33. “İşledikleri kötülükler kendilerine belli oldu ve onları, alaya aldıkları şeyler kuşatıp mahvetti.” İşledikleri tüm kötülüklerin, yaptıkları tüm pisliklerin, küfürlerin, şirklerin, Allah’tan habersiz yaşadıkları hayatın kötü sonucu işte şu anda kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. İnkâr ettikleri, reddettikleri, alay edip durdukları kıyâmet gerçeği önlerinde durmaktadır. Artık bundan kaçıp kurtulmaları da mümkün değildir. Artık reddettikleri azabın gözlerinin önünde duruşunun yıkılışı ve hüsranı içindedirler. Eyvah ki, işledikleri tüm kötülükler şimdi önlerindedir. Keşke bu amelleri işlememiş olsalardı. Keşke dünyada böyle bir hayatın adamı olmamış olsalardı. “Keşke, keşke o alaylı sözleri, o inanmıyoruz, zan-netmiyoruz, bu bilimin verilerine terstir, kıyâmetin kopacağına inan-mıyoruz, belki olabilir ama kanaatimiz bu işin olmaması istikâmetindedir şeklindeki alaylı sözler bize ait olmasaydı! Keşke hayatımızı bu anlayışa bina edenlerden olmasaydık!” Keşke hayatlarını o hayatın sahibi olan Allah’ın kitabı ve o kitabın pratik örneği olan peygamber aleyhisselâmın sünnetine göre yaşamış olsalardı. Keşke kitap ve pey-gamberden habersiz yaşanmış bir hayatın sahibi olmamış olsalardı. Çünkü zaten Allah kitabını bunun için göndermişti. İnsanlar hayatlarını o kitap ve o peygamber rehberliğinde yaşasınlar, kitaba ve peygambere sormadan program yapmasınlar diye göndermişti. Halbuki kıyâmet böyle zanla, insanın kendi kanaatleriyle bilinebilecek bir şey değilmiş. Meğer bu konu gaybî bir konuymuş ve bu konuda sadece gaybı bilen Allah’ın dedikleri geçerliymiş. Keşke Rab-bimizin âyetlerine kulak verip de hayatımızı ona göre düzenleyenlerden olsaydık. Keşke Allah’la bilinebilecek bir bilgiyi kendi zanlarımızla, bilimin verileriyle anlayabileceğimiz gururuna kapılmasaydık! Keşke şu perişan duruma düşmeseydik,” diyecekler.