Cuma Suresine Dön

Cumaالجمعة

3. Ayet

3Cuma Suresi

وَاٰخَر۪ينَ مِنْهُمْ لَمَّا يَلْحَقُوا بِهِمْۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

Ve onlardan olup da henüz onlara erişmemiş olanlara da… O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

3. “Onlardan başkalarına da, ki henüz onlara katılmamışlardır. O güçlüdür, Hakimdir.” O şerefli peygamberin dâvetinden, devriminden etkilenenler sadece onlar değildir. Onun dâvetinden etkilenecek olanlar sadece o ümmî Araplar değil, henüz onlara katılmamış olan nice yeni nesiller, nice gelecek yeni toplumlar olacaktır. Bu etki, ileride pek çok toplumda da kendini gösterecektir. Bu dâvet, bu inkılap sadece ümmî olan Araplar üzerinde değil, gelecek tüm toplumlar ve nesiller üzerinde de etkili olacaktır. Kıyâmete kadar nice nesiller, nice milletler, nice toplumlar bu dâvete gönül açacak, nice ölüler bu devrimle dirilecektir. Nice Hintli ineğe tapınmaktan, nice İranlı ateşe kulluktan, nice Türk kurda tapınmaktan kurtulacaktır. Yani kıyâmete kadar kim bu dünyaya gelecek ve bu hayatı yaşamak zorunda kalacaksa, işte ona gönderiliyordu Muhammed (a.s.). Allah’ın Resûlü, herkesi temizlemek, herkese kitabı ve hikmeti öğretmek, herkese Allah’ın âyetlerini okumak gibi bir sorumluluğu üzerinde taşıyarak geliyordu. Şüphesiz o Resûl ayrılıp gidecekti bu dünyadan, ama ne olursa olsun bu Kur’an devam edecekti, sünneti devam edecekti. Kıyâmete kadar bu Kitabın ve sünnetinin bilgisi insanlara rehber olmaya, rahmet olmaya devam edecekti. Eğer insanlar bu rahmete ulaşmak isterlerse, hemen ona ulaşabileceklerdi. Allah’ın Resûlü öncelikle Mekkelileri, Medinelileri sonra da tüm dünya insanlığını hidâyete ulaştırıyor, tertemiz hale getiriyordu. Ama peygamberin misyonu sadece kendi döneminde bitmeyecek, kıyâmete kadar devam edecekti. Kıyâmete kadar bu kitabın kendilerine ulaşan herkese uyarısı devam edecekti. Kıyâmete kadar her dönem insanlığı bu kitapla temizlenecek, bu peygamberin sünnetiyle, bu peygamberin tertemiz hayatıyla arınmasını sürdürecektir. Bu kitap ve bu kitabın pratiği olan peygamberin sünnetinden uzak kalanlar da yeryüzünde pisler, necisler olarak hayatlarını sürdürerek apaçık bir sapıklığı yaşamaya devam edeceklerdir. Bu ve benzeri âyetlerle anlıyoruz ki, Peygamber (a.s) sadece Araplara gönderilmemiştir. Bakın En’âm sûresinde şöyle buyuruluyor: “Ve bu Kur’an bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahy olundu.” (En’âm 19) Demek ki bu kitap, bu peygamber sadece o döneme ait değildir. Demek ki bu kitabın hükümleri sadece onun indiği dönem insanlarını kapsamaz. Bu kitap ve peygamber sadece indiği dönem insanları için bağlayıcı değildir. Aksine, kıyâmete kadar ona ulaşan insanları da onunla uyarmak için gelmiştir. Onunla sizi uyarmam, sizi cehennemden korumam ve cennete kazandırmam için bu Kur’an bana vahy olu-nuyor. Allah’ın Resûlü, bunu kendi dönemindeki insanlara diyordu. Allah’ın Resûlü, dönemindeki ashabını uyardı. Kur’an’ı tebliğ ederek, Kur’an’ı gündeme getirerek, Kur’an’ın nasıl pratize edileceğini bizzat hayatında göstererek uyardı. Ama sadece onları değil, kıyâmete kadar bu kitabın ulaştığı herkesi uyardı. Peygamber dün onları uyarmıştı, şu anda da bizi uyarıyor. Şu anda bile Allah’ın Resûlü bizi Kur’an’la uyarıyor. Kim Kur’an okuyorsa bilsin ki, Rasulullah’la karşı karşıyadır. İbni Cerir der ki: “Bu âyetle anlaşılıyor ki, kendisine Kur’an’ın ulaştığı kimse bizzat Muhammed’i (a.s) görmüş gibidir.” Öyleyse şu anda bizler de Rasulullah’la karşı karşıyayız. Meselâ bir elçi hükümdarın emrini bir valiye ulaştırıyor. Bu emir o elçinin değil, hükümdarın emridir. Öyleyse ben şu anda o elçinin size ulaştırdığını ve de elçiyi gönderenin mesajını size ulaştırıyorum. Tâbiînden Muhammed bin Ka’b el-Kurazî der ki: "Kur’an okuyan kişi onu peygamberden dinliyormuş gibi okusun. Zira onu şu anda sizi uyarmak üzere Allah’ın Resûlü okumaktadır." Unutmayalım ki peygamber rahmettir. Peygamber, Rabbimizin rahmetidir. Rahmân olan Allah bize rahmeti gereği Peygamberini göndermiştir. Peygamberlerin gönderilmesi, Rabbimizin rahmetidir. Rabbimiz kullarını karanlıklar içinde bocalar bir vaziyette bırakmak istemediği için, kitapla birlikte peygamberini göndermiştir. Hakkı-bâtılı, hidâyeti-dalaleti, doğruyu-yanlışı anlayabilmeleri için kullarına bu kitabı ve peygamberini göndermiş ve kendi bilgisiyle kullarını bilgilendirmiştir. Allah bu elçilerini seçip bize göndermeseydi, onları kendi bilgisiyle bilgilendirip bize örnek yapmasaydı biz ne yapardık? Bu dünyada Allah’ın bizden istediği kulluğu nasıl bilebilirdik?