Cuma Suresine Dön

Cumaالجمعة

1. Ayet

1Cuma Suresi

يُسَبِّحُ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِ

Göklerde ve yerde olan her şey (mutlak hâkimiyet/egemenlik sahibi, mülkünde dilediği gibi tasarruf eden) El-Melik ve (mukaddes, eksikliklerden münezzeh olan) El-Kuddûs, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi) El-Hakîm olan Allah’ı tesbih eder.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

1. “Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar, hükümran, çok kutsal, güçlü ve Hakim olan Allah’ı tesbih ederler.” Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder. Melekler, yıldızlar, ay, güneş, bitkiler, semâ, arz, tüm varlıklar Allah’ı tesbih eder. Tüm varlıklar Allah’ı gündemde tutar. Tüm varlıklar Allah’ın ken-dileri için çizdiği program dahilinde, Allah’ın belirlediği yörünge istikâmetinde hareket ederek, Allah yasalarına boyun bükerek Allah’ı tes-bih ederler. Sürekli Rabblerini gündemde tutarak, Allah’ın emirlerine boyun bükerek, Allah’ın yasalarına itaat ederek, Rabblerinin emirlerini yerine getirme konusunda görevli olduklarını, kul olduklarını bir an bile unutmayarak Allah’ı tesbih ederler. Tüm varlıklar kuldur. Bu varlıklar ne kadar büyük, ne kadar yüce, ne kadar da günahsız olurlarsa olsunlar, onların Allah karşısındaki konumları kulluktan başka bir şey değildir. Allah’ın yarattığı mahluklar ne kadar cesîm olurlarsa olsunlar, ne kadar da yüce varlıklar olurlarsa olsunlar, yine de kuldurlar. Kul ne kadar yüce olursa olsun, yine de yaratıcısına muhtaçtır. Âbid her yerde, her zaman ve mekânda yine âbid, Mabûd da Mabûd’dur. Yaratılmış olan herkesin ve her şeyin yaratıcı karşısında konumu kulluktur. Tüm varlıklar zerre kadar bir gurur ve kibre kapılmadan Rabblerine kulluk yapıyor, Rabblerini tesbih ediyor, Rabblerini azametine uygun sıfatlarıyla tanıyor, noksan sıfatlardan tenzih ediyor, yerdeki ukalâların saygısızlıklarından ötürü de sıfatlarıyla tanıdıkları Rabblerinden özür diliyorlar. Allah Meliktir, Kuddüs’tür, Azîzdir, Hakimdir. Yahudiler peygamberliği bize göndermeliydi, elçiyi bizden seçmeliydi diye O’nu şartlandırmaya çalışsalar da, Allah Meliktir. Göklerde ve yerde ne var-sa hepsinin mülkü O’na aittir. Göklerin ve yerin mutlak Mâliki O’dur. Göklerde ve yerde tek egemen, yegâne tasarruf sahibi O’dur. Gökler-de ve yerde hiç bir güç O’nun önüne geçemez, hiçbir güç O’nu etkisi altına alamaz, hiçbir güç O’nun yetki sahasına giremez, hiçbir güç O’-nun yetkilerini sınırlandıramaz. Sizler O’nun tebaâları, kulları ve köleleri iken, O’na karşı gelme, O’nun kararlarını gözden geçirme gücüne sahip değilken, nasıl oluyor da O’nu yönlendirmeye, şartlandırmaya çalışıyorsunuz? Nasıl oluyor da peygamberliği falanlara filânlara değil de bize vermeliydi demeye çalışıyorsunuz? Kim verdi bu yetkiyi size? Allah Kuddüs’tür. Her türlü noksanlıklardan, her türlü kusurlardan münezzehtir. O’nun aldığı kararlarda herhangi bir yanılgı söz konusu değildir. Hiçbir lekesi olmayan, temiz ve pâk olandır. Onun sizin adınıza aldığı kararlar da mükemmel ve tertemizdir. Sizin için belirlediği hayat programı da övgüye, takdise lâyıktır. Allah, Azîzdir. Her şeye güç yetiren mutlak güç sahibi, her konuya hakim olan mutlak hâkimiyet sahibi, mutlak otorite sahibidir. Hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği, hiçbir şeyin kendisini aciz bırakamayacağı yenilmez ve yanılmaz bir Allah’tır. Öyle bir Azîz ki, izzetine kimse toz konduramaz. Öyle bir Azîz ki, sahasına kimse gire-mez. Öyle bir Azîz ki, aldığı kararları hiç kimse gözden geçiremez. Öyle bir Azîz ki, yönetimine hiç kimse karışamaz. Hâkimiyeti, gökleri ve yerleri idaresi konusunda hiç kimse O’na ortaklık iddiasında bulu-namaz. Rubûbiyeti ve ulûhiyeti konusunda ortağı olmayan, vekilleri, yetkilileri, yardımcıları olmayan bir Allah’tır. Peygamberini seçerken, Kitabını gönderirken, emirlerini indirirken hiç kimsenin etkisi altında kalmayan, göklerde ve yerde ne varsa her şeyin sahibi olan bir Allah-tır. Aynı zaman da Hakimdir de Allah. Hikmet, hâkimiyet sahibidir. Ne buyurmuş, neyi emretmiş, neyi yasaklamışsa, ne yapmış, ne yaratmış, kimi elçi seçmişse, yani kendisinden ne tecelli etmişse, mutlaka her şeyi hikmetlidir. Kadın şöyle giyinmeli, erkek böyle giyinmelidir mi dedi? Mutlaka bir hikmeti vardır. Toplumda kısası uygulayın mı de-di? Hukukunuz şöyle olsun, eğitiminiz böyle olsun, kazanmanız, harcamanız, geceniz, gündüzünüz şöyle olsun mu dedi? Çocuklarınızı şöyle eğitin, hanımlarınızla şöyle bir ilişki kurun, komşularınıza şöyle davranın, içki içmeyin, zina etmeyin, fâizden uzak durun mu dedi? Allah ne dedi, ne yaptı, ne yapmanızı ve ne yapmamanızı istediyse, bilesiniz ki hepsinde mutlaka bir hikmet vardır. Göklerde ve yerde ne varsa, işte bu sıfatların sahibi olan Allah’ı tesbih ederler. Öyleyse göklerdekiler ve yerdekiler gibi kul olan bizler de, onların kervanına katılıp Rabbimizi tesbih edeceğiz. Biz de Rabbimizi gündeme alacağız. Şu sayılan sıfatlarıyla Rabbimizi tesbih edeceğiz. “Ya Mâlik! Ey Mâlikim! Ey sahibim! Ya Kuddüs! Ey benim için en kutsal olan, tek kutsal olan! Ey hayatımda tek kutsadığım! Ey kararları, yasaları gözden geçirilmez olan Rabbim! Ya Azîz! Ey mutlak güç ve kudret sahibi! Ey hikmet sahibi! Ey yaptığı her şeyi belli bir hikmetle yapan! Ey hayatımı kendisine sormam gereken! Ey hayatıma hakim olan!” diyerek Rabbimizi tesbih edecek ve bu tesbihimize göre bir hayat yaşayacağız.