Bakara Suresine Dön

Bakaraالبقرة

94. Ayet

94Bakara Suresi

قُلْ اِنْ كَانَتْ لَكُمُ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ عِنْدَ اللّٰهِ خَالِصَةً مِنْ دُونِ النَّاسِ فَتَمَنَّوُا الْمَوْتَ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

De ki: “Şayet Allah indinde ahiret hayatı insanlara değil, yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğruysanız ölümü temenni edin (bakalım)!”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

"Deki onlara peygamberim: Eğer sizler mü'min ise­niz, sizin imanlarınız sizlere ne kötü şeyler emrediyor?" Yâni bu kadar kötü şeyler emreder mi iman? Siz mü'min oldu-ğunuzu iddia ediyordunuz? İşittik, isyan ettik! Diyorsunuz, arka­sından peygamberleri öldürüp, kitabınızı tahrif ediyorsunuz. Pey­gamber ara­nızda olduğu halde buzağıya tapınmaya kalkıyorsu­nuz. Sizin nasıl bir imanınız var ki, bu imanlarınız sizi Allah’la ça­tıştırıyor? Nasıl bir ima­nınız var ki, Resûlleri gündemden uzaklaştırtıyor size de, hep başka­larını gündeme almanızı emredi­yor? Nasıl bir imanınız var ki, Resûllerin örnek hayatları yerine başka başka insanların hayatlarını örnek almaya zorluyor sizi? Böyle iman olmaz yahu. Sizin bu imanınız nasıl bir iman ki, size bunları em­rediyor? Böyle bir iman başka değil, olsa olsa şeytana iman olur deni­yor. Peki bu adamları bu yanılgıya iten sebep neydi acaba? Acaba hangi sebepten ötürü bu cesareti buluyorlardı bu adamlar kendile­rinde? Bunların hayatında bir yanılgı var. Belki de şeytanın en fazla insanları yakaladığı nokta burasıdır. Nasıl yakalıyor şey­tan? Veya bu insanlar nasıl mutmain oluyorlar böyle? Bakın bu in­sanlar diyorlar ki, âhiret yurdu bizimdir. Cennet bizimdir, cennet bize aittir. Yeryüzünde Allah’ın en çok sevdiği insanlar biziz. Ve kesinlikle bizler cennete lâ­yık insanlarız, cennete gideceğiz.. "Yahudi ve hıristiyanlar dediler ki: Biz yeryüzünde Allah’ın dostları ve sevgilileri­yiz." (Mâide 18) Bizler bu halimizle, bu anlayışlarımız, bu yaşayışlarımızla, bu önderlerimizle ve bu kitaplarımızla, bu cemaatlarımızla, bu yapılan-malarımızla kesin cennetliğiz. Bu iş kesin. Bu iş garantidir. Bizler ga-ranti cennetliğiz, siz kendinize bakın dediler. Hıristiyan­lar böyle di­yordu, yahudiler böyle diyordu. Allah’ın oğlu dedikleri Hz. İsa’yı ve Hz. Üzeyir’i, işledikleri günahlara karşı kalkan yapa­rak, Allah’a veliaht ta­yin ederek, Allah’a, Allah’ın bu sözünden çı­kamayacağı oğulları va­sıtasıyla torpil yaptıracaklarına inanıyor­lardı. Evet hıristiyanlar da, yahudiler de aynı şeyi söylüyorlardı. Ve bugün maalesef aynen onlar gibi sapmalar içine giren müslümanlardan pek çoğu da aynı şeyleri söylemeye çalışıyorlar. Aynen onlar gibi Allah’a birtakım veliahtlar, Allah karşısında birtakım şefaat­çiler bulmaya ve onlara sığınmaya çalışıyorlar ve işin kötüsü böylece kendilerinin kesin cennetlik olduklarını savun­maya çalışıyorlar. Şimdi madem bu kadar kendimize güveniyoruz, ben şu yap­tı-ğım konuşmalarımla, sizler haftada bir kere gelip beni dinle­meleri-nizle veya infaklarınızla, ikramlarınızla, berikiler cemaatla­rıyla, öte­kiler hocalarıyla, hacılarıyla kesin cennete gideceğimizi iddia ediyo­ruz. İşte bilelim ki; bizim bu mutmain halimiz değişimin önündeki en büyük engeldir. Bizim değişimimizin önündeki en bü­yük engel budur. İnsanların değişimlerinin önüne dikilmiş en bü­yük put budur. yahudi’nin değişiminin önündeki en büyük engel buydu çünkü. Onlar bu inançlarından dolayı değişmeye gerek görmediler. Mutmaindiler çünkü bu konuda. O halleriyle cennete girecek olan bu insanlar, İs­lâm’ı kabule gerek görmediler. İşte ba­kın bu mutmain ve değişime ge­rek duymayan, değişime razı ol­mayan, statik ve durağan hayatlarını, geleneklerini devam ettir­meden yana olan bu insanlara Allah buyurdu ki: 94:"De ki; eğer âhiret yurdu Allah indinde başkala­rına değil de sadece size ayrılmış ise, o halde sâ­dık­sanız hadi ölümü temenni edin!" Onlara şunu söyle ey peygamberim: Eğer Allah yanında ahiret yurdu başkalarının değil sadece sizinse, sadece siz gide­cekseniz o cennete, diğer insanlar cehenneme gidecekse, o cennet sadece size aitse, ahir yurt, yâni işin sonu hep size kala­caksa, siz sonunda hüküm ferman olacak, söz sahibi olacaksanız, öyleyse hadi bakalım: Eğer iddianızda sâdıksanız hadi hemen ölümü temenni edin ba­kalım. Hadi he­men ölüme, ne duruyorsunuz? Madem cennet var ve o cennet sadece sizindir, size aittir, öyleyse ne duruyorsunuz? Niye hemen ölmek istemiyorsunuz? Niye bir an evvel o cennete ulaşmak is­temiyorsunuz? Bu dünya hâlâ sizi niye bağlıyor böyle? Niye çakı­lıp kaldınız dünyaya? Bu programlarınız ne böyle? Bin yıl yaşasa­nız da bitmeyecek bu hedefleriniz ne böyle? Bu evler, bu barklar, bu araba­lar, bu marklar, bu dolarlar, bu makamlar, bu diplomalar, bu şanlar, bu şöhretler, bu alkışlar sizi niye hâlâ hayata bağlıyor? Madem ki Cennet sizi bekliyor, o halde ne duruyorsunuz? Deni­lince: