermişken şimdi bu yeni kitap da nereden çıktı? Şimdi bir de bunu bozmaya mı uğraşacağız? İşimiz yok da bir de bu Allah kitabını tahrifle mi uğraşacağız? Demeye çalı­şıyorlardı. Öyleyse bu da konuşmada farklı bir metot kazandırıyor mü'-minlere. Karşıdakine böyle bazen sağ sol vuracak, ama de­virmeye-ceksin çünkü devirdiğin zaman, adamın işini bitirdiğin za­man ona an-latamazsın artık. Yâni bir sağdan vuracak, bir soldan vuracaksın, ama gene de ayakta dursun o, çünkü bir şey anlatıla­cak ona. Çünkü biraz sonra şunları şunları hatırlayın diye tekrar tekrar söylenecek. Allah’a inanırım, peygambere de inanırım; ama filanın yolun­dan kesinlikle ayrılmam diyen bugünün insanları da böyledir. İnandım dediği Allah bir türlü söyler, o başka bir türlü yaşar. İnan­dım dediği peygamberin hayatı bir vadide, onunki başka bir vadi­dedir. O yolun­dan çıkmam dediği varlık hatırına inandım dediği Allah ve elçisiyle çok rahat çatışma içine girdiği halde, adam hâlâ müslümanlık iddia­sından da vazgeçmemektedir. Bu nasıl bir imandır böyle? Bir türlü anlamak mümkün değildir. Sonra bir sorgulama daha.