6. “Ey Muhammed! İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah’ın varlığının delilleridir. Artık Allah-tan ve Onun delillerinden sonra hangi söze inanırlar.” “Ey peygamberim! İşte bunlar Allah’ın hak âyetleridir. Biz bunları sana hak ile okuyor, okutturuyoruz. “Telâ” bir de izlemek, izlettirmek anlamındadır ki, mânâ “biz bunları sana hak ile izlettiriyoruz” demek olacaktır. Öyleyse Rabbimiz bu ifadesiyle bu âyetlerin peşini bırakmamamızı, sürekli onları izlememizi, sürekli onlarla beraber olmamızı istiyor. Gözlerimiz sürekli bu âyetleri izleyecek, gönüllerimiz sürekli bu âyetlerin peşinde olacak ve hayatımızı bu hak âyetlerle düzenleme savaşı içinde olacağız. Bir an bile bu âyetlerden gafil olmayacağız. Allah’ın hayatı düzenlemek üzere yarattığı bu âyetlerle diyaloglarını kesen, bu âyetlerden habersiz bir hayat yaşayan insanlar için bakın Rabbimiz diyor ki: Onlar Allah’ın varlığına delil olarak yaratılmış olan bütün bu âyetlerden bir şey anlamıyorlarsa, gözleri ve kulakları önünde cereyan eden bu kadar âyet onlarda bir şeyler depreştirmiyor, bu âyetlerin sahibine iman ve onun yasalarına teslimiyet konusunda onları harekete geçirmiyorsa artık hangi söze inanacak bu adamlar? Allah’ın gökler ve yerlerde yarattığı bunca âyetlerine, bu âyetlerin yaratıcısına “evet” demiyorlarsa, artık hangi delile, hangi âyete, hangi söze evet diyecek bu adamlar? Allah’ın âyetlerinin hepsi haktır. Hepsi gerçektir. Bu kadar açık seçik olan hakka “evet” demeyen bir insan hangi hakka “evet” diyecek? Bundan daha açık, bundan daha gerçek bir hak bulabilecekler mi ki kabul etsinler? İşte bütün bu âyetler kâinatta yegâne Rabb ve İlâh olarak Allah’ın gücünü, kudretini, bilgisini, iradesini ve hikmetini ortaya koyan âyetlerdir. Ama kâfirler tüm bu varlıkların yaratıcısı olan Allah’a inan-mıyorlar. Allah’ın Rabb ve İlâh oluşunu kabullenmiyorlar. Peki kimmiş bu inanmayanlar? Allah’ı ve Allah’ın bu gerçek âyetlerini inkâr edenlerin özellikleri neymiş? Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz onların sıfatlarını şöyle anlatıyor: