35. “Bu, Allah’ın âyetlerini alaya almanızdan ve dünya hayatının sizi aldatmış olmasından ötürüdür. O gün, ne oradan çıkarılırlar ve ne de özürleri dinlenir.” İşte böyle. Çünkü sizler Allah’ın âyetlerini, Allah’ın haberlerini alaya aldınız. Allah’ın âyetlerini hiçe saydınız, yok farz ettiniz. Göklerde ve yerlerde hiç kimsenin itiraz edemeyeceği, reddedemeyeceği Allah’ın âyetlerini hakkınız olmadığı halde laboratuarlara götürüp, a-caba doğru mu, yanlış mı; aslı var mı, yok mu, diye incelemeye aldınız. Allah’ın âyetlerini, Allah’ın sistemini sorgulamaya, yargılamaya kalkıştınız. Allah’ın âyetlerini alay konusu yaptınız. Allah’ın âyetleriyle alayın bir başka boyutu da, bu kâfirler Allah âyetlerini anlıyor, doğruluğunu kavrıyor, inkârının mümkün olmadığının bilincine eriyorlar ama buna rağmen hayatlarında hesaba katmayışlarıydı. İşte alayın bir başka boyutu da budur. Yani bildikleri, anladıkları, inkâr etmedikleri, hattâ belki ağızlarıyla onların doğruluğunu itiraf ettikleri halde hayatlarıyla yalanlıyorlardı. Hayat programlarıyla, hayatlarını bu bilgiye bina etmemekle, onları yok farz etmekle yalan-lıyorlardı. Yalan sayıyorlardı onları. Neden? Çünkü dünya hayatı onları aldatmaktadır. Dünyanın konumu ile aldanıyorlardı. İmtihan gereği, dünyanın konumu gereği Allah’ın kendilerine dokunmayışına aldanıyorlardı. Burada Allah’ı atlattık, zannediyorlardı. Dünya hiç bitmeyecek zannediyorlardı. Dünya kendilerinin zannediyor, orada ebedî kalacaklarını düşünüyorlardı. Evet, dünya hayatı onları aldattı da, artık onlar orada ateşten hiç çıkmayacaklar. Azabın, ateşin içinde unutulacaklar. Sözleri dinlen-meyecek. Mâzeretler ileri sürme ve özürler dileme imkânı da verilmeyecek kendilerine. “Aman ya Rabbi! Ne olur, pişman olduk! Hata etmişiz! Anlayamamışız! Akıllarımızı kullanamamışız! Bizi affet! Bize merhamet buyur!” deme hak ve imkânları da olmayacaktır. Kapılar kapanacak ve o azabın içinde unutulacaklardır. Elbette bütün bunlar buradadır. Pişmanlık burada işe yarar. Dönüş burada geçerli, tevbe burada değerlidir. İş işten geçtikten sonra artık insanın af dilemesi veya mâzeretler ileri sürmesinin anlamı yoktur. Ama bakın, bütün bunları burada anlatıyor Rabbimiz. Sanki olmadan olacakları bizim gözlerimizin önüne sürüyor. “Kullarım! Bakın iyi düşünün, yarın bunlar mutlaka başınıza gelecek. Ben sizi şimdiden uyarıyorum. Gelin, yarın “biz duymamıştık, bizim bunlardan haberimiz yoktu, eyvah, eyvah!” demeyin!” Çünkü yarın hiç kimsenin mâzeret hakkı kalmayacaktır.