Câsiye Suresine Dön

Câsiyeالجاثية

9. Ayet

9Câsiye Suresi

وَاِذَا عَلِمَ مِنْ اٰيَاتِنَا شَيْـًٔاۨ اتَّخَذَهَا هُزُوًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌۜ

Ayetlerimizden bir şey öğrenecek olsa onu alay konusu edinir. Böylelerine alçaltıcı bir azap vardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

9,10. “Âyetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah’ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.” Bu tip insanlar için Rabbimiz buyurur ki, “âyetlerimizden bir şey öğrendiklerinde, âyetlerimizde sunulan bir şeyin kesin doğru olduğunu, gerçek olduğunu anlayıp kavradıklarında, başka yapabilecekleri bir şeyleri olmadığından hemen onu alaya alırlar. Onu oyun ve eğlence konusu yaparlar.” Önceki âyet-i kerimesinde Rabbimiz âyetlerle karşı karşıya geldiklerinde sanki duymamış, hiç haberdar olmamış gibi davrandıklarını ve kendi hayatlarına devam ettiklerini anlatmıştı. Bakıyoruz, bu âyet-i kerimesinde de âyetlerle karşı karşıya gelerek âyetlerin doğruluğunu anlayan bu insanların başka yapabilecekleri bir şeyleri olmadığı için onu alaya aldıklarını, eğlence yerine koyduklarını anlatıyor. Böylece Allah’ın âyetleri karşısında, Allah’ın sistemi karşısında bu adamların kendilerine tutunacak bir dal aradıklarını anlatıyor. Allah’ın âyetleri karşısında, Allah’ın yasaları karşısında onu yargılayıp reddedecek delilleri de olmadığından, tutunabilecek, sığınabilecek bir tek yol bulabiliyorlar, o da alaya almak, maskaraya almak ve gülüp geçmek. Kendilerini üstün bir konumda, Allah’ın âyetlerini ve o âyetleri duyuran peygamberi de alçak bir konumda görerek gülüveriyorlar. Allah’ı da, Allah’ın âyetlerini de, Allah’ın elçisini de alaya alıyorlar. Ta-rih boyunca bu hep böyle olmuştur. Tarih boyunca kendilerinin tanrılığını iddia eden, kendi düşüncelerini, kendi yasalarını Allah yasalarından üstün gören tüm kâfirler, kendi yasalarının hâkimiyeti adına Allah âyetlerini, Allah yasalarını ilga edip, yasaklayıp duyurmamaya çalışan tüm Firavunlar ve Firavunun sistemini ayakta tutmaya çalışanların ta-mamının yaptığı iş budur. Allah’ın âyetlerini ve Allah’ın elçilerini alaya almak ve onlarla dalga geçmek... Allah’ın hak elçilerinin kendilerine getirdikleri âyetleri dinleyip onlar üzerinde düşünmek ve bir karara varmak yerine, düşünüp taşındıktan sonra onları kabullenmek veya bir delille reddetmek yerine alaya alarak gülüp geçiyorlar. Neden? Neden bu yolu tercih ediyorlar? Çünkü sepetleri boştur adamların. Dağarcıklarında onu değerlendirecek sermayeleri yoktur. Kafalarının içi bomboştur. Bütün sermayeleri sadece gülmek ve alaya alarak reddetmektir. Tek yapabilecekleri şey işte budur. Alay et-mek, maskaraya almak, tekzip etmek, yalanlamak, karşı çıkmak, susturmak, asmak, kesmek, tehditler savurmaktır. Her devirde bu böyledir. Her devirde Firavunların, Firavun gibilerin ve Firavunun sistemini ayakta tutmaya çalışan mele’ grubunun karakteri budur işte... Halbuki herhangi bir kimseden bir söz duyulunca, önce onu dinlemek, anlamaya çalıştıktan sonra ya kabullenmek, ya da delilleriyle reddetmek icap etmektedir. Bu işin doğrusu budur. Ama adamlar öyle yapmıyor-lar. Dinlemeden, anlamadan, kavramadan peşinen reddediyorlar, gü-lüp geçiyorlar. İşte böyleleri için alçaltıcı bir azap ve arkasından da cehennem vardır, diyor Rabbimiz. Kazandıkları şeyler de, topladıkları şeyler de, Allah berisinde edindikleri veliler de onlara bir fayda sağlamayacaktır. Kazandıkları şeylerin hiç birisinin onlara bir faydası olmayacaktır. Elde ettikleri güçler, kazanıp topladıkları servetler, şanlar, şöhretler, paralar, pullar, iktidarlar, rütbeler, kurdukları medeniyetler, geliştirdikleri teknolojiler, silah fabrikaları, tanklar, tüfekler onları o azaptan kurtaramayacaktır. Ne bu kazandıkları, ne de Allah’ı ve Allah’ın âyetlerini, Allah’ın yasalarını bırakıp da O’nun yerine kabul ettikleri velileri, yasalarını uy-guladıkları tanrıları, tanrıçaları, kendilerine yardım vaad edenler, ar-kanızdayız diyenler ve onların yasalarına kullukları onlara hiç bir fayda sağlamayacaktır. Ne yeryüzü tanrıları, ne A.B.D., ne A.T. onları kurtaramayacaktır. Onlar için onların yaptıklarına uygun bir biçimde büyük bir azap vardır.