24. “Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.” Orada bu adamlar ateşi gördüklerinde, ateşi boyladıklarında, cehenneme yuvarlandıklarında anlayacaklardır. Neyi anlayacaklar? Kim daha azmış? Kim daha çokmuş? Kim daha güçlüymüş? Kim daha güçsüz ve zayıfmış? Kimin sayısı azmış? Kimin sayısı daha çokmuş? işte o zaman bunu görüp anlayacaklar. Vah Müslümanlara! Sanki nüfus sayımcıları olmuşlar. Çok şükür üç olduk, beş olduk, sekiz olduk hadi bakalım demeden yanalar. Halbuki bir ülke, bir bölge düşünün. Meselâ New York. Kaç Müslüman var orada? Sekiz kişi, on kişi. Peki bunlar çok mu azlar sizce? O yarın belli olacak. Kim azmış, kim çokmuş? Bunu cehennemi görünce anlayacaklar. Kim daha zayıfmış? Kim daha güçlüymüş? Kimin sayısı azmış? Kimin sayısı çokmuş? Kimin yardımcısı güçlü, kimin yardımcısı zayıfmış? Bunu yarın anlayacaklar, diyor Rabbimiz. Ama maalesef bunu anlayamayan Müslümanlar iman zaafına düştüklerinden, cahilî güç anlayışlarına sarılmış nüfus sayımcıları olmuşlar. Sanki çoğalma, azalma görevlileri. “Aziz efendim! Zayıfız! Güçsüzüz! Mustaz'afız ne yapalım?” derdindeler. Çok mu, az mı olduklarını yarın anlayacaklar. Kim azmış, kim çokmuş? Kimin yardımcısı güçlü, kimin yardımcısı güçsüzmüş, bunu yarın anlayacaklar. Allah’la beraber olan bir tek mü'min aslında tüm dünyadan güçlüdür. Allah’a inanan bir tek mü'min aslında Âdem’le beraberdir, Nuh’la beraberdir, tarihin derinliklerinde tüm peygamberlerle, tüm me-leklerle ve tüm mü’minlerle beraberdir. Çünkü iman ehli asla yalnız değildir. Allah’a inanmış bir tek mü'min karşısında bütün dünya dize gelecektir. Ama yeter ki o mü'min kimlerle beraber olduğunun, kimin safında bulunduğunun farkında olabilsin. Kimin safında olduğunu an-layan, yardımcısının Allah olduğunu bilen ve buna iman eden bir mü’-min karşısında bütün dünya küçülecektir. Kendisinde tüm dünyaya meydan okuma cesaretini bulabilecektir. Öyleyse ey Müslümanlar! Sakın ha sakın bulunduğumuz yerde, bulunduğumuz ülkede azdık, mustaz’aftık, güçsüzdük, yapamıyorduk, beceremiyorduk demeyin. Azlığınızın ezikliği içine düşmeyin. Azlık psikozu içine düşmeyin ve kimin safında olduğunuzu düşünün. Yardımınızda olan Allah’ın gücünü, kuvvetini bir düşünün. Bu âyetiyle Rabbimiz kendi safındaki mü’min kullarına böylece bir destek, onların düşmanlarına da bir tehdit oluşturuyordu. Müslümanlara, “kimin safında olduğunuzu bir düşünün” buyururken, kâfirlere de sizler kiminle savaşa tutuştuğunuzu bir anlayın denilmektedir.